İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon
  • Anasayfa
  • Hakkında
  • İletişim
  • Pencere
  • Karikatür Yazıları
  • Click to open the search input field Click to open the search input field Ara
  • Menu Menu
bulent

Lomboz 28 Şubat 2020

29 Şubat 2020/0 Yorumlar/in Karikatür Yazıları/tarafından bulent

BU 28 ŞUBATI DA UNUTMAYACAĞIZ!

Şu ana kadar 33 askerimiz şehit!
Acımız büyük!.. Tek umudumuz şehit sayısının artmaması..
Bütün ulusumuzun başı sağolsun!

Akıl tutulması yaşıyoruz. Hava korumasız sınır ötesi harekat yapmak, şemsiyesiz yağmura, doluya çıkmak gibidir.
Başınızı koruyacak bir şemsiye olmazsa yağmur ıslatır, dolu yaralar!..
“Fidan gibi çocuklar.. Göz göre göre, hava korumasız bir başka ülkenin içlerine doğru nasıl gönderildi?”
Bu soruyu günlerdir muhalefet soruyor!
İktidar ise buna cevap olarak “katil Eset!” diyor, “Sınırımıza yığılan bir milyon sığınmacı” diyor başka bir şey demiyor.
Hatay Valisi Doğan’ın şehit sayısını 29 olarak açıkladığı sıralarda CHP Sözcüsü Faik Öztırak da kısa bir açıklama yapıyor..
Ve açıklamasının sonunda günlerdir sordukları ama iktidardan cevap alamadıklarına gönderme yaparak:

“Soru almayacağım. Bu gün soruları cevaplaması gereken başkaları!” şeklinde manidar bir cümle ile bitiriyor.

Gece yarısından sonra havada F16 sesleri..
Artık sabah çok şeye gebe..
Amerika’nın istediği oldu ve Rusya ile Türkiye namlu namluya geldi.

Unutmamalı ki karşımızdaki Suriye değil Rusya.. Putin izin vermeden Esad’ın böyle bir girişimde bulunması mümkün görülmüyor.
Rusya elbette eski ‘Sovyetler Birliği’ değil ama hala bir süper güç.
Üstelik de ‘doğalgaz’dan turizme, domatesten portakala kadar bir çok konuda göbek bağımız var.

Hatırlayın; Orduya sızmış olan Fetö’cüler 2015 Temmuz’undaki kalkışmayı neden beceremediler? Çünkü bulundukları noktalara soruları çalarak geldiler. Liyakat sıfırdı..  Başlarındaki sümüklünün, rüyasında her gece tanrı ile görüştüğüne inanacak analitik zekaya sahip adamdan kurmay olur mu?

Gelelim bu güne.. Siyasi hedefi belirsiz bir macera için hava koruması olmaksızın sınırdan bu kadar açılmanın yanlış olduğunu askeri uzmanlar ve emekli paşalar neredeyse istisnasız ve bu kadar netlikle belirtirken, mevcut Genel Kurmay Başkanı ve bir önceki Genel Kurmay Başkanı olan Milli Savunma Bakanı bu duruma nasıl geldiler?

A- Olanı biteni doğru göremediklerinden

B- Görmelerin rağmen Cumhurbaşkanına doğru antamadıklarından

C- Cumhurbaşkanı’na anlatmalarına rağmen onun doğru anlamasından..

 

KORONA’DAN KORKMAYALIM PANİKTEN KORKALIM!

Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman bir kaç gün önce, bir sokak röportajında şunları söylüyor:

“korona bizim için hiç bir tehdit oluşturmuyor. Maskeye gerek yok. İnsanlar ellerini iyi yıkasınlar, temiz olsunlar yeter. Başka bir özel önleme gerek yok! İnsanlar boşu boşuna korkuyor. Türk Tabipler Birliği açıklama yapıyor, Klinik Derneği açıklama yapıyor, Sağlık bakanlığı açıklama yapıyor ama vatandaşlar bir an önce sakin olsunlar!..” Diyor.

Bu konuda açıklamalarına itibar edilmesi gereken en üst konumdaki bir iki noktadan biri olan TTB Merkez Konseyi’nin başındaki Profesör Adıyaman, bir kaç gün sonra Evrensel gazetesine yaptığı açıklamada da benzer şeyleri söylüyor!.

Ama gel gör ki pek duyan yok!

Daha sınırlarımız içinde teyid edilmiş tek bir vaka anons edilmeden; sosyal medya anlamsız bir panik hali ile yıkılıyor. Piyasada ne maske kalmış ne de koruyucu giysi. Kutusu 200 TL olan çok da işe yaramayan maskeler 1200 TL ye karaborsa!. Şu hastanede koronalı hasta tespit edilmiş, şu ilçede bir hastaya rastlanmış, mış oğlu mış…

…

Merak etmeyin! İran Cumhurbaşkanı’nın dediği kadar hızlı olmasa da korona kendi kendisini tüketecek..

Nasıl mı? Okumaya devam edin!

Bakteri ve virüsler konak canlılarda, birinden diğerine geçe geçe penetranslarını yani öldürücü özelliklerini zayıflatırlar.

Biz aşıları da bu yöntemi kullanarak üretiriz.

Bakteri ve virüs aşısı üretmek, mikrobu defalarca bir konaktan alıp diğer konağa ekerek (yani pasajını yaparak) gerçekleştirildiğinden zaman isteyen bir iştir.  Örneğin verem aşısı, vereme sebep olan bakterinin 234 kez pasajı yapılarak üretilir. Son pasajda elde edilen, şekli aynı ama öldürücü özelliği bulunmayan basil, işte verem aşısının ta kendisidir. Bu basili vücuda enjekte ettiğinizde bünye ona karşı zehirlenmeden, rahat rahat antijen üretir. Böylece hazır antijene sahip vücut, öldürücü bakteri bulaştığında onun çoğalmasına fırsat vermeden işini bitirir. Verem bakterisi için bir pasaj yani koloni oluşturma süresi 28 gün sürdüğüne göre, çarpın 234 ile gereken zamanı siz bulun!   

Virüslerde bu süre daha kısadır. O yüzden ilaç sektörü tarafından aşı üretilmeden virüs, doğal yoldan aşı haline gelecektir. İşte bu hale gelmiş virüsler insandan insana bulaştıkça onları dirençli hale getirecektir. Böylece öldürücü virüsün çoğalma imkanı gitgide yok olacaktır. Vücudumuz bu şekilde oluşmuş binlerce antijen kümesi taşımaktadır. “Çocuklarınızı çok fazla steril büyütmeyin!” in anlamı da budur.

Koronaya gelince; basit tedbirlerle kendinizi korumak. Hoca’nın dedi gibi elleri biraz sık yıkamak, Boğaz yollarını sık su içerek kurutmamak kafi olacaktır. Şimdi “Sen de mi başımıza uzman kesildin, sen bir karikatürcüsün be adam!” diyenleriniz çıkabilir. Eh, uzman değilsek de birileri gibi fahri doktor da değiliz!.. Bu kadarını söyleyebilecek diplomamız var allaha şükür. Merak etmeyin!..

BU DA GOL DEĞİL!

Kılıçdaroğlu ”kayıtları, FETÖ kumpasçıları almış olsa da, 17-25 aralık tapeleri büyük bir soygunu gösteriyor!” mealinde konuşunca, Öteden beri bu kayıtların montaj olduğununu, kelime kelime birleştirilerek üretildiğini söyleyen Erdoğan, Kılıçdaroğlu’na manevi tazminat davası açtı.

Neyse efendim, mahkemede, Kılıçdaroğlu’nun avukatı  Celal Çelik, haliyle Kılıçdaroğlu’nu savunurken: “Evet bu tapeler müvekkilimin belirttiği gibi büyük bir soygunu gösteriyor!” şeklinde savunma cümleleri kullandı.

Vay sen misin bu cümleleri kulanan denilerek avukat Çelik’e de hakaret davası açıldı.

Bu gidişle, Avukat Çelik’i savunacak olan avukata da aynı cümleleri kullanacağından olay loop’a girecek avukatı savunan avukata, hatta onu savunacak avukata da dava dava açılacaktı.

Avukat Çelik aklını kullandı. Gitti, tapeleri; ses ve video konusunda Amerika’nın en köklü, en güvenilir bilirkişilik hizmeti veren; J.F. Kenedy’nin öldürülmesinden tutun,Trump’ın Avukatının, yalan beyan ve banka sahtekarlığı gibi suçlardan 3 yıl hapisle cezalandırılması davalarının da bilirkişi kurumu olan ünlü Primeau Forensics’e götürdü.

Dava konusu yedi tapenin de gerçek olduğu raporunu aldı.

Çelik; “Budur!” diyerek raporu mahkeme heyetinin önüne koydu.. Normalde bu duruşmada tazminat cezası ile noktalaması muhtemel olan davayı, bu kanıtlar üzerine, mahkeme heyeti ileri bir tarihe erteledi..

Normal akıl koşullarında bu durum -evlerden ırak- döner bıçağı ile “Harakiri”nin bile tırnak kesmeye muadil bir komplekse girmesine neden olması gereken bir durum idi ki kimsenin umurunda bile olmadı.

Bir-iki yandaş olmayan tv dışında, o vurduğu yerden ses getiren tartışma programlarında tek kelime konuşulmadı. Yandaş ve candaş gazeteler olaydan tek bir satır bile söz etmediler. Gabo yaşasaydı, Nobel’e namzet bir ’Kırmızı Pazartesi’ de buradan döktürürdü.. Ama bizde çıt çıkmadı..

CHP’li arkadaşlara söylüyorum. “Bakalım ertelenen mahkeme tarihi geldiğinde, karar aşamasında ne yapacaklar? O zaman görürüz Vehbi’nin kerrakesini!” şeklinde bir ham hayale kapılmasınlar!

Bu durum bir kez daha gösteriyor ki, 3-Y konusunda bu arkadaşların bağışıklık düzeyi çok yüksek.

Biliniz ki oradan kolay kolay gol olmaz!

Zira pozisyon açısı ‘Hakem hatası’na çok açık!

—

CORONA EN ÇOK DA VAN’ I VURDU

Bu; benden ziyade bu işin uzmanı Halim Bulutoğlu’nun konusu ama izniyle, ucundan azıcık gireyim.

Bu tür ‘pandemi’ sınırına dayanmış salgınların ‘şüyu vukuundan beter’ oluyor.

En çok da insanların ‘uluslararası, hatta şehirlerarası hareketlerini’ etkiliyor.

O ne demek?

Tabi ki turizm demek!

İlaç sektörü, aşısı olmasa da muadil ilaçlarla bile kar ediyor, temizlik sektörü koruyucu losyondur, dezenfektandır, kloraktır, kar ediyor, tekstil sektörü, maske üretmeye, virüs geçirmez tuluma dönüyor kar ediyor. Gıda sektörü stok paniğine düşenler sayesinde kar ediyor.. Kabak dönüyor, dolaşıyor, yapısı itibariyle zaten havadan nem kapan turizm sektörünün başına patlıyor.

İnsanlar evinden çıkmasa da ekmek, patates, bulgur yiyor ama evden çıkmayınca turizm olmuyor.

Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgelerindeki illerin hemen hepsi, bizim malüm “komşularla sıfır sorun” felsefesi sayesinde “komşularla sıfır ticaret” noktasına geldi. Son yıllarda Van, bir miktar bu makûs talihi yenmişti. Biraz da İran’a açılan Kapıköy sınır kapısının Van merkeze 100 km. mesafede olması nedeniyle bayramlarda, hafta sonlarında hatta alelade günlerde Van, yoğun bir İranlı turist  akınına uğruyordu. Esnaf bir nebze de olsa nefes almıştı.

Tam da yeni turizm mevsiminin hazırlıkları sürerken bir tokat depremden, ağır bir tokat da virüs salgınından geldi. Halbuki geçtiğimiz yıl sadece hıdrellezde 500 bin İranlı turisti misafir etmişti Van.

Sınır kapısının tamamen kapatılması Van’ın turizm beklentisi açısından feci bir durum. Öyle görülüyor ki bu sezon kaçtı.

Ama yüreklerine biraz su serpmeye çalışayım.

Bu tür salgın kısıtlamalarının yarattığı seyahat açlığı, bir sonraki sezon patlamaya yol açıyor.

Bir yıl sabır!

——

UÇAK SAMİMİYETTİR!

Özellikle yurtdışı gezilerde Cumhurbaşkanı’nın uçağına alınma ayrıcalığına sahip kendilerini gazeteci olarak tanımlayan kişiler, bu ayrıcalığın sürdürülebilir olması açısından özellikle sorularında gerekli itinayı ihmal etmezler.

Genellikle dönüş yolunda, bir masa başına oturulur ve bir tür sohbet toplantısı yapılır.  Bu nev-i şahsına münhasır “basın toplantılarında” promter da olmadığı için Cumhurbaşkanı’nın soru(!)lara verdiği yanıtlar da kendi özgün cümleleri ile olur.

Altıpas çigisinden kale önüne muz orta yapılan sorulara, gelişine yanıtlar verildiğinden her an her şey olabilir kabilinden bir ortam oluşur. geniş sorulara ciğerden yanıtlar verilir. (Nasılsa uçaktayız 20 bin feetten bizi kim duyacak diye düşünürler zaar!)

Tam da bu konuda, Mehmet Tezkan’ın bir isyanına kulak vererek bağlayalım.. Tezkan, Halk Tv.’de “Aslında Ne Oldu?” programında durumu aynen şöyle betimliyor:

“..Ben okuyunca utandım! Bu nasıl gazetecilik? Bizim meslek bu hale mi geldi? Gazeteci soruyor!.. Cumhurbaşkanı’na sorduğu soruya bakın!: “Osman Kavala’nın skandal tahliyesinin ardından…”  Bir kere tahliye edilmedi, beraat etti biiir!.. İkincisi gazeteci kararı “Bu skandal karar!…” olarak niteleyerek devam ediyor: “Osman Kavala’ya sahip çıkıp aklamaya çalışanlar var!.” Kim sahip çıkıyor? Yahu beraat etti!.. Mahkeme gerekçesini yayınladı. “Hiç bir delil bulamadık” dedi.. Sonra başka gazetecileri, Soner Yalçın’ı, Oda Tv’yi şikayet ediyor. “Onlar böyle yayınlar yaptı..” diyor..

Tezkan “Bu adamı gazeteci diye uçağa alıyorlar!. Valla ben gazeteci olarak utandım!..” diye bitiriyor yorumunu..

Sevgili Tezkan kardeşim! Aman ha!.. Bu durumdan utanırsak, kıyısından köşesinden de olsa bu tür kişileri gazeteci olarak kabul ediyormuşuz gibi bir izlenim ortaya çıkar!  böylece yeni kuşak, gazeteciliği, “Böyle de yapılabilir” bir şey sanır.

Bence bu arkadaşlara başka bir meslek ismi bulalım. Ama gazeteci demeyelim!..

KISACA!

CHP Milletvekili Dr. Fikret Şahin “Koronavirüs şehirleri hastanesiz bırakabilir!” diyor ki doğru söze ne denir.

Yasalar, bu tür tehlikeli salgınlarda tek bir virüslü vakanın bile bulunduğu hastanenin büyüklüğüne bakılmaksızın karantina altına alınmasını zorunlu kılıyor. Yani koskoca hastane bir anda işlevsiz hale geliyor. Ne dışarıdan içeriye, ne içeriden dışarıya..

Yap-işlet-Devret usulü ile üretilen şehir hastanelerinin, müşteri(!) potansiyelini arttırmak için kentlerdeki diğer hastaneleri kapattıklarına göre bu durum gayet ciddi sonuçlara gebe..

Bence o meşhur Toki müteahhitleri hazır olsunlar.. Çin gibi 3 günde sıfırdan hastane inşaa etme ihaleleri, duvarın önünde patinaj yapan inşaat sektörüne nefes aldırabilir!..

Bu gönderiyi paylaş
  • Share on Facebook
  • Share on X
  • Share on Pinterest
  • Share on LinkedIn
  • Share on Tumblr
  • Share on Vk
  • Share on Reddit
  • Mail üzerinden paylaş
https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2020/02/abd.jpg 735 557 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2020-02-29 22:14:142020-03-30 03:14:10Lomboz 28 Şubat 2020
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Search Search

    Sayfalar

    • Anasayfa
    • Hakkında
    • İletişim
    • Pencere
    • Karikatür Yazıları

    Kategoriler

    • Bant
    • Canlı Yayın
    • Cumhuriyet GEZİ
    • Dünden Bugüne
    • Genel
    • İlüstrasyon
    • İzmir 9 Eylül
    • Karikatür Yazıları
    • Portfolyo
    • Vatan
    • Video

    Arşiv

    • Ekim 2026
    • Eylül 2026
    • Ağustos 2026
    • Temmuz 2026
    • Haziran 2026
    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Aralık 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Ağustos 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019
    • Şubat 2019
    • Ocak 2019
    • Aralık 2018
    • Kasım 2018
    • Ekim 2018
    • Eylül 2018
    • Ağustos 2018
    • Temmuz 2018
    • Haziran 2018
    • Mayıs 2018
    • Nisan 2018
    • Mart 2018
    • Şubat 2018
    • Ocak 2018
    • Aralık 2017
    • Kasım 2017
    • Ekim 2017
    • Ağustos 2017
    • Mart 2017
    • Şubat 2017
    • Ocak 2017
    • Aralık 2016
    • Kasım 2016
    • Ekim 2016
    • Temmuz 2016
    • Haziran 2016
    • Mayıs 2016
    • Nisan 2016
    • Ocak 2016
    • Aralık 2015
    • Kasım 2015
    • Ekim 2015
    • Eylül 2015
    • Temmuz 2015
    • Haziran 2015
    • Mayıs 2015
    • Nisan 2015
    • Ekim 2014
    • Ekim 2013
    • Aralık 2012
    • Ağustos 2005
    • Nisan 2005
    © Telif Hakkı - İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon - powered by Enfold WordPress Theme
    • Link to X
    • Link to Facebook
    Link to: Mühim Hatıralarım 23 Şubat 2020 Link to: Mühim Hatıralarım 23 Şubat 2020 Mühim Hatıralarım 23 Şubat 2020 Link to: İş Bankası Link to: İş Bankası İş Bankası
    Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön