İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon
  • Anasayfa
  • Hakkında
  • İletişim
  • Pencere
  • Karikatür Yazıları
  • Click to open the search input field Click to open the search input field Ara
  • Menu Menu
bulent

LOMBOZ 2 AĞUSTOS PAZAR 2020

4 Ağustos 2020/0 Yorumlar/in Karikatür Yazıları/tarafından bulent

Lomboz 2 Ağustos PAZAR 2020

 

Hocalarımız çok iyi?
Fakültelerimizde, yıllık yayın oranımız YÖK’e göre 0,3 

Yani bir yıl boyunca on akademisyenin sadece 3’ü bilimsel yayın yapıyor.

Biliyoruz ki, bilimsel yayın yapmadan bilim adamı olunmuyor.
İstatistiklere göre akademik kariyer yükseldikçe yayın oranı da düşüyor. 

Yani bir kere profesör olmuş ise, tamam olay bitti artık.
Zirveye geldim demiş, yayın yapmayı da bırakmış.
…
En iyi tıp fakültemiz dünya sıralamasında 251’inci sırada.

Dünyanın ilk 250 tıp fakültesi içinde de anlı şanlı tıp fakültelerimizden hiç biri yok..
Reklam ve tanıtıma, proje bütçesinden daha fazla kaynak ayıran üniversitelerin hocalarının Türkiye’de sentez ettiği tek bir ilaç yok!..
Amerikan vatandaşlarının moleküler genetik standardına göre üretilen ilaçları tüketiyoruz!
Tıp fakültelerimizde Nobel’in yanından geçmiş tek bir hocamız yok!.. (Aziz Sancar var demeyin.. Bilim hayatı yurtdışında geçmiş!)

Sadece Çapa Hastanesi civarında, Londra’nın toplamı kadar görüntüleme merkezi var, fakültelerimiz beheri minimum on milyonluk elektron mikroskobundan geçilmiyor ama tek bir genetik haritalama laboratuvarımız yok.
Kanser hastaları için yılda beş binin üzerinde genetik haritalama talebini Amerika’daki laboratuvarlara gönderiyoruz.

Bizim Cumhuriyet tarihi boyunca aldığımız patent kadar patenti Çin’in bilim adamları bir yılda alıyor.

Bu durumda Dünya TUS sınavı yapılsa bizim bilim adamlarımız, doktorlarımız, profesörlerimiz birinci, ikinci, üçüncü mü olacak?
Hayır, en iyisi 251’inci olacak!

…

Ama herkesin ortak söylemi!
Hocalarımız, tıp adamlarımız çok iyi..

Benim aklımın ermediği şey şu:
Bu tabloya göre bizim tıp adamlarımız hangi açıdan iyi oluyor?
Ha!.. ‘Efendilik’ diye bir uluslararası parametre var ise o açıdan olabilir!

Hepsi okumuş, işinde gücünde, efendi çocuk!
Ensesine vur, ağzından lokmasını al!

 

—-

Olmaz olmaz deme hiç

Biliyorsunuz, Ayasofya’nın, 1934 tarihli müzeye çevrilmesi kararı, Danıştay tarafından Temmuz ayında kaldırıldı ve Müze olan büyük salonu tekrar ibadete açıldı.
Yönetiminin Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredilmesi de Resmi Gazete’de yayınlandı.
Böylece, Müze iken gelen ayda 300 milyon TL civarında ziyaretçi geliri de ortadan kalkmış oldu.
…
Diyanet İşleri Başkanlığı çok paraya ihtiyaç duyan bir kurum. 11,5 Milyar Liralık Bütçesi, İçişleri Bakanlığı da dahil, 8 bakanlığın bütçesinden fazla.
Anayasa Mahkemesi’nin, Danıştay’ın, Yargıtay’ın, Sayıştay’ın bütçelerini üst üste koysanız Diyanet’in bütçesinin onda biri ancak ediyor.
Buna rağmen geçen yıl bütçe yettiremeyen Diyanet, yılın ortasında, hazineden ek bütçe talep etmişti.

Ne demek istediğimi anladınız..
Hazır Ayasofya uhdesine geçmişken istermisiniz Diyanet orayı bir şekilde yeniden müze ziyaretine açsın!..
Zira Hazine tamtakır!
Bu yıl ek bütçe istese de çıkmayacağı belli.

 

—

Haftanın Sözü

Canlıyken dirisini kimse yenemedi.  82 yıldır ölüsünü de yenemediler. Yenemezler!.. 

Hakan Bayrakçı

— —

 

1935’le okuma yazma oranı yüzde18 kadınlarda yüzde beş.

 

Osmanlıca ve dedenizin mezar taşı

Osmanlıca, arap harfleriyle yazılan Türkçe’dir.
Cehdedersen arap harfleriyle yazıp okumayı bir ayda öğrenirsin. 

İnternette dünya kadar kaynak var, kurs var.

Lakin eski metinleri okumak isterseniz bol miktarda Arapça Farsça ve ikisinin karışımından oluşturulmuş kelimenin anlamını da bilmeniz gerekir.
Zaten bunu bilmiyorsanız, yazılanları Türk alfabesiyle yazılsa da anlamazsınız.

Ağraz-ı faside’nin, Fecr-i sadık’ın, maslab’ın matruk’un ne anlama geldiğini bilecek kadar kitap okumamışsanız arap harflerine takla attırsanız okuduğunuzu anlayamazsınız. Çünkü mesele harf öğrenmek değil, kültürdür.
…

Dil hızlı evrilir.
Halkın kullandığı dil konusunda çok titiz davranan ve bu anlayış ile Türk Dil Kurumu’nu kuran ‘Atatürk’ün bizzat kaleme aldığı ‘Nutuk’un bile orjinalini bugün sözlüksüz okuyacak babayiğit sayısı çok azdır.

…

Harf Devrimi’nin yapıldığı 1923 yılında her 10 kişiden 9’u okuma yazma bilmiyordu.
1935’te ilk resmi istatistiğe göre  okuma yazma oranı yüzde 18 oldu. Kadınlarda ise oran hala yüzde beş idi.

Evet Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren on iki yıl geçmiş olmasına rağmen, onca eğitime, seferberliğe, kampanyaya rağmen halkın yüzde sekseninden fazlası hala okuma yazma bilmiyordu.
Osmanlıca cari iken bu oran yüzde doksan beşlerin de üzerindeydi.

…

Şimdi; Türkçe alfabeye geçildi, kültürümüzü kaybettik, “dedemizin mezar taşını okuyamıyoruz!” diye yalandan emmabadü ahüvaveyla ve dadıferyad edenlere Prof Ersin Kalaycı’dan gelsin..
Ersin hoca diyor ki:

“Dedemizin mezar taşını okuyamıyoruz diyorlar. 

Kaç tanenizin dedesinin mezar taşı var? 

Osmanlı’da sadece vezir vüzeranın mezar taşı vardı. Paşaların mezar taşı vardı.
Dersaadetin, sancak beyinin, eyalet valisinin mezar taşı vardı.

Reaya, ya göçer, ya da köylüydü..
Reayanın mermere verecek parası mı vardı da mezar taşı olsun?”

 

—

Dayağa karşı çıkan fahişedir!

Flippo Bruno 1550 lerde her yıldız aslında bir güneştir dedi. 

Yıldızların çevresinde gezegenler var dedi.

O gezegenlerde de canlılar olabilir dedi.

Vay sen mi bunu söylersin!

Kutsal kitaplarından, arzın merkezinin dünya olduğu ezberleyen ve tüm kainatın Dünya için var olduğu hıfzı ile kafa koparan Engizisyon Mahkemesi, Bruno’nun onurlu bir bilim adamı olarak görüşünde sonuna kadar ısrar etmesi üzerine onu bir kazığa bağlayıp diri diri yaktı. Yıl 1600 idi.
…

Buruno’nun yakılmasından 416 yıl sonra O’nun öngörüsünü milyar dolarlık Kepler Uzay Teleskobu ve gökbilimciler kesin kanıtlarla, fotoğraflarla ispatladı.
Dünya merkez değildi. Samanyolu Galaksisi’nin sarmal kollarından birinde bir garip güneşin etrafında dönen katrilyonlarca gezegenden biriydi. Uçsuz bucaksız Evren’de milyonlarca ışık yılı uzaklarda, başka canlıların olmaması imkansızdı..
…
Şimdi sosyal evrimi ortaçağdan geride kalmış birkaç kişi dışında hiç kimse Dünya düzdür ve kainatın merkezidir diyemiyor.
Güneş, Dünya’nın etrafında dönüyor diyemiyor.
Başka güneşler ve gezegenler yoktur diyemiyor.

Peki ne diyorlar?
Mesela, “İstanbul Sözleşmesi’ne evet diyenler zinhar zındıktır, fahişedir!” diyorlar.
Tüm Avrupa’nın imzaladığı ve özünde kadına şiddeti ve aile içi şiddeti engellemeye yönelik bu “imdat çığlığı!”nı savunanları ellerinden gelse Engizisyoncuların Bruno’yu yaktığı gibi diri diri kazığa bağlayıp yakacaklar!

Yavaş!..



Bu gönderiyi paylaş
  • Share on Facebook
  • Share on X
  • Share on Pinterest
  • Share on LinkedIn
  • Share on Tumblr
  • Share on Vk
  • Share on Reddit
  • Mail üzerinden paylaş
https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2020/08/hocavekilic-1.jpg 650 1122 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2020-08-04 00:35:252020-08-04 00:44:04LOMBOZ 2 AĞUSTOS PAZAR 2020
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Search Search

    Sayfalar

    • Anasayfa
    • Hakkında
    • İletişim
    • Pencere
    • Karikatür Yazıları

    Kategoriler

    • Bant
    • Canlı Yayın
    • Cumhuriyet GEZİ
    • Dünden Bugüne
    • Genel
    • İlüstrasyon
    • İzmir 9 Eylül
    • Karikatür Yazıları
    • Portfolyo
    • Vatan
    • Video

    Arşiv

    • Ekim 2026
    • Eylül 2026
    • Ağustos 2026
    • Temmuz 2026
    • Haziran 2026
    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Aralık 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Ağustos 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019
    • Şubat 2019
    • Ocak 2019
    • Aralık 2018
    • Kasım 2018
    • Ekim 2018
    • Eylül 2018
    • Ağustos 2018
    • Temmuz 2018
    • Haziran 2018
    • Mayıs 2018
    • Nisan 2018
    • Mart 2018
    • Şubat 2018
    • Ocak 2018
    • Aralık 2017
    • Kasım 2017
    • Ekim 2017
    • Ağustos 2017
    • Mart 2017
    • Şubat 2017
    • Ocak 2017
    • Aralık 2016
    • Kasım 2016
    • Ekim 2016
    • Temmuz 2016
    • Haziran 2016
    • Mayıs 2016
    • Nisan 2016
    • Ocak 2016
    • Aralık 2015
    • Kasım 2015
    • Ekim 2015
    • Eylül 2015
    • Temmuz 2015
    • Haziran 2015
    • Mayıs 2015
    • Nisan 2015
    • Ekim 2014
    • Ekim 2013
    • Aralık 2012
    • Ağustos 2005
    • Nisan 2005
    © Telif Hakkı - İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon - powered by Enfold WordPress Theme
    • Link to X
    • Link to Facebook
    Link to: Lomboz 31 TEMMUZ CUMA 2020 Link to: Lomboz 31 TEMMUZ CUMA 2020 Lomboz 31 TEMMUZ CUMA 2020 Link to: LOMBOZ 7 Ağustos CUMA 2020 Link to: LOMBOZ 7 Ağustos CUMA 2020 LOMBOZ 7 Ağustos CUMA 2020
    Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön