1_6575_08042008_1
Dikkat!..
Bu başlık altında; ‘Bağımsız Gazetecilik’ tarafından kurulduğu 2002 yılından, Demirören’e satıldığı 2010 ortalarına kadar Vatan Gazetesi’nde çizdiğim siyasi karikatürleri içeren bir arşiv bulunuyor.. Vatan Gazetesi el değiştirdiğinde “ilk kapının önüne konulan!” gazeteci ben oldum.. Karikatürlerin çoğunun altında, çizdiğim gün yazdığım birer ikişer paragraflık kısa notlar bulunuyor.. Beni kovarken, “Valla ekonomik olarak çok zor durumdayız. Yoksa siyasi bir nedeni yok! ” demişlerdi. Sonra Mine Kırıkkanat’ı kovdular. Necati Doğru gitti. Sonra Can Ataklı, Mustafa Mutlu.. Böyle boş kalınca düşündüm. Biz bu bir kaç kişi ne para alıyormuşuz ki gazete bizi masraftan düşünce batmaktan kurtuldu. Hala yaşamaya devam ediyor!.. Yazıklar olsun bize! Kaç kişinin ekmeğiyle oynuyormuşuz az kala..
Dikkat!..
CHP Kurultayı
Fener Chelsa maçına kitlendik..
Taksim ipi yine geriliyor..
Rize de yaylalara çıkıp kemençe çalarak ‘yumuşadığını’ ima eden Erdoğan, döner dönmez Baykal’a yumuşama sinyali vererek kapatılma konusunda mutabakat için görüşme talebinde bulunabileceğini ima eden bir açıklama yaptı. Baykal da bu dolaylı talebe “pek sıcak durmadığını” ortaya koyan bir açıklama ile cevap verdi.. “Kapımıza gelme.. şeriatın kestiği parmak acımaz. Bırak parmak kesilsin, hukuk işlesin..”
Önüne gelen “laikliği” yeniden tarif etmeye kalktı ama galiba Türkiye’de laiklikten çok “Demokrasinin” tarife daha doğrusu “dogru anlaşılmaya” ihtiyacı var. Demokrasi, her isteyenin, her istedigini yapma özgürlüğü değil, tam tersine sınırlamalar ve kurallar bütünüdür. Demokrasi adabı da, “ortak konulan” bu kurallara uymanın ya da karşı gelmenin yolunu ve yöntemlerini bilme erdemidir. Hakeme tekme at, sonra da faul vermesin diye düdüğünü kır.. iyi be!..
Eskiden, Padişahın “Salma”larından bıkan ahali vergi zamanı koyunu sığırını önüne katar, kendini dağlara vururmuş. Bu sefer de eşkiyanın insafına kalırmış.. Bu çifte sıkıştırmanın intifası hürmetine padişahın biraz eşkiyaya göz yumduğunu söyleyen tarih yazarları bile var. Fabrikaların, firmaların, büroların, koyunlar gibi dörtayağı olsaydı inanın ki iş erbabı bu dengesiz, ayarsız vergilendirme karşısında yine çareyi dağa kaçmakta bulabilirdi.. Neyse ki ofislerde sadece sandalyeler tekerlekli..
Hukuk’un arkasından dolanıp iki puan alabilirsin.. Ama bu puanlar maçı kazanmana yeter mi?!..
MHP geç de olsa hatadan dönme yolunu tuttu. Ama bu dönüş, onu “güveni kirilan” seçmeninin gözünde ne kadar kurtaracak göreceğiz?..
İç ve dış siyasette gerginligin had safhaya geldigi bir sırada önce Dick Cheney geldi.. “na kalsa gelmezdim ama Bush ugramamı istedi gibisinden biseyler söyledi. Asım amac Afganistan için “muharrip asker” talebiydi. Büyükanıt, muharriplerim bana lazım veremem diye peşin bir açıklama yapınca Cheney bu istegi dile getirmedi.. Ardından güzellik yarismasina jüri üyesi “günlük kazancının 1 milyon dolar oldugunu söyleyerek, kırıta kırıta Paris Hilton avdet etti..
