LOMBOZ 27 ŞUBAT 2022 PAZAR

Saz mı caz mı?
Hatırlayın; Kasım 2015’te, Hava Kuvvetlerimiz tarafından, Suriye sınırında bir Rus savaş uçağı, sınır ihlali yaptığı gerekçesi ile düşürülmüş, iki pilottan biri ölmüş, Rusya ile ilişkilerimiz bir anda keman yayı gibi gerilmişti.

Olaydan bir süre sonra ise Caesar Kunikov isimli Rus savaş gemisi İstanbul Boğazından geçerken, bir askeri personelin, güvertede, omuzdan ateşlemeli bir füzeyle dolaşması milli açıdan hassas yerlerimizi gıdıklamış ve bir anda heyhenlenmiştik..

İşte bu geçiş üzerine Türk bayraklarını ellerine almış ve atlarına binmiş Ardahan ‘Rahvan At Binicilik Kulübü’ üyelerinden bir grup, Akit gazetesinden Reyiz’e seslenmişti: 

“Emret, akşam namazını Rusya’da kılalım!”


Pey pey pey!

Sevgili yiğit rahvan atçılar!
İşte gün bugün!
Emre, talimata gerek yok!
Hala fikriniz değişmediyse hemen “atbin!” komutunu verin! 

Önce Moskova’ya akşam namazından sonra da Kiev’e sürün.
Hayır, akşam namazına Moskova’ya yetişiyorsanız, ertesi sabah Kiev’e haydi haydi yetişirsiniz!

Öğrencisi, çalışanı, iş adamı, turisti 20 bin vatandaşımız sığınaklarda kurtarılmayı bekliyor!
Belli ki her ülke vatandaşını tahliye ederken zamanında kimsenin umuru olmamış. Kısılmış kalmışlar savaşın ortasında..
Öyle görülüyor ki vazife nihayet size düştü!
Binin küheylanlara, vurun kırbacı, mahmuzlayın atları!

Haa!..
“Yok biz onu dediğimizde hava güneşli idi, oralarda mevsim yazdı, bu nameler sazdı cazdı” diyorsanız; size de içinde “rahvan” geçen güzel bir bir atalar sözümüz gelsin!
Anladınız siz onu!

 

İlavetv 

 

İlaveTv isimli YouTube kanalı ile sokak röportajları yapan Arif Kocabıyık’ın başına gelmeyen kalmadı.

Defalarca taciz edildi, karakola çekildi en sonunda dava açılıp ev hapsine mahkum edildi, ayağına elektronik kelepçe takıldı ama Arif Kocabıyık, işini yani sokak röportajlarını yapmaktan vazgeçmedi.

Bu kez de Antalya’nın ortasında, önceki gün Arif Kocabıyık ve kameramanını üç hilal rozetli bazı sokak kabadayıları tarafından darp edilme görüntüleri yayınlandı. 

Sekiz-on kişi, hem Kocabıyık’ı hem de kameramanını arkadan iterek yere düşürüp tekmelemeye çalışıyorlar.

Neyse ki vatandaşlar araya giriyor, ağır bir yara bere olmadan saldırganlar ortadan kayboluyor.

İşin ilginci İlave Tv, ve Kocabıyık her seferinde bu saldırı ve tacizlerle bir miktar yaralansa da esas olarak ‘yararlanan taraf’ olarak çıkıyor. Her olaydan sonra kanalın izleyicisi artıyor. 

Kanalının abone sayısı binli sayılardan taciz edile edile 650 binlere dayandı.

Belli ki iktidarı kaybetme korkusu, bu abilerde zaten zayıf olan analitik düşünme yeteneğini de tamamen ortadan kaldırıyor. 

Görmüyor musunuz?
Siz vurdukça sayı artıyor!
Sayı saymayı bilen bunların yaptığını yapar mı?  

— 

 

dolar severler

Habere erişim yasağı neden alınır?
Özetle, suçlanan kişinin suçluluğu hakkında açık kanıt bulunmamış olması halinde suçlanan kişinin masumiyetinin korunması amacıyla alınır.

Devlet Bahçeli’nin danışmanı Metin Özkan’ın, bir kadının çantasından 700 dolar çalarken yakalandığı an, görüntülerle ortaya çıkarılmış olmasına rağmen, Ankara 2. Sulh Ceza Hakimliği bir karar aldı ve ilgili haberler erişime engellendi. 

Olay, mahkeme talebiyle tespit edilen kamera kayıtları ile sabit olduğuna ve  parayı çalanın korunacak bir masumiyeti kalmadığına göre karar Metin Özkan’ı korumak için alınmış olmamalı!

O halde belli ki karar olayın mağduresi olan kadını korumak için alınmış.
Peki kadının suçu ne olabilir ki masumiyeti korunsun?

Ben söyleyeyim..
Sen hem, o dolarları ‘kur korumalı TL vadeli mevduat hesabına’ yatırma,  hem de ortalık yerde göstere göstere çantanda taşı!
Mağdur sandığınız bu kadın, Durduk yerde Özkan gibi ekranlardan tanıdığımız melek gibi bir adamın aklını şaşırtıp onu hırsızlığa teşvik etmekten suçlu bulunmazsa ben de birşey bilmiyorum! 


TELE1’deki 18 dakika programının her kapanışında, Emre Hoca ne diyor; bu memlekette bu zamanda  “şerefini, aklını ve  varsa paranı koruyacaksın!”
Yani bunların her üçünü de koruma yükümlülüğü senin.
Ha koruyamıyorsan, çalanı suçlama!

 

Günün sorusu

İmdii!..
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Mustafa Şentop’a: 

“Hala gerekirse Montrö’den ayrılabiliriz diyor musunuz?” diye sorabilecek bir yandaş gazeteci var mı?

 

 

 

 

Berkan Buğra Harkov’dan bildirdi

Ukrayna’da olacaklar öncesinden belliydi..

Bir ay öncesinden, İngilizler, Almanlar, Amerikalılar başta olmak üzere birçok ülke, vatandaşlarını, elçilik personelini ve yakınlarını Ukrayna’dan çekti.

Bizim ise çoğu öğrenci olan 20 bine yakın vatandaşımız savaşın ortasında kalakaldı.

Şimdi sıcak çatışmalar nedeniyle Ukrayna ulaşımı neredeyse tamamen kapandı..
“Vur emri” nedeniyle artık orada birçok ilde dağınık durumda olan vatandaşlarımız evlerinden ya da sığınaklarından dışarı çıkamıyor.

Harkov’dan Berkan Buğra isimli öğrencinin televizyon kanallarına bağlanarak anlattığı durum yenilir yutulur cinsten değil!
Berkan, Elçilikten bir kez arandığını, ancak sonrasında başka da bir hareket olmadığını söylüyor!
Neden zamanında Türkiye’ye dönemediğini bilet fiyatlarına bağlıyor.
Bölgeye iki firma uçuş yapıyor. Bunların bilet fiyatları bir anda olağanüstü yükselmiş.
Normalde 800 TL olan bilet, kademe kademe önce 3 bin, 5 bin derken 15 bin TL’ye kadar çıkmış.

THY’yi aramışlar, “fiyatlar talebe bağlı olarak otomatik artıyor!” yanıtını almışlar.

Öğrenci, bilete 15 bin TL nasıl versin?
Berkan, “Ailemden bu kadar yüksek bir bilet parası ödemelerini isteyemezdim!” diyor.

Öğrencideki sorumlu yaklaşım ile tepki alınca özel yöntemlerle yeni bilet fiyatı ilan eden havayolu şirketlerindeki kar odaklı, fırsatçı yaklaşımı sizin değerlendirmenize bırakıyorum.

Benim daha önemli bulduğum yaklaşım bizim yönetimin yaklaşımı..
Her kriz durumunda karşılaştığımız yönetme yetersizliği burada da karşımıza çıkıyor. 

“Bu kadarını beklemiyorduk!” demenin anlamı yok.

Bir çok ülke bu kadarını beklemiş ve vatandaşlarını bir ay önceden çekmiş.
Geç gelen aklın, başa bir faydası yok!

Şimdi savaşın ortasında tahliye çabaları elbette bir çok noktada imkansız hale gelecek.

20 bin vatandaşın olduğu bir ateş çemberinden sadece üç otobüs dolusu vatandaşımızın yurda girişini gümrük kapısında görüntüleyerek  “tahliye ediyoruz” görüntülerini yaldızlamak işi kurtarmıyor.


Bilesiniz, şu anda savaş ateşinin yakan sıcaklığı ve hala yapılabilecek şeylerin olması bu konuda seslerin yüksek çıkmasını engelliyor. 

Bu iş öyle Hollanda’ya uçak gönderip, “Avrupanın en zengin ülkesinden bir hasta kurtarma şovu” gibi bir şov ile kurtulacak bir iş değil.
O sığınaklardaki çocuklar bizim çocuklarımız!

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir