1_804_09032007_1
Bize düşman lazım değil ki.. Bu konuda da kendi kendimize yeteriz evelallah!..
Bu yazar henüz biyografisini yazmadı. Bu sırada bulent , 2132 adet gönderiye imza atmasından gurur duyduğumuzu belirtelim.
Bize düşman lazım değil ki.. Bu konuda da kendi kendimize yeteriz evelallah!..
Kapkaç’a, otomobil hırsızlığı’na masum eylemler gibi bakmaya başladık. Trafik tıkandıkça yol verme cinayetleri arttı. Suçlu kim? Sondan başa doğru yüklem’e neden sorularını sorarak gidelim.. 3 soruda suçlular ortaya çıkıyor. ilk iki soruyu ben soruyorum, siz devam edin.. “Neden yol verme cinayetleri işleniyor?” Cevap: Çünkü yollar yetersiz?.. “Neden yollar yetersiz?” “Çünkü yönetenler yetersiz!”…
Cumhurbaşkanlığı seçimi tarihi (17 Mayıs 2007) yaklaştıkça mücadele de kızışmaktadır. Kimin neyi istediği, neyi istemediği son derece karışır. Vaktiyle şiirine çalışılan Tayyip bu yanlış taktik sonucu Başbakanlığa getirilmiştir. Deniz bey bu sefer aynı hataya düşmek istemez..
Hatırlarsınız, Mesut yılmaz, daha önce “makam- mevkii gözetmeden yeniden siyasete döneceğini ve yerinin de Anavatan olacağını açıklamıştı. İşte bu açıklamanın “artçı sarsıntıları” sürüyor olsa gerek.. Anavatan’dan bir milletvekili daha istifa ederse 20 olan “Mecliste Grup Kurma” sayısının altına düşecekler.. Bu da çok şey demek anlayana 🙂
Canavar aslında gölde değil karada. Evde, sofranın üzerinde, çocuğun okul çantasında, babanın cebinde, esnafın kasasında.. Van’lıların deyişiyle Van denizinin dışında her yerde. Hiç olmazsa birazcık turist gelse.. Ahdamar’ından Nemrut’una, kahvaltısından Ahlat’ına, kalesinden kümbetine Van’dan daha dolu destinasyon mu var.. Sazan’da olsak yazalım, çizelim Van’ı.. Van’a değer..
Sahi, başkalarının görüşü önemli ve belirleyiciyse ve söylendigi gibi “buna önem veriliyor” ise neden dogrudan “halk seçmiyor?” Ne anketi sayın efendim!.. Değiştirin anayasayı, halk seçsin, bitsin gitsin..
Tüketici olarak; bir ürünü satın alırken KDV’yi, o ürünü işaretlemek için ödüyoruz. Yani, maliyeye yardım etmek için, paramızla ödünç olarak koyduğumuz bu işaret sayesinde, o ürünün vergisi esnaf tarafından devlete ödenmek zorunda kalınıyor. Sonra bizim o ödünç işaretimizi geri almamız lazım diy’mi? Harcamamız oranındaki fişi Devlete verip işaretlerimizi geri alıyoruz. Biraz uğraşıyoruz ama olsun.. Devletimiz […]
Bir gizli örgütlenme, gerçekten bu denli afişe olup, buna rağmen bu kadar uzun süre etkilenmeden, fire vermeden, bir tarafını açığa vurmadan gizli kalmayı, sır olmayı sürdürebilir mi?.. Yoksa yine kendi kendimizi mi işletiyoruz?..
Kırk yıllık Kani, olur mu yani.. Gelenekselcilik’le beleşçilik karışınca görüntü komikleşiyor tabi.. Hayır, yeni bir “uzay teleskobu” üretip babanın adını verdin de karşı mı çıktık sayın başkan!. Sokak adlarından şehir sembollerine oralardan dere tepe isimlerine kadar geldik. Yok artık..
Etrafımız suç ve suçlulularla kuşatılırken, neredeyse suçu öven, suçluyu ve silahı sevimlileştiren dizileri kollamayı “sanata saygı” ile karıştırma enayiliğine düşmeyelim. Gelişmiş toplumsal kurguda, polisin belindeki tabanca bile gösterilmez gizlenir. Sebebi basittir. Düşünmek gerekir..
