Bu başlık altında; ‘Bağımsız Gazetecilik’ tarafından kurulduğu 2002 yılından, Demirören’e satıldığı 2010 ortalarına kadar Vatan Gazetesi’nde çizdiğim siyasi karikatürleri içeren bir arşiv bulunuyor.. Vatan Gazetesi el değiştirdiğinde “ilk kapının önüne konulan!” gazeteci ben oldum.. Karikatürlerin çoğunun altında, çizdiğim gün yazdığım birer ikişer paragraflık kısa notlar bulunuyor.. Beni kovarken, “Valla ekonomik olarak çok zor durumdayız. Yoksa siyasi bir nedeni yok! ” demişlerdi. Sonra Mine Kırıkkanat’ı kovdular. Necati Doğru gitti. Sonra Can Ataklı, Mustafa Mutlu.. Böyle boş kalınca düşündüm. Biz bu bir kaç kişi ne para alıyormuşuz ki gazete bizi masraftan düşünce batmaktan kurtuldu. Hala yaşamaya devam ediyor!.. Yazıklar olsun bize! Kaç kişinin ekmeğiyle oynuyormuşuz az kala..

1_3162_08042008_1

Fener Chelsa maçına kitlendik..

1_2728_25042008_1

CHP Kurultayı

1_6734_08042008_1

Rize de yaylalara çıkıp kemençe çalarak ‘yumuşadığını’ ima eden Erdoğan, döner dönmez Baykal’a yumuşama sinyali vererek kapatılma konusunda mutabakat için görüşme talebinde bulunabileceğini ima eden bir açıklama yaptı. Baykal da bu dolaylı talebe “pek sıcak durmadığını” ortaya koyan bir açıklama ile cevap verdi.. “Kapımıza gelme.. şeriatın kestiği parmak acımaz. Bırak parmak kesilsin, hukuk işlesin..”

1_6039_29042008_1

Taksim ipi yine geriliyor..

1_1645_11042008_1

Önüne gelen “laikliği” yeniden tarif etmeye kalktı ama galiba Türkiye’de laiklikten çok “Demokrasinin” tarife daha doğrusu “dogru anlaşılmaya” ihtiyacı var. Demokrasi, her isteyenin, her istedigini yapma özgürlüğü değil, tam tersine sınırlamalar ve kurallar bütünüdür. Demokrasi adabı da, “ortak konulan” bu kurallara uymanın ya da karşı gelmenin yolunu ve yöntemlerini bilme erdemidir. Hakeme tekme at, sonra da faul vermesin diye düdüğünü kır.. iyi be!..

1_1790_11042008_1

Eskiden, Padişahın “Salma”larından bıkan ahali vergi zamanı koyunu sığırını önüne katar, kendini dağlara vururmuş. Bu sefer de eşkiyanın insafına kalırmış.. Bu çifte sıkıştırmanın intifası hürmetine padişahın biraz eşkiyaya göz yumduğunu söyleyen tarih yazarları bile var. Fabrikaların, firmaların, büroların, koyunlar gibi dörtayağı olsaydı inanın ki iş erbabı bu dengesiz, ayarsız vergilendirme karşısında yine çareyi dağa kaçmakta bulabilirdi.. Neyse ki ofislerde sadece sandalyeler tekerlekli..

1_4098_11042008_1

AB Komisyonu Başkanı Barroso’nun Türkiye’ye gelişi, -dogru kişilerle yeterince konuşmamış olsa bile- kafasındaki bazı yargıların yeniden tasnifine neden olmuştur. Önümüzdeki onyıllarda şu veya bu şekilde Avrupalı ile birlikte yaşayacağız. Onlara, Türkiye’nin kuşbakışı görüntüsüne aldanmamaları gerektiğini anlatmanın bir an önce bir yolunu bulmak bizim yararımıza..

1_2324_25032008_1

MHP geç de olsa hatadan dönme yolunu tuttu. Ama bu dönüş, onu “güveni kirilan” seçmeninin gözünde ne kadar kurtaracak göreceğiz?..

1_6447_28032008_1

İç ve dış siyasette gerginligin had safhaya geldigi bir sırada önce Dick Cheney geldi.. “na kalsa gelmezdim ama Bush ugramamı istedi gibisinden biseyler söyledi. Asım amac Afganistan için “muharrip asker” talebiydi. Büyükanıt, muharriplerim bana lazım veremem diye peşin bir açıklama yapınca Cheney bu istegi dile getirmedi.. Ardından güzellik yarismasina jüri üyesi “günlük kazancının 1 milyon dolar oldugunu söyleyerek, kırıta kırıta Paris Hilton avdet etti..

1_2764_28032008_1

Baykal, ısrarlı davet üzerine, gerginliği azaltmak için “Çıkmam” dediği Çankaya’ya çıktı. “Mevzuya hiç girmeden” de tekrar geri indi. Çankaya’ya arada bizimkiler de yemege filan gidiyor da, genelde dış misafirler gelir. Kapıdakiler hele Sayın Baykal’ı hiç tanımaz.. Neyse, Kayseri Mantısı yemişler, şundan bundan konuşmuşlar, dış meselelerle ilgili laflamışlar ama memleketi asıl geren türban ve laiklik konularına hiç değinmemişler. Ben anlamadım.. Gerginlik nasıl azalacak o zaman ki?..