İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon
  • Anasayfa
  • Hakkında
  • İletişim
  • Pencere
  • Karikatür Yazıları
  • Click to open the search input field Click to open the search input field Ara
  • Menu Menu
bulent

Lomboz 17 Temmuz Cuma 2020

18 Temmuz 2020/0 Yorumlar/in Genel/tarafından bulent

Abdülhamid Han kostümü

İsmi lazım değil, meşhuur alışveriş sitesinde satışta..

Fes dahil 740 TL.

…

Diriliş Ertuğrul’u izlerken, bir elinde kazan kapağından kalkan, diğer elinde kömür sobasının karıştırma çubuğu, kafasına da yengenin pazen donunu geçirmiş (şekil-1’deki) afbuyur salak var ya!

İki diziyle beynini rölantiye düşürüp “Ulan niye bizim evde hala kömür sobası var?” diye sormayı bile akıl edemeyen ebleh!

İşte bunun bir tık beyinsel olarak gelişmiş ve iki tık paralıları, olaya kostümlü takılıyor belli ki!..

Bunu evde giyip, kendisini endişeli gözlerle izleyen evlad-ü ayalına poz veriyor.
Hani malum sarayın merdivenlerindeki bilmem kaç devleti temsil eden aslan parçaları gibi.. 

Hani galvanizli soba tenekesinden miğfer yapmış, nacak sapına, gürz kıvamına gelsin diye hamam ilifi geçirmiş tosuncukların Ankara havası!..
İtibardan tasarruf modu..

…

Meşhuur sitenin “Bunu satın alanlar şuna da baktı” bölümünde ehven fiyata Abdülhamid Han madalyonları da var.
Madem para var, kostümün yanında aksesuar olarak onu da alın!
Münasip bir yerinize takarsınız!

 

—-

 

Muhalefetin kolayına mı geliyor!

Muhalefet, sonuç getirmeyen, rutinleşmiş, bir derde derman olmayan “laf çakmalı!” basın açıklamalarıyla bir yere varılamadığını hala idrak edemedi.

Bu modelin 19 senedir işe yaramadığını anlayamadı.

 

CHP sözcüsü Faik Öztrak abimiz düzenli aralıklarla kameraların karşısına geçiyor.

Salonda iktidar ve muhalif medyadan gazeteci ve kameralar var. 

Bir iki muhalif kanal, açıklamayı leğende istavrit kıvamında, “yarı-canlı” veriyor. 

İktidar yandaşı kameralar ise basın toplantısını çekiyor ama zinhar haber yapmıyor. Onların amacı görüntü ve bilgileri merkeze geçmek. 

Ola ki bir açık ya da kullanışlı bir malzeme çıkarsa diye merkezdeki uyanıklar tetkik ediyor!

…

Öztrak konuşmasına “Yokuş aşağı freni boşalmış, duvara doğru giden bir kamyon” şeklinde bir mecaz-ı mürsel ile başlıyor, anlatıyor, alatıyor, sonra sanayi üretimi yüzde şu kadar daralmış, Ciro endeksi geçen yıla göre şu kadar düşmüş, perakende satışlar yüzde şu kadar gerilemiş. Damat bakan esnafı sanayiciyi şu kadar borca batırmış..” diye konuşmasını bitirerek kağıtlarını topluyor. Arkasını dönüp çıkıyor.. 

Bir dahaki basın açıklamasına kadar işlem tamam. 

Vazife eda edilmiş, gönüller rahat!

…

Şimdi naçizane soruyorum!

Sayın Öztrak, güzel abim! 

Bu modelin bir sonuç vermediğini hala anlamadınız mı?

Kasaptan 5 liralık kıyma alan vatandaşlarımız var.
Hani onlardan birisini konuştursanız.
O kıymayı eve nasıl taşıyor. onunla kaç adet köfte yapıyor anlattırsanız.. 

O kadarcık kıymayla bir patlıcan musakka tarifi yaptırsanız..

Emin olun daha etkili olacaktır.

…

“Malum birinin” konuşmasına tahammülümüz kalmadığını, sesini duyunca kanalı değiştirdiğimizi biliyorsunuz!

Siz de aynı kategoride yer almak istemezsiniz!

 

—

Haftanın analizi

İlahiyatçı Cemil Kılıç;
“Allaha din öğretmek” başlığı altında yaptığı analizine: 

“Öbür dünyada cennete gitmek için bu dünyayı cehenneme çevirenler müslüman olamaz!” diyerek net bir yargı ile başlıyor ve şöyle sürdürüyor:
“Din insanın kendisini doğaya teslim etmesidir. Kur’an, doğayı tahrip etmeyi mahkum ediyor. Din doğayı koruma mücadelesidir.” diyor..

Devam ediyor:

 “21. yüzyılda Kuran’a göre müslümanın tarifi şudur;

-Çevreci mi? 

Dindardır!

-Hayvan haklarına saygılı mı? 

Dindardır!

-İnsan haklarına saygılı mı? 

Dindardır.

-Sosyal adaletten ve adil paylaşımdan yana mı? 

Dindardır. 

-Egemenlere karşı ezilenlerin yanında mı? 

Dindardır.

Bu yüzyılda müslümanım diyen kişide bunlar yoksa ne kadar namaz kılarsa kılsın,

ne kadar oruç tutarsa tutsun, kaç sefer hacca giderse gitsin, asla Kur’ani ve Muhammedi manada dindar olamaz. 

Olsa olsa dinci olur.”

…

Şöyle bir bakınca, Hoca analizinde ‘iyi dindar’ olarak adeta Marksistleri tarif ediyor.

…

Lakin şimdi hemen: “Vay sen Marksizm’e din mi demek istiyorsun?” şeklinde tersinden atak almayalım!

Henri Lefebvre’yi okumuşluğumuz var! Amman deyim!

 

—-

 

Ayın beklentisi
Egemen Bağış’tan, ‘Ayasofya’dan ilk cuma selfisini’ merak ve heyecanla bekliyoruz.
(Oldu olacak, vur dibine gitsin hacım!..)

 

Güçlü Meclis

Bakanların yazılı soru önergelerine yanıt verme oranı %8 civarında.. 

Başta Adalet Bakanlığı, Aile ve Sosyal Güvenlik bakanlığı ve dahi muhtelif bakanlıklar verilen yazılı soru önergelerine ısrarla yanıt vermiyorlar.

…

Sözlü ya da yazılı soru önergeleri meclis işleyişinin ana mekanizmalarından biridir. şayet bu mekanizma çalışmıyor, işlemiyor ise Meclis’in varlığından söz edilemez. 

Bir kere bu tespiti bir kenara koyalım!

…

Tarih 1 Mart 1921. Atatürk Meclis kürsüsünde..
Savaş alanlarının barut kokusu hala üzerinde.. 

İkinci yasama yılı açılışına yetişmiş. 

TBMM’nin ilk yılının faaliyetlerini değerlendiriyor.
Bir yandan İstiklal Harbi devam ediyor. Kuvayi Milliye çeşitli cephelerde işgal güçleriyle mücadele ediyor. 

Birinci İnönü Muharebesi bitmiş. İkincisi başladı başlayacak.
Çerkez Ethem, Tevfik Bey, Reşit Bey ihanetleri yeni bertaraf edilmiş..
Yunanlılar, Ankara’ya doğru yürüyor..  

Afyonkarahisar’ı işgal etmek üzere..

…

Atatürk böyle bir atmosferde Meclis kürsüsünde, Meclis’in ilk yıl faaliyetlerini özetliyor.
“Efendiler!” diyor.. ”Meclisimiz, kuruluşundan bu yana geçen 311 günde 151 birleşim, 407 oturum yapmış, toplam 381 kanunla uğraşmıştır. Komisyonlara 703 iş yollanmış, 422’si sonuçlandırılmış, kalanı yeni döneme devredilmiştir.
122 Önerge ile Bakanlar Kuruluna sorular sorulmuş, gensoruda bulunulmuştur.”

…

Meclisin ilk faaliyet yılında, üstelik o yangın ortamında, 407 oturum vardır. cevaplanmamış tek bir önerge yoktur.
Komisyonlar tıkır tıkır çalışmaktadır..
Atatürk, meclisten sadece savaşı yönetme yetkisi değil adeta ölme izni de isteyerek cepheye gitmektedir.
…

 

Tayyip Erdoğan; Yeni Başkanlık Sisteminin bir özelliğinin de daha güçlü bir meclis olacağını söylemişti.
Bu kulaklar bu sözü duydu!.. Gazetelerin sütunlarına, tarihin kayıtlarına bu sözler geçti!


Yasaların, bir avuç danışman tarafından çıkarıldığı, hazırlanan yasa taslaklarından, atanmış bakanların bile haberi olmadığı, vekillerin umursanmadığı meclis ne açıdan daha güçlü olacaktı?
Soru önergelerine cevap alamama bakımından mı?

—-

Bu gönderiyi paylaş
  • Share on Facebook
  • Share on X
  • Share on Pinterest
  • Share on LinkedIn
  • Share on Tumblr
  • Share on Vk
  • Share on Reddit
  • Mail üzerinden paylaş
https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2020/07/balon.jpg 650 1122 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2020-07-18 16:30:002020-07-18 16:30:00Lomboz 17 Temmuz Cuma 2020
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Search Search

    Sayfalar

    • Anasayfa
    • Hakkında
    • İletişim
    • Pencere
    • Karikatür Yazıları

    Kategoriler

    • Bant
    • Canlı Yayın
    • Cumhuriyet GEZİ
    • Dünden Bugüne
    • Genel
    • İlüstrasyon
    • İzmir 9 Eylül
    • Karikatür Yazıları
    • Portfolyo
    • Vatan
    • Video

    Arşiv

    • Ekim 2026
    • Eylül 2026
    • Ağustos 2026
    • Temmuz 2026
    • Haziran 2026
    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Aralık 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Ağustos 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019
    • Şubat 2019
    • Ocak 2019
    • Aralık 2018
    • Kasım 2018
    • Ekim 2018
    • Eylül 2018
    • Ağustos 2018
    • Temmuz 2018
    • Haziran 2018
    • Mayıs 2018
    • Nisan 2018
    • Mart 2018
    • Şubat 2018
    • Ocak 2018
    • Aralık 2017
    • Kasım 2017
    • Ekim 2017
    • Ağustos 2017
    • Mart 2017
    • Şubat 2017
    • Ocak 2017
    • Aralık 2016
    • Kasım 2016
    • Ekim 2016
    • Temmuz 2016
    • Haziran 2016
    • Mayıs 2016
    • Nisan 2016
    • Ocak 2016
    • Aralık 2015
    • Kasım 2015
    • Ekim 2015
    • Eylül 2015
    • Temmuz 2015
    • Haziran 2015
    • Mayıs 2015
    • Nisan 2015
    • Ekim 2014
    • Ekim 2013
    • Aralık 2012
    • Ağustos 2005
    • Nisan 2005
    © Telif Hakkı - İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon - powered by Enfold WordPress Theme
    • Link to X
    • Link to Facebook
    Link to: Baro Karikatürleri – Gazete Pencere – Oldu da bitti maşallah! Link to: Baro Karikatürleri – Gazete Pencere – Oldu da bitti maşallah! Baro Karikatürleri – Gazete Pencere – Oldu da bitti maşallah! Link to: LOMBOZ 19 TEMMUZ PAZAR Link to: LOMBOZ 19 TEMMUZ PAZAR LOMBOZ 19 TEMMUZ PAZAR
    Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön