İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon
  • Anasayfa
  • Hakkında
  • İletişim
  • Pencere
  • Karikatür Yazıları
  • Click to open the search input field Click to open the search input field Ara
  • Menu Menu

Sosyal Medya Linkleri





NEDEN?

“Neden hep eleştiriyorsun? İktidar hiç mi iyi bir şey yapmıyor?” diye soruyor bir okur..

Zaman zaman mizah yapanlara sorulur.
İlk bakışta haklı bir soru gibi görülür ama ben, çizgi yaşamını gazete-dergi karikataüristi olarak sürdüren bir mizah emekçisi olarak kendi alanıma düşen bölümünden anlatayım.

…

Doğada her canlının bir savunma silahı vardır. Kılıç balığının kılıcı, öküzün boynuzu, ayının pençesi, mürekkep balığının mürekkebi, kirpinin dikeni, kaplumbağanın kabuğu onların savunma silahlarıdır.
…
İnsanın savunma silahı zeka, toplumun savunma silahı da ‘mizah’tır…
…
Mizahçı toplumun istihdam ettiği bir savunma görevlisidir.
Karikatürist, toplumun kendisine verdiği bir görevi yer yer bedeli mukabili yerine getirir.
İşi budur.
Görevi ‘Erk’ tanımına giren ‘egemen güçleri’ eleştirmektir.
Üsluplar, yöntemler, kişiler, ülkeler, yayınlar değişir ama görev değişmez.

Eleştirilecek olan güç, yeri gelir iktidar olur, yeri gelir patronlar olur, yeri gelir askerler olur, hakim olur, hakem olur, devlet olur.. Olur oğlu olur.. Dayak atma yetkisine sahip kim varsa eleştirilecek güç odur.

Toplum, bu “özel elemanına” der ki; “Bizim yerimize bu muhalefet işini sen yap.

Sen hep muhalif ol! Binada her şey mükemmel gibi görünse de duvarda yağmurdan dökülen boyayı, çatıdaki kırık kiremiti sen çiz.
Çiz ki o da düzeltilsin.. Eksik aksak kalmasın..
Birinin işi bunları hatırlatmak olsun..
Bu da sen ol!..”

Toplum karikatürcüyü uyarır!.. “Ha! sen sakın ola “yağcılık, yandaşlık” yapma!..
O görevi verdiğimiz bol miktarda adam var. ‘Yardımcı’, ‘danışman’, ‘sağ kol’, ‘has adam’ gibi kadrolar açıyoruz bu işler için.
Sen o tarafını merak etme!” der..

•••

Ender de olsa, görev tanımını anlamamış, gücü ve gücün yaptığı işleri öven bir pozisyon almış, mizah emekçisi kisvesine bürünmüş kimselere de rastlanmaz değil..
Ama ona “soytarı” denir. Soytarılık da kurumsal bir iştir.
Kralı hoşnut etmek, kralın memleket sıkıntılarıyla bozulan moralini düzeltmek soytarının işidir.
Ama bilmelidir ki, kral ölünce soytarısı onunla birlikte gömülür!

•••

Mizahçının görev tanımı sadece bir ülkeye özgü değildir.
Almanya’da, Hindistan’da, Brezilya’da, Meksika’da, Amerika’da, Çin’de de olsa değişmez.
Bazı yerlerde biraz daha kolay bazı yerlerde biraz daha zor olur, bazı yerlerde ise bir süre neredeyse imkansız hale gelir o kadar.. Toplumun “Bunu biri yapmalı!” dediği bazen eğlenceli ama hakkıyla yerine getirildiğinde çoğu zaman da tehlikeli hale gelen bir iştir bu iş..
Karikatürist denilen “enayiler” bu işe talip olur.
Sonra başlarına gelmedik kalmaz! Ama kendi düşen de ağlamaz..

•••

Oğuz Aral, karikatüristi; “kendisine ekmek veren eli ısıran adam!” olarak tarif ederdi.

Hiç unutmuyorum. Ana muhalefet partisinin karikatürcülere verdiği bir davete katılmıştım. (12 Eylül 2010’da yapılan Anayasa Referandumu öncesi)
Bir kaç kelam etme sırası bana geldiğinde, konuşmamı şöyle bağlamıştım.
“Biz karikatürcüler, şimdi sizinle neden burada, aynı masada yemek yiyoruz?
Çünkü aynı taraftayız! Siz de muhalifsiniz. biz de..
Ama her şey istediğiniz gibi olur da yarın siz iktidar olursanız, biliniz ki biz yine sizin muhaliflerinizle birada yemek yiyor olacağız. Bunun için sakın bize kızmaya kalkmayın!”


SON ÖDÜLLER:

2022:
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti
Sedat Simavi 2022 Yılı Karikatür Ödülü


https://www.gazetepencere.com/gundem/tgc-sedat-simavi-karikatur-odulu-bulent-celike-307482h
—-

2021
Çağdaş Gazeteciler Derneği 2021,
Yılın Karikatürcüsü Ödülü


ÖZGEÇMİŞ

Taş devrinden bu güne kalan;
yontulmuş bir mızrak ucu,
bir taş balta ve
duvarda birkaç çizgi..

Mağaralarda yaşayan atalarımızdan aldığımız ilk kültürel miras çizgi..
Kendini anlatmanın en ilkel ama en etkili yolu.
Bu gün az-çok gelişerek yine aynı işlevi yerine getiriyor.
Belki ileride gerçekten “yazı” bulunacak ve
biz bırakacağız ‘çizmeyi mizmeyi..’

——————————————————————————

Ben doğduktan bir yıl sonra 1960 ihtilali oldu.
1971 darbesinde ilk okulu bitirdim.
1980 darbesinde Ankara’da (DTCF)  Tiyatro’yu yarım bıraktım..
Nereden bilebilirdim ki Metin And’ın Sevda Şener’in derslerine girmiş olmak ne büyük bir ayrıcalıkmış…
1986’da, darbesiz tantanasız, anarşisiz bir ortamda İstanbul Üniversitesi’nin Fen Fakültesi, Biyoloji Bölümü, ‘Genetik Kuru’nu bitirdim…
…

Özetle ilk gençliğimin sonuna doğru gelirken hayatıma 3 darbe birden sığmış oldu.
Ben üniversiteyi bitirip resmi öğrenim hayatıma nokta koyduktan sonra ortalık sakinleşti. Ama paranoya yerleşmişti bir kez!..
Paranoid olmanız takip edilmediğiniz anlamına gelmez!
…
28 Şubat’ı darbeden saymadığım için ve 15 Temmuz’u da hala çözemediğim için onları saymıyorum…
…
Ergenekon ve Balyoz kumpasları sırasında yani 2010 Haziran’ında, İktidar sahipleri, kolkola yürüdükleri Fetö’cülere henüz “Cemaat” derken, “Bunlar devlete sızıyor, devleti ele geçirmeye çalışıyorlar…” mealinde yazıp çizdiğimiz için “tüpçüler” tarafından, satın alınması aşamasında Vatan gazetesinden kovuldum.
Hatta ilk kovulan kişi ben oldum.
…

Hazır işten atılmışken, fırsat bu fırsat deyip,  Arel Üniversitesi’nde Grafik Tasarım Yüksek lisansı yaptım.
…
Kısaca İhtilaller, darbeler ve sarsıntılarla dolu öğrenim hayatıma sırasıyla; Samsun,
Trabzon, Sinop, tekrar Samsun, Ankara ve İstanbul girdi…
…

Ama hayatta en çok, çocukluğumu geçirdiğim Sinop’u sevdim.
Neden.. Bilmem!..
Belki rahmetli Muazzez Güner öğretmenimi orada tanıdığım için;
Pazar torbasını evine taşıyabilmek için sanki rastlantıymış gibi pazardan gelişini gözlediğim için;
Belki, Türkçe kitabında at üstündeki Atatürk’ün terkisine kendimi çizip kuvvetlice beline sarıldığım yer olduğu için;
Belki de çocukluğumu oralarda, deniz kıyısında bırakıp almayı unuttuğum için…
…

Çocukluğum boyunca bir kaçış olarak sarıldığım ve üniversite öğrenciliğim sırasında geçim derdiyle profesyonelleşen çizerlik; sendika dergileri, mizah dergileri haber dergileri, gazeteler derken profesyonel mesleğim olup kaldı.

Matematikçi-Yayıncı Halim Bulutoğlu’nun, basılan ilk karikatürlerimi ‘Ekin Yayınevi’nde bir matematik dergisinde yayınlama, yani matematik sorularını karikatürle çözme cin fikri de ilk tetikleyicilerden biriydi kuşkusuz. “Yok canıım, Nasıl olabiler ki” diyen olursa, şöyle bir, ilk kapak karikatürünün eskizini aşağıya bırakayım…

…
Genetik okumamın faydasını da askerde gördüm…
Diplomam sayesinde indirim yapıp 8 ayda -ki o zaman buna kısa dönem askerlik diyorlardı- teskeremi verdiler.
…
Ekin Yayınevi sonrasında, Çarşaf’la başlayan, Tempo ile süren, Kelebek ve ana gazete ile devam eden süreç toplamı olarak, en uzun süre ki, on küsur yıl Hürriyet’te çizdim.

…
Star gazetesinin ilk yılında, Dünya Grubu’nun dergilerinde,
derken çizerlikte sonraki en uzun durak, kuruluşundan itibaren 8 yıl çizerlik yaptığım Vatan gazetesi olmuştu.
Oysa sahibi ile birlikte, yolu da değişince ilk şutlanan ben oldum.
(Bkz: Karikatüristler: yangında ilk yakılacaklar)
…
Sonra 3 yıl kadar bir süre, televizyon ekranlarında, sevgili kardeşim Mustafa Mutlu’nun ‘Kral Çıplak’ programında, canlı yayında karikatür çizerek mesleği icra etmeye çalıştım!..
…
Laf aramızda; çeşitli konukları olan, siyaset konuşulan bir canlı yayında, o anda konuşulan konularla ilgili karikatürlerin çizildiği bir çalışma, dünyada yapıldı mı rastlamadım ama Türkiye’de ilk kez yapılıyordu.
…
Şimdilerde kuruluşundan yani 2019 Ekim’inden bu yana Gazete PENCERE’ de hem yazıyor hem de çiziyorum.
Bu iş hayatım.
…

Bu da aşk hayatım…
Yıllaaar önce “Aysel” adında bir çocukluk aşkım vardı.
O sağda solda hala “sadece arkadaşız!” deyip dursa da evliyiz ve koskocaman olmuş iki çocuğumuz ve Atlas adında bir torunumuz var.
…
Cansel’in adını abisi Can koydu. O zaman Can 10 yaşında ve yıl 1997’nin soğuk bir ocak akşamı olduğuna göre:

a) Cansel şimdi kaç yaşındadır? b) Can’ın yaşı kaçtır? c) İkisinin
yaşlarının toplamı kaçtır?!..

Hayatımın sırrı; rahmetli annemin, yetmiş küsur yaşındayken bile hala nasıl olup da doğal sayılar kümesindeki etkisiz elemanı, pisagor teoremini hatta diksirminantın formülünü unutmamış olmasıydı.
…
Bu sırrı Cansel’in ev ödevlerini yaparken verdiğim kısa aralarda düşünme fırsatı bularak çözdüm…
…
Annem bu veletlerden yedi tane okutmuştu..
Sayı doğrusunu hayatınız boyunca tekrarladığınızı düşünsenize…
—


Önemli Not:
Bu sitede bulunan ya da bulunmayan bana ait bütün -yayınlanmış- karikatürler, herhangi bir izne gerek olmaksızın, ticari olan ya da olmayan bütün mecralarda herhangi bir ücrete tabi olmaksızın KULLANILABİLİR..
—

Bazı Söyleşi ve hakkında Linkleri:


30 Ocak 2024,
Karantina Tv. Muhalif Çizgiler Programı,
Erdoğan Karayel, Hicabi Demirci moderatörlüğünde karikatür söyleşisi:
https://www.youtube.com/watch?v=NXAg3TsNZ3M&t=351s


Piarte TV :  Bülent Çelik – Cengiz Üstün, Dünden bugüne Mizah – Söyleşi


Mehmet Saim Bilge / Ortak Dil / Karikatürist Bülent Çelik ile söyleşi 



5 Aralık 2021

KRK TV Semra Topçu, Söyleşi
“Türkiye’de mizah eski gücünü koruyor mu?
https://www.youtube.com/watch?v=S5uz-O2dj_s


Adalı Dergisi, Halim Bulutoğlu ile KorunAda Söyleşisi:
Korona sürecinden bir söyleşi:


19 Mayıs 2020
Yönetmen ve Sosyal Medya Uzmanı Yusuf Çakıroğlu ile Sosyal Medya ve katikatür üzerine bir 19 Mayıs Özel söyleşisi:
https://www.instagram.com/samsuncocukkorumaplatformu/



http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=-263024

https://tr.wikipedia.org/wiki/Bülent_Çelik

http://bulentciziyor.blogspot.com.tr/2014/09/ibulent-celikin-ricas-ile.html

http://www.uludagsozluk.com/k/bülent-çelik/

http://home.anadolu.edu.tr/~aozer/makaleler/2.htm

http://ibulentcelik.blogspot.com.tr/

Kitaplar

Büyük Felaket
Matiz Kitap;
Yayın linki:
MATİZ Kitap kurucusu Aysan DOĞANER ile birlikte hazırladığımız bu kitabı, 6 Şubat depreminin ve Türkiye’nin depreme entegre kaderinin hep hatırda tutulmasına yönelik mücadele havuzuna bir damla olsun diye planladık.
Kitap, Aysan’ın makaleleri yanında benim, bir kısmı Gazete Pencere’de yayınlanan yazılarım ve karikatürlerimden oluşuyor.
Yayın yukarıdaki linkten sipariş edilebiliyor.

Kitaplar

Kırmızı Oda
Lambert Yayınları
Amazon Yayın linki:
Kırmızı Oda: Türkiye’de Gazete Sayfa Tasarımının 80’li Yıllardaki Teknolojik Dönüşümü ve Cafer YARKENT’in Bu Süreçteki Rolü (Turkish Edition)
Arel Üniv. Grafik Tasarım Yüksek lisans bitirme tezi olarak hazırladığım bu belgesel dökümanda anlatılan, benim de baştan sona bizzat yaşadığım bir değişim süreciydi.  Hem de bu sürecin önemli bir bölümünü Gazetesinde, değişimin mimarı Cafer YARKENT ile aynı odada çalışarak geçirmiştim.
Bu tezi ve sonrasında kitap haline dönüştürdüğüm versiyonunu Sevgili Cafer abiye ithaf ettim.
Yazılı basında tasarımın bilimsel bir iş olduğunu, gazete tasarımının bir matematiği olduğunu bu gazetelerin ancak matematiğin uygulanması durumunda estetik olabileceğini gösteren ilk ve tek adamdı Cafer YARKENT… Bu önemli beyin, Yeni Asır’ı yarattı. Ardından SABAH’ı yarattı. Sonra en önemli uygulama örneklerini HÜRRİYET’te sergiledi. STAR’a, VATAN’a dokundu.  Büyümelerine çok önemli katkıda bulunduğu bu yayınların bugün geldiği -en azından- estetik durumu iyi ki görmedi!..
Bu yayını hazırlarken bir süre onun Foça’daki evinde kaldım. Birlikte güzel günler geçirdik. Sevgili Nesrin Abla’nın nefis yemeklerini yedik.
Kırmızı Oda’nın gerçek yaratıcısı, basının en naif yazı işleri müdürü, hep özlediğim oda arkadaşım Cafer Abi, ışıklarda uyu..

EDİTÖRLÜK

Hüseyin Avni Özen – AYI HİKAYELERİ
Hüseyin kardeşim, ışıklarda uyusun, bir gün elinde, Artvin-Barhal köyünde, ağızdan ağıza dolaşan bir tutam ayı hikayesi içeren notlarla geldi. Heyecanlıydı. “Bunları kitap yapalım1” dedi. Notlara, bölgedeki canlı tanıklıklardan yeni hikayeler ekledik. İki biyolog olarak hikayelerde yaşanan ayı davranışlarının nedenini de hikayelerin altına ekledik. Neredeyse zavallı ayıların sokaklarda hala tef çalınarak oynatıldığı zamanlardı ve yerli kaynaklar çok zayıftı. Bissürü yabancı akademik yayınları taradık ve türünde tek olan bu kitabı ortaya çıkardık. Kitap çok okundu. Başka dillere de çevrildi.
Sevgili Hüseyini kaybettik ama anısı bu kitapla birlikte hala yaşıyor.
İnsan, adı son kez terennüm edildikten sonra gerçekten ölür.
Hüseyin en azından “Ayı Hikayeleri” ile edebiyat varolduğu sürece yaşamayı garantiledi. Ne mutlu:)

EDİTÖRLÜK

TÜRSAB 50. YIL PRESTİJ KİTABI

Hüseyin Kurtoğulları – USTA

Search Search

    Sayfalar

    • Anasayfa
    • Hakkında
    • İletişim
    • Pencere
    • Karikatür Yazıları

    Kategoriler

    • Bant
    • Canlı Yayın
    • Cumhuriyet GEZİ
    • Dünden Bugüne
    • Genel
    • İlüstrasyon
    • İzmir 9 Eylül
    • Karikatür Yazıları
    • Portfolyo
    • Vatan
    • Video

    Arşiv

    • Ekim 2026
    • Eylül 2026
    • Ağustos 2026
    • Temmuz 2026
    • Haziran 2026
    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Aralık 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Ağustos 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019
    • Şubat 2019
    • Ocak 2019
    • Aralık 2018
    • Kasım 2018
    • Ekim 2018
    • Eylül 2018
    • Ağustos 2018
    • Temmuz 2018
    • Haziran 2018
    • Mayıs 2018
    • Nisan 2018
    • Mart 2018
    • Şubat 2018
    • Ocak 2018
    • Aralık 2017
    • Kasım 2017
    • Ekim 2017
    • Ağustos 2017
    • Mart 2017
    • Şubat 2017
    • Ocak 2017
    • Aralık 2016
    • Kasım 2016
    • Ekim 2016
    • Temmuz 2016
    • Haziran 2016
    • Mayıs 2016
    • Nisan 2016
    • Ocak 2016
    • Aralık 2015
    • Kasım 2015
    • Ekim 2015
    • Eylül 2015
    • Temmuz 2015
    • Haziran 2015
    • Mayıs 2015
    • Nisan 2015
    • Ekim 2014
    • Ekim 2013
    • Aralık 2012
    • Ağustos 2005
    • Nisan 2005
    © Telif Hakkı - İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon - powered by Enfold WordPress Theme
    • Link to X
    • Link to Facebook
    Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön