İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon
  • Anasayfa
  • Hakkında
  • İletişim
  • Pencere
  • Karikatür Yazıları
  • Click to open the search input field Click to open the search input field Ara
  • Menu Menu
bulent

LOMBOZ 3 Şubat 2023

14 Şubat 2023/0 Yorumlar/in Genel, Karikatür Yazıları/tarafından bulent

Karikatüristini hapseden demokrasi şampiyonu ülke
Yıl 2007.
Vatan Gazetesinde, Mustafa Mutlu ile aynı köşeyi paylaşıyoruz.
O yazıyor, ben çiziyorum.
O sıra, ANAP’ın başında, Nesrin Nas’tan sonra başkan olmuş Erkan Mumcu var. 
…

Bildiğiniz gibi, 1983’de %45.14 ile gümbür gümbür iktidara gelen ANAP, Özal’dan sonra sert iniş yaparak, 2002’de  %5.11 ile meclis dışında kalınca başkanları daha hızlı değişmeye başlamıştı. 

…
Gazete’den çıktım. Taksiyle Şişli’den Beşiktaş’a iniyorum. Cep telefonum çaldı.
Karşıdaki ses, Efendim, telefonunuzu gazetenizden aldım. Ben Erkan Mumcu’nun özel kalemiyim. Erkan Bey sizinle görüşmek istiyor..” dedi.
…

Hoppala paşam, Malkara Keşan!
Türkiye’de bir siyasi figür, bir karikatürcüyü arıyorsa ortada bir sıkıntı var demektir.

…
O sıra ANAP’ın, Meclis’te fantastik bir ‘grup kurma’ mücadelesi var.
Ne demek bu?
Parti olarak, 20 milletvekiliniz varsa, ‘Meclis Grubu’ kurabiliyorsunuz, böylece mecliste grup toplantısı yapmaktan seçim harcırahına kadar, bazı özel statü ve olanaklara kavuşuyorsunuz. 

…

Hatırlayanlar teslim edecektir.
Erkan Mumcu, insanüstü bir gayretle ANAP’ın milletvekili sayısını 20’ye tamamlama savaşı veriyor ki öyle böyle değil..
…

Tam 20’yi buluyor, bir istifa, sayı yine 19’a iniyor.  Biraz kısmetsizlik de var ki, tam 20’yi bulduk açıklaması yapılıp Meclis’e başvuruluyor, bir kaza, bir kalp krizi bir vefat, sayı yine 19’a iniyor…
Bir Erkan Mumcu tamamlıyor, bir sayı eksiliyor!..

…

Olay dramatik.
Benim de ilgi odağıma oturmuş, karikatürcü olarak olup biteni merakla izliyorum. 

…
Ara ara, ANAP ile ilgili, Mesut Yılmaz’ı, Erkan Mumcu’yu, Mehmet Ağar’ı hicveden karikatürler çiziyorum.. 

En son bu eksilme – tamamlama durumunu ti’ye alan, o gün yayınlanan aşağıdaki karikatürü çizmişim. ‘Okey’e dördüncüyü en iyi Erkan Mumcu bulur’ karikatürü…

Erkan Mumcu’nun arama sebebi belli ki bu!
…

Telefon kulağımda, sıkıntılı bir ruh haliyle, Erkan Mumcu’nun bağlanmasını bekliyorum.
Zihnimi, kullanacağı üsluba uygun bir karşı ateşe hazırlamaktayım.

…

Birkaç saniye içinde Mumcu’nun sesi geldi.
“Bülent Bey merhaba, öncelikle size çok teşekkür ediyorum” diye yumuşak ve nazik bir tonla söze girdi.

Tabii benim gardım hala kapalı ve hala atağın sertleşmesini bekler durumdayım. Oysa o, kibar bir şekilde, başladığı gibi devam ediyor, edebi, felsefi cümleler kuruyor.
…
“Bir siyasetçinin” diyor, “bir karikatürcünün kalemine konu olması, karikatürcünün fırçasına dolanması, o siyasetçinin kamu nezdinde tescili anlamına gelir” diyor.. Anlamlı, derin sözler sarf ediyor…
…

Özellikle bir sağ siyasetçiden hiç beklemediğim bu tür cümleleri de duyunca gardımı gevşettim.
“Lütfen beni çizmeye devam edin. Her türlü eleştiriniz beni mutlu eder!” şeklindeki sözlerinden sonra karikatürü imzalı olarak almak istediğini de söyleyince bende yelkenler tamamen suya indi.

…

Adnan Kahveci’den sonra ilk kez, hakkında karikatür çizilen bir siyasinin, çizere teşekkür etmek için aradığına şahit olmuştum. Hatta Kahveci “O zaman ben de seni çizerim” demiş, benim karikatürümü çizmiş, onu da Çarşaf dergisindeki köşemde yayınlamıştım.
…

Mumcu ile bir daha hiç görüşmedik.
ANAP’ın başından da ayrılınca, hakkında çizecek bir şey kalmadı zaten.
Söylediği gibi “bir siyasetçi olarak artık ‘kamu nezdinde tescile’ ihtiyacı kalmamış olsa da” -siyaseti, yaptığı yapamadığı, bir yana- yıllar sonra onu, bir kâhil insan sıfatıyla anmama olanak sağlamış oldu.

Ömrü uzun olsun.

… 

Bu yazıyı ve Erkan Mumcu’nun bu olgun davranışını, sadece bugünün siyasilerinin değil, genç savcıların, yargıçların da kulağına mesel olsun diye yazıyorum.
…
Amerika’da yakın zamana kadar, en zenginler listesinin ilk on’u içerisinde üç karikatürist vardı. Türkiye’de ise sadece karikatür çizerek yaşamak ancak iki elin parmakları kadar karikatürcüye kısmet oldu. 

Bunlardan biri benim. 

Biri de meslektaşım Seyfi Şahin. 

Seyfi, yıllarca mizah dergilerinde karikatür çizmiş, Levent Kırca yazar ekibinde mizah yazmış, geçimini sadece karikatür çizerek, mizah üreterek sağlayan (şimdi biraz da sağlayamayan) ender karikatürcülerden biri.

…

Gırgır dergisinin son sayısında çizdiği bir karikatür nedeniyle yargılandı, davası yeni sonuçlandı ve bu hafta başı, 1 yıl 15 gün hapis cezasına mahkum olduğu tebliğ edildi..
Önümüzdeki hafta yatış için cezaevine teslim olacak.
Ne olacak, nasıl olacak o da bilmiyor…
…

Asıl tenakuz, her vesilede  ”demokrasi şampiyonu” olduğunu iddia eden bir ülkenin yargısının, tabanca, bıçak kullananları sokakta bırakırken, kalem, kağıt kullananları hapsetmeye çalışması.  

…
“Gaulle” kelimesinin fonetiği, Fransızca’da, ağaçtan meyve toplamak için kullanılan uzun sırığın (gauler) adını andırır. 

Charles de Gaulle ise, II. Dünya Savaşı öncesi savaş teorisyeni bir tuğgeneral, savaştan sonra da Fransa Cumhurbaşkanı olan 1,96 boyunda, soy ismiyle müsemma bir ünlü siyasetçinin adıdır.

…

General de Gaulle, bir savaş kahramanı olmasına rağmen, uzun burnu ve boyu ile Fransız karikatürcülerin acımasız esprilerinden kurtulamamıştır.  

Kadim dostum Hüseyin Şişman, gezi bloğunda  Fransız Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle’den bir anekdot yayınlamış:
“General de Gaulle’ün Cumhurbaşkanlığı devam etmektedir.
1960’lı yıllar… O aralar siyasi mizah dergilerinde onun karikatürleri pek görünmez olur. De Gaulle danışmanlarına dert yanar, “Yahu karikatürlerim çıkmaz oldu, hayrola Fransızlar artık beni sevmiyor mu?“
…
Bütün siyasilerimiz olaya, Rahmetli Adnan Kahveci gibi, Erkan Mumcu gibi bakabilseydi, General de Gaulle gibi yaklaşabilseydi; kimse karikatürden, mizahtan, yazdığından, çizdiğinden, düşündüğünden gadre uğramasaydı, belki gerçekten de “demokrasi şampiyonu” olabilirdik!

Mizahçının ürettiği, toplumun sesinin yansısıdır.
Mizahçısına eziyet eden, allame olsa gelecekte iyi anılmaz!
—

Toplumsal vicdanın hizası

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Millet İttifakında liderliğin pozisyonunu tanımlarken “Toplumsal vicdanın hizasında durmak..” şeklinde bir cümle kurdu.

…

Aslında bu koalisyonun ve hatta bu koalisyon dışındaki koalisyonların da anahtar cümlesi bu.

Çok  kritik bir eşikteyiz ve vatandaşın kahir ekseriyesi durumun farkında. 

İşte “toplumsal vicdan”, bu farkındalık.

Bu hizada duramayan liderler gider, peşinden tek bir seçmen de götüremez..
Ona göre!

—

Avrupa’da kuranı kim yakıyor?

Avrupa’da Kur’an yakanlar “Atayizler” mi? 

Hayır!

Solcular mı?

Hayır! 

Komünistler mi? 

Hayır!

Şamanistler mi? 

Hayır!
Mütedeyyin hristiyanlar mı?

Hayır!

… 

Kimler Avrupa’da Kur’an’ı yakanlar?

Avrupa’nın hristiyan aşırı sağcıları…

Avrupa’nın siyasal dincileri…

…

Yani kime kızacağınıza iyi bakın!
Siyasal dinciler dünyanın her yerinde birbirine benzer!

…

 

 

Ne bilim!

Biz aya sert inişi düşüne duralım, Birleşik Arap Emirlikleri, ülkenin iki astronotundan biri olan 41 yaşındaki genç astronot Sultan al-Neyadi’yi, Space X’in Falcon 9 roketiyle, uzun süreli bir uzay yolculuğuna gönderiyor.

…

Al Neyadi, öyle form doldurup başvuru kurasıyla seçilmiş bir vatandaş değil. İngiltere’de Brighton Üniversitesinde Elektronik ve İletişim Teknolojileri Mühendisliği okumuş, Avustralya Griffith Universitesinde Data Teknolojileri alanında master yapmış bir asker bilim adamı.

…

Genç adam yıllardır çalışıyor yer çekimsiz ortamda alet kullanma deneyleri yapıyor. Oksijensiz ortamda yapacağı testlere hazırlanıyor. Başını yastığa koyduğunda sağ salim fırlatmayı atlatıp istasyona varabilecek miyim? Yanmadan atmosferi geçip geri gelebilecek miyim diye düşünüyor. 

…

Peki Birleşik Arap Emirlikleri sathında harıl harıl, astronotun, uzayda hangi deneyleri hangi bilimsel araştırmaları yapacağı, hangi projeler üzerinde çalışacağı, nasıl gidip döneceği mi tartışılıyor sanıyorsunuz? 

Tabii ki hayır!

Ne tartışılıyor? 

Bir bölümü Ramazan ayına gelen bu seyahat süresince Arap astronotun oruç tutup tutmayacağı tartışılıyor.

…

Standart uyum çalışmalarının ağır temposu altında canı burnuna gelmiş astronot, sonunda dayanamıyor, “tutmayacağım ulan! Orada saatte 28 bin km hızla dönüp duracağım.. Seferi sayılırım” diye cevap veriyor.

…

Ulema, “evet seferidir!” diyor. 

Tartışma kesiliyor!

…

Bilim mi dedin?

Nebilim!

—

Bu gönderiyi paylaş
  • Share on Facebook
  • Share on X
  • Share on Pinterest
  • Share on LinkedIn
  • Share on Tumblr
  • Share on Vk
  • Share on Reddit
  • Mail üzerinden paylaş
https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2023/02/koordinasyon.jpg 650 1122 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2023-02-14 00:13:332023-02-15 00:14:02LOMBOZ 3 Şubat 2023
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Search Search

    Sayfalar

    • Anasayfa
    • Hakkında
    • İletişim
    • Pencere
    • Karikatür Yazıları

    Kategoriler

    • Bant
    • Canlı Yayın
    • Cumhuriyet GEZİ
    • Dünden Bugüne
    • Genel
    • İlüstrasyon
    • İzmir 9 Eylül
    • Karikatür Yazıları
    • Portfolyo
    • Vatan
    • Video

    Arşiv

    • Ekim 2026
    • Eylül 2026
    • Ağustos 2026
    • Temmuz 2026
    • Haziran 2026
    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Aralık 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Ağustos 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019
    • Şubat 2019
    • Ocak 2019
    • Aralık 2018
    • Kasım 2018
    • Ekim 2018
    • Eylül 2018
    • Ağustos 2018
    • Temmuz 2018
    • Haziran 2018
    • Mayıs 2018
    • Nisan 2018
    • Mart 2018
    • Şubat 2018
    • Ocak 2018
    • Aralık 2017
    • Kasım 2017
    • Ekim 2017
    • Ağustos 2017
    • Mart 2017
    • Şubat 2017
    • Ocak 2017
    • Aralık 2016
    • Kasım 2016
    • Ekim 2016
    • Temmuz 2016
    • Haziran 2016
    • Mayıs 2016
    • Nisan 2016
    • Ocak 2016
    • Aralık 2015
    • Kasım 2015
    • Ekim 2015
    • Eylül 2015
    • Temmuz 2015
    • Haziran 2015
    • Mayıs 2015
    • Nisan 2015
    • Ekim 2014
    • Ekim 2013
    • Aralık 2012
    • Ağustos 2005
    • Nisan 2005
    © Telif Hakkı - İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon - powered by Enfold WordPress Theme
    • Link to X
    • Link to Facebook
    Link to: Ayın Karikatürleri Link to: Ayın Karikatürleri Ayın Karikatürleri Link to: LOMBOZ 10 Şubat 2023 Link to: LOMBOZ 10 Şubat 2023 LOMBOZ 10 Şubat 2023
    Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön