İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon
  • Anasayfa
  • Hakkında
  • İletişim
  • Pencere
  • Karikatür Yazıları
  • Click to open the search input field Click to open the search input field Ara
  • Menu Menu
bulent

LOMBOZ 22 Nisan 2022

23 Nisan 2022/0 Yorumlar/in Karikatür Yazıları/tarafından bulent

“Devletin yalakası!”

Soytarılık bir meslektir.

Soytarı, kral sarayının, krala en yakın, en has çalışanıdır.
İşi, kralın canı sıkıldığında onu eğlendirmektir.

Bunu maaş karşılığı bir görev olarak yapar!

Kralın ruh halini gözlemleyip onun moralini daima diri tutmak, ayakta kalmasına psikolojik katkı sağlamak gibi meşakkatli bir görevi vardır!..

Kelle kılıcın ucunda, zorlu bir profesyonelliktir soytarılık…

…

Yalakalık ise bir ruh halinin tezahürüdür! 

Bir zihin mertebesinin yarattığı zorunluluk durumudur.

Yalakaların çoğu, yalaka olduklarının farkında değillerdir…

Bir yoğun çamur selinin akışına kapılmış giderken, gördükleri en büyük kütüğe can havliyle sarılarak hayatta kalmaya çalışırlar.

Gerekirse o kütüğün, “budağının dalı” olurlar!..

Çünkü kollarını çözerlerse boğulacaklarını düşünürler.

Oysa bütün memeliler gibi, yüzmeyi doğuştan bildiklerini, bilmezler!

Biz bunlara “celaleten yalaka” deriz!

Ve bunları mevzudan tenzih ederiz!

…

Bir de “asaleten yalakalar” vardır!
bunlar bilinçli yalakalardır!

Ve bunu itiraf edecek kadar gözükara, hatta “ben yalakayım” diye haykıracak kadar pervasız elemanlardır!

…

Çünkü yalakalığın bir karşılığı, bir ikramiyesi bulunur.

“Buradayım!” demek o ikramiyeyi almayı daha garanti hale getirir.

Getirisi bir yana, özellikle “güce yalakalık”, güvenlidir, konforludur!

En azından “o güç” yerini koruduğu sürece sıkıntı yoktur.

…

Soytarılık, yalakalıktan çok daha asil bir iştir!

Çünkü kral öldüğünde, soytarının kralla birlikte gömülmesi adettendir!
Soytarı, kralı öteki tarafta da yalnız bırakmamalıdır!

Kral ölünce; tacıyla, gerdanlığıyla, altından asasıyla, altın varaklı kaftanıyla ve canlı canlı soytarısıyla mezara konulur!..

Ve soytarı bu trajik sonu bilir!
…

Oysa, yalakanın yalakalık yaptığı güç, güçten kesilip, tutunduğu kütük fazla su çekmek suretiyle batınca, yalakaya pek bir şey olmaz!

Çamur deryasında, can havliyle yeni bir kütük bulur ve bu sefer de ona sarılır..

…

Sarayın, “sanatçı” kontenjanından iftar davetine icabet ettikten sonra kendisine yalaka diyenlere: “Yalakalık ise, ben devletin yalakasıyım! Siz kimsiniz?”

diyen ismi lazım değil şahsa söyleyecek birşey yok!

Bu bir “sanatsal” tercih ve üslup ve kariyer hedefi meselesidir. 

Hayırlı olsun!

…

Sadece, “Siz kimsiniz?” sorusunun kendi payımıza yanıtını vermekle yetinelim:
Mesela biz naçizane karikatürcüler olarak, vazife icabı güce karşı konumlanırız..

Sizinkinin tam aksine, güç kim ise onun karşısında dururuz..
Toplumsal sözleşmemiz bunu icap ettirir.
Ekmeğimizi helal yapan sadece budur!

Dün asker, önceki gün padişah, bugün AKP, yarın CHP, geçen sene sağ, gelecek sene sol!..
Güç kim ise, sopa kimin elindeyse biz ona muhalif oluruz.
Bugün muhaliflerle yan yana duruşumuzun sebebi budur.
Yarın onlar güç olunca, onların muhalifleri ile yan yanaymış gibi görülebiliriz.
Bu bir illüzyondur!

Devlet, hükümet, valilik, kaymakamlık gibi ayırımlarımız yoktur!
Bizim işe giren, sözleşmedeki bu şartları kabul ederek girer..

Başına bir şeyler gelmez mi? Gelir!
Ama ne ağlar, ne de nedamet ister!

—

 

 

 

—

Levent Gültekin olayı

Muhalif medyada geçtiğimiz haftanın flaş konusu, olayın kahramanı Levent Gültekin’in “fındık beyinliler” çıkışı ile başlamıştı. 

…

Peki konu neydi? Ne olmuş, nereye bağlanmıştı?
Buyrun özeti!..

…

Hikaye, Altılı masa müdavimlerinden DP Başkanı Gültekin Uysal’ın, “Cumhurbaşkanı adayının özelliklerini tarif ettiği bir tweetinin ilk maddesinde: “20 yıllık AKP döneminde sorumluluğa ortak olmamış olmak!” şeklinde bir şart belirtmesiyle patladı.
Gerçi, sonradan Davutoğlu ile görüşmesinde, “kastını aştığını” belirtse de ok yaydan çıkmıştı.

…

 

Levent Gültekin Halk Tv.’deki yorumunda “Fındık kadar beyni olan; Ak Partili kararsızları rahatsız edecek, onların muhalefet saflarına katılmaları yerine geri dönmelerine neden olacak bu türden sözleri sarfetmez!..” diye bir laf etti.

…

Gültekin’in bu çıkışını, yeni kitabındaki yaklaşımından da yola çıkarak, Abdullah Gül’ün adaylığının önünü açmaya çalışıyor şeklinde yorumlayanlar karşı taarruza geçti…
Özellikle, TELE1 Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, “Yeni bir Ekmeleddin vakasına izin verilmemeli. Buna bütün gücümüzle karşı çıkarız!” diye yanıt verip, Enver Aysever’in de TELE1’deki programında, “herkes dönüp karnesine bakacak!.. Biz muhalifiz diye öyle asker gibi yan yana dizilmeyiz!” diye bir şerh koymasıyla konuyu anlamsız bir şekilde “Hakt Tv, TELE1 rekabeti” alanına çekmeye çalışanlar oldu.

 

…

Öte yandan Levent Gültekin’in, 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, “Bekir Ağırdır’ın anketinde, Abdullah Gül’ün oy oranının %60 çıktığını belirtmesi ve Muharrem İnce’nin yerine Abdullah Gül aday yapılsaydı bu günkü tablo farklı olacaktı şeklindeki yorumu, Gül’ün yeniden adaylığa hazırlanması şeklinde algılanıyordu..

…

Konda Yöneticisi Bekir Ağırdır bu yoruma sert yanıt verdi..
“Yok öyle bir anket! Ne biz ne de başka anket kurumu öyle bir sonuç bulmadık!” diyerek kesin bir yanlış bilgi itirazında bulundu..

…
Bu açıklama ardından Levent Gültekin, “Böyle bir anket açıklanmasa da konuşuldu! Hatta bu bilgi AKP’de de vardı. Bu yüzden Gül’ün bahçesine helikopterle inildi ve aday olmaması konusunda baskı yapıldı! Bekir Ağırdır bana ayıp etti!” diye serzenişte bulunsa da böyle bir anketi kimse doğrulamadı…

…

Hatırlarsınız, Levent Gültekin, aynı Cumhurbaşkanlığı seçimleri ertesinde; Muharrem İnce için, “Seçim gecesi alkollü olduğu için televizyonlara konuşma yapamadı…
Muharrem Bey, o gece seçimin hemen bitiminden itibaren alkol almaya başlıyor. Saat 11’e kadar tahmin ediyorum ki biraz fazla alıyor. O saatten itibaren televizyonların karşısına çıkamayacak duruma geliyor ve eve kapatıyorlar. Eminim. Bu kesin. Ben emin olmadığım bilgiyi paylaşmam. Şimdiye kadar hiç paylaşmadım.” demişti!

…

Sonra ne oldu?

Muharrem İnce’nin sert çıkışı sonucu öyle bir şey olmadığı anlaşıldı, Gültekin şöyle bir açıklama yapmak zorunda kaldı: “Soranlara son söz: Muharrem Bey ile konuştuk. Durumu anlattım. O da anlattı. Böyle bir yanlışın içinde olmaktan utanç duyduğumu söyleyip özür diledim. helalleştik ve konuyu kapattık.”

…

Şimdi açıkçası ben, boşa düşen ya da düşürülen bu büyük iddiaların, Levent Gültekin’in makus talihi mi yoksa “tarzı” mı olduğu konusunda kesin bir sonuca varamadım…

…
Gültekin ile ilgili temiz hislerimi halen muhafaza ediyorum.

Çünkü “Bulunduğu mahalleden kapıyı çarpıp çıkmasaydı, orada kalmaya razı olsaydı, bugün Fahrettin Altun’un amiri konumunda yer alacağından ve kazanmaya devam ediyor olacağından hiç kuşku yoktu!..
Kapıyı çarptıktan sonra pişman olsaydı, geri dönmesine de bir mani yoktu.

…

Evet, Muhalif medya kesiminde, geçtiğimiz haftanın en çok konuşulan ve hala bitmeyen konusu Levent Gültekin konusuydu.
Bu arada, bir Tesadüf bu meselenin tam da Levent Gültekin’in yeni kitabının çıkış  sürecine rastlamasının da altını çizelim!

 

—

 

Veren el – alan el

Türkiye’de her dört aileden biri devlet yardımı alıyor!

Resmi rakamlara göre 24 bin hanenin 6 bin hanesi devletten aldığı yardım ile yaşıyor! Daha vahimi, Bakan ‘veren el’ tarafından bakarak, “Ne kadar çok insana yardım ediyoruz” mantığı ile bunu bir başarı gibi açıklıyor.

…

Demek ki “faiz sebep, enflasyon sonuç!” teorisinin bulunduğu kitaptaki yeni ekonomik teoriye göre Türkiye dünyanın en büyük on ekonomisinden biri haline getirmek için halkı fakirleştirmek gerekiyor!

Neyse bizim kafamız basmaz! Girmeyelim bu konulara…

Sonuçta biz ekonomist değiliz!
Diplomamız yok!

 —

Çanakkale ‘öprü’sü..

Hayır! Başlıkta bir hata yok!

Bizde, kümülatif öpme olayına ‘öprü’ derler..

Apre gibi yani..
Kumaşın, daha sonra göreceği işlemlere hazır hale getirilmesine ‘apre’ denir ya, 

‘Öprü’ de, ‘benî âdemin’ araba kaportası gibi muamele edilerek, göreceği mebzul miktarda yakın temaslı örseleme, zımparalama, tokmaklama gibi işlemlere hazır hale getirilmesi olayıdır.
Ha, bir de “Öpajj” vardır. Öztürk Serengil’le has bir öpme olayıdır. 

O da başka..

…

Fatih Altaylı, geçenlerde, Çanakkale Köprüsünden geçerken, “Bir tek bana özel olan bu köprüyü yapana, yaptırana teşekkür ediyorum!” diyerek şükran duygularını kaleme almış. “Köprüde, ne benim gittiğim yönde, ne de karşı yönde de, benim dışımda tek bir araç yoktu! Bu koca köprüyü ben karşıya kolayca geçeyim diye yapmışlar! Bana has, bana özel!” biçiminde bir yorumda bulunarak dalgasını geçmiş!..
…

Hayır, şaka bir yana Köprü, bize yaramadığı gibi, Çanakkaleli’nin de işini bozdu. Çanakkaleli’ye de yaramadı.
Geçen yıl 55 TL olan Feribot ile otomobil geçiş ücreti, bu yıl önce 90 TL’ye Köprü’den sonra da, buraya kaçanların önünü kesmek için olsa gerek, 135 TL’ye çıkarıldı. 

Belli ki daha da artırılacak!

…

Tabi ki benzer oranda, karşıdan karşıya araçsız yolcu geçişi de zamlandı.
Aynı İstanbul’da olduğu gibi ‘o yaka’da oturup ‘bu yaka’da işine, okuluna gidenler var.
Yani köprü, Çanakkale’de karşıdan karşıya rutin olarak geçen vatandaşın da canını yaktı. Geçiş maliyetini artırdı. Üstelik onlar, 45 bin geçişin eksik kalan kısmını hem dolaylı vergilerle ödeyecekler, hem de kendi geçişleri zamlanacak. Çifte kaymaklı ekmek kadayıfı!
…

Mesela Lapseki’den hıyar yükleyip karşıya geçen kamyonlar da daha fazla geçiş ücreti ödeyeceğinden ve bu farkı da hıyara yükleyeceğinden o hıyarı yiyenler de köprünün yarattığı ‘öpre’ olayından nasibini alacak!

…

Bedava geçiş zamanında, meraktan geçenlerin sayısı bile 20 bini bulmazken, köprüye, günlük 45 bin kişi garanti verenler; “eksik kalanı biz devlet olarak ödeyeceğiz!” diye ‘marifet’ ifade edenler, onu yapan müteahhit dışında kimseye yaramayan bu köprünün adını da “Çanakkale ‘öprü’sü”  diye değiştirsinler.. Öneriyorum!

Geçmem! Geçene de mani olmam!

Bu gönderiyi paylaş
  • Share on Facebook
  • Share on X
  • Share on Pinterest
  • Share on LinkedIn
  • Share on Tumblr
  • Share on Vk
  • Share on Reddit
  • Mail üzerinden paylaş
https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2022/04/canakkale_oprusu.jpg 1063 1925 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2022-04-23 00:23:322022-04-23 00:25:55LOMBOZ 22 Nisan 2022
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Search Search

    Sayfalar

    • Anasayfa
    • Hakkında
    • İletişim
    • Pencere
    • Karikatür Yazıları

    Kategoriler

    • Bant
    • Canlı Yayın
    • Cumhuriyet GEZİ
    • Dünden Bugüne
    • Genel
    • İlüstrasyon
    • İzmir 9 Eylül
    • Karikatür Yazıları
    • Portfolyo
    • Vatan
    • Video

    Arşiv

    • Ekim 2026
    • Eylül 2026
    • Ağustos 2026
    • Temmuz 2026
    • Haziran 2026
    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Aralık 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Ağustos 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019
    • Şubat 2019
    • Ocak 2019
    • Aralık 2018
    • Kasım 2018
    • Ekim 2018
    • Eylül 2018
    • Ağustos 2018
    • Temmuz 2018
    • Haziran 2018
    • Mayıs 2018
    • Nisan 2018
    • Mart 2018
    • Şubat 2018
    • Ocak 2018
    • Aralık 2017
    • Kasım 2017
    • Ekim 2017
    • Ağustos 2017
    • Mart 2017
    • Şubat 2017
    • Ocak 2017
    • Aralık 2016
    • Kasım 2016
    • Ekim 2016
    • Temmuz 2016
    • Haziran 2016
    • Mayıs 2016
    • Nisan 2016
    • Ocak 2016
    • Aralık 2015
    • Kasım 2015
    • Ekim 2015
    • Eylül 2015
    • Temmuz 2015
    • Haziran 2015
    • Mayıs 2015
    • Nisan 2015
    • Ekim 2014
    • Ekim 2013
    • Aralık 2012
    • Ağustos 2005
    • Nisan 2005
    © Telif Hakkı - İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon - powered by Enfold WordPress Theme
    • Link to X
    • Link to Facebook
    Link to: Haftanın Karikatürleri Link to: Haftanın Karikatürleri Haftanın Karikatürleri Link to: LOMBOZ 24 NİSAN PAZAR Link to: LOMBOZ 24 NİSAN PAZAR LOMBOZ 24 NİSAN PAZAR
    Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön