Sistem revizyonu

‘Topal ördek’ meselesi..

Amerikalılar, yönetim süresi bitmiş, yerine yenisi seçildiği halde yeni yönetici gelene kadar idareten görevde olan yöneticiler için bu deyimi kullanırlar.  “Lame duck” yani “topal ördek”. Ayrıca prestijini kaybetmiş ve artık ciddi kararlar alamaz hale gelmiş, yönetme gücü erozyona uğramış  yöneticiler için de aynı kavram kullanılır.

Tayyip Erdoğan, 31 Mart belediye seçimleri sonrası seçimi kazanan ama Belediye Meclisi’nde çoğunluğu alamayan İmamoğlu için de bu deyimi kullandı. İmamoğlu’nu istediği uygulamaları yürürlüğe koyamaz, istediğini yaptırmayız anlamında  “topal ördek” olarak niteledi..
Bunu kenara koyalım..

Daha önce “İstanbul’u kaybeden, Türkiye’yi kaybeder diyen de bizzat Tayyip Erdoğan idi.
Şimdi İstanbul’u kaybettiğine göre sormazlar mı adama, ‘Türkiye’yi kaybettiği’ halde koltukta oturmaya devam eden birisi için Türkler hangi tabiri kullanır?

Seçimin kozmik odası

Ya kazanırsam..

Önce oyunu ver

Oy

Yenilen pehlivan

Olay, ilk maçta zorla ringe çıkartılıp ‘sayıyla’ yenilen boksörü tekrar ve yine zorla ringe çıkartma olayı!.
İhtimal o ki, ilk maçta sayıyla yenilen boksör bu sefer fena bir nakavt yaşayabilir..
Bu durumda yenilgiye ortak olmamak gerekir..
Bu düşünceden ötürü olsa gerek, önceki seçimde bir günde 8 miting yaptığıyla övünülen Reis, bu seçimde ortalarda görünmüyor.
İşe yarayacak mı bilinmez ama alttan alta hummalı bir çalışma var.
Bahçeli olmasa da, bütün Ak Parti milletvekilleri hatta belediye başkanları bayram molasından sonra tekrar “Hemşehri iknası” için 24’üne kadar “Mitil”i İstanbul’a attı..
Hemşeri dernekleri, hısım akraba mahalleleri Ak Parti’nin gelmiş geçmiş en hummalı çalışmasıyla çevrilmiş durumda.  Ya da en azından böyle olduğu umuluyor.

Ama yine de Reis beklendiği gibi sahnede değil..
Ee, ne de olsa beka meselesi var!..

Yine yeni Yargı Reform Paketi

Gövde suyun içinde ne gam!

Önceki hafta yazdığımız gibi seçimlerin tekrarı kararı alındı..
Erdoğan’ın “İstanbul’u kaybetmek Türkiye’yi kaybetmektir!” sözü kendisi için durumun ne kadar vahim olduğunu anlatıyor.
Ancak seçimi yenilemek, kazanmak anlamına gelmiyor.
Bu sadece yüzleşilmesi zorunlu hazin sonu biraz daha uzatmayı sağlayabilir.
İktidarlar doğar büyür ve ölürler!..
Paraşüt eri, ilk atlayışını yapacak.. irtifa 2500 metre. Atlama kapısının önünde..
Heyecan ve korku dorukta..
Bir türlü boşluğa adımını atamıyor.
-Komutanım!
-Ne var!
-Az alçalsak da hiç olmazsa 500 metreden atlasam!

Bu “vicdanlara dokunan ve bu yüzden bir çocuğun ağzından dökülen “Her şey güzel olacak Ekrem Abi!” cümlesini sanatsallaştıran haksızlık, bu güne kadar sandıktan hiç sekmedi.
Bu gün sekmesi için çok çalışılacak ama hiç kuşkunuz olmasın yeterli olmayacak!..

Kurtuluş savaşının tam ortası.
Çerkes Ethem 5000 kişilik kuvveti ile Anadolu’nun derli toplu en büyük gücü.
‘Kuvva-i seyyare’ yani “Seyyar kuvvetler”.
Vur de vuruyor! Öldür de, öldürüyor..
Ama ilerisi için sıkıntılar da var..
Çerkes Ethem ve Demirci Mehmet Efe ‘Düzenli Ordu’ya katılmaya karşı.. Hatta güçlerini birleştirmek üzere görüşüyorlar..
Çerkes Ethem, eksiksiz techizatlı, silahlı, üniformalı askerlerini Meclis’in önüne dizip, Mustafa Kemal’den kuvvetlerini denetlemesi için ısrar ediyor.
Yarı gösteriş, yarı gözdağı..
İsmet Paşa, endişeli bir yüzle, “Nasıl olacak ki bu iş?” diye soruyor Mustafa Kemal’e. “Tek toplu güç onda!”..
Mustafa Kemal, “Tasalanma!” diyor İsmet Paşa’ya,
“Güç onda ama akıl bizde!”
Her şey çok güzel olacak ama çok da kolay olmayacak!

 

Beka sorunu..

Kriz Derinleşiyor

Her ne kadar çeşitli vesilelerle perdelenmeye çalışılsa da ‘Ekonomi ve kriz’ seçim gündeminin en önemli meselesi olmayı sürdürüyor.. Nasıl sürdürmesin ki!..