LOMBOZ

GazetePencere / Lomboz Köşesi 31 Ocak 2020


DEPREM PARALARI NEREYE GİTTİ

Bu iktidar döneminde, iyi yapılan tek işin -hadi bir kaç işten biri diyelim- “cenaze kaldırmak” olduğunu herkes söyler.

Ahir ömründe, ister varlık ister açlık, ydkluk içerisinde  ömrünü tamamlamış olsun, vatandaşın toprağa kavuşma sürecinde, şaşırtıcı bir düzenle her şey hallolur.

Merhumun konutunun önüne kurulan şişme çadır ve çay potu ile başlayan süreç, mezar yerinin kazılmasından, naaşın nakline, yıkanmasına, dayama tahtasına, baş gönderine, ayak ucu tahtasına kadar sanki kendiliğinden hallolur. Bir de bakmışsın, bir kaç saat içerisinde üstü örtülmüş, ruhuna el fatiha..

O kadar çok ve üst üste deprem felaketi yaşadık ki, korkarım ona da şerbetleniyoruz! Arama kurtarma konusunda gitgide gelişiyoruz. Elazığ depreminde gördük ki yıkılan bina sayısı yüz’ün altında olan depremlerde fena değiliz. Ama bir kurtarma uzmanı diyor ki: “Enkaz kaldırma konusunda gelişmiş olmak önlem konusundaki zaafiyetin tescilidir!”

Bilim adamlarının “Aha da şurada deprem olacak!” diye bilfiil yer işaret etmelerine rağmen tek bir önlem almıyoruz. Ranta dönüşmüş “Deprem dönüşüm projeleri”, “Belediyelerin bu binada oturulamaz!” raporlarına rağmen oturma ısrarlarımızla birleşiyor ve gelsin facialar.

Şimdi muhalefet haklı olarak ısrarla soruyor: 1999 Ağustos’tan bu yana doğrudan ve dolaylı yollarla toplanan otuz beş milyar dolar tutarında deprem bağış ve gelirleri nerede? Ne için kullanıldı? Neden önlem almak için kullanılmadı?

Bunun cevabını yine bu iktidarda maliye bakanlığı yapmış, bu sorunun cevabını en iyi bilen iki kişi yanıtladı.

Dönemin Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, deprem paralarının duble yollara harcandığını açıklamıştı. Bir önceki Maliye Bakanı Kemal Unakıtan da “Bu vergiler deprem için getirilmiş olsa, alınır biterdi. Bütçenin ihtiyacı olduğu için toplandı, milleti aldatmanın alemi yok” demişti.

Olay: Bizzat Cumhurbaşkanı ağzından “Hesap vermeyiz!”e kadar geldi.

Otoyol elbette bu ülkenin acil ihtiyaçlarından biri. Tabi ki yapılacak. Ama öncelik diye bir şey var. Öldükten sonra mezara otoyoldan gitmesek de olur.

***

TARAFSIZ BÖLGE

CNN Türk’te Tarafsız Bölge’nin tanıtım spotu dönüyor: “Ahmet Hakan’la Tarafsız Bölge!. Yine tarafsız, yine cesur!”   Hani televizyon ekranının göz yaşı kesesi olsa hafazanallah evleri sel basacak! Tarafsız neyse de “cesur” deyince artık dayanamadım. Zapladım geçtim! Hayır, her fırsatta çaktırmadan babalandığın muhalefetin seni işten attırma gibi bir gücü mü var?  Hele bir gün iktidar’a çat da memleket yiğit görsün!

 

AKLIMIN ALMADIĞI

Bolu’dan Ankara’ya gitmek istiyorsanız, istanbul’a giden bir araca biner misiniz? Kırk yıldır sessiz ve derinden devlete sızmaya dolayısıyla da devleti ele geçirmeye çalıştığını açık seçik beyan eden FETÖ’nün bu amacına nail olabilmek iktidar partisi dururken, neden müzmin bir muhalefet partisine sızmak isteyeceğini birisi bana anlatabilir mi?

CORONA VE YOUTUBERLAR

Çinde yaşayan iki Türk “youtuber” koskoca devlet ajanslarını, televizyonları, gazeteleri solladı ve ‘corona virüsü ve Çin’ konusunda en fazla itibar edilen haber kaynağı haline geldi. Hatta sadece sosyal medya değil, Tv’ler bile onların youtube videolarından kesitler yayınladı.

Baştan böyle mi tasarlanmış bilemeyiz ama belli ki minicik bir virüs, dünya ticaretinde gemi azıya alan Çin’i dize getirmenin etkili bir objesi olarak kullanılacak.. Youtuber’lar da aynı efekti koca haber ajanslarına yapar mı acaba?

FIKRA

Bu ‘iktidar hırsı’ denilen şey nasıl bir tutku girdabı yaratır? Trump’un tek derdi sadece servetine biraz daha servet katmak olabilir mi? Sanmam! Bir dört yıl daha dünyayı yönetmek, epeyice dayak yemiş olsa da rakiplerine mağlup olmadan ringi eli havaya kadırılan bir boksör gibi terketmek ihtirası sanki servetin de üstünde bir his..

Bunu yapabilmek üzere oylarını birkaç puan daha arttırabilmek için girmediği kalıp kalmadı. Son numarası da Filistin meselesi.. Aldığı kararlar ayık bir kafadan çıkma kararlar gibi değil.. Ya hep viski içiyor, ya da normal hali sarhoş!

Fıkra bir kardiyoloji profesörü arkadaşımdan. İçkiye düşkün padişah, saray çevresindeki bir deliyi, sarayın bahçesine kurduğu çilingir masasına çağırmış. Kadehini doldurmuş, “vur bakalım!” demiş.. Deli “İçmem!” diye cevap vermiş. Padişah şaşırmış!.. “Koskoca padişah ikram eder de sen bir garip deli, nasıl içmezsin bre?” diye heyheylenmiş! Deli gayet sakin “Yahu haşmetmap! demiş “Siz bana benzemek için içiyorsunuz!.. ben içip daha kime benzeyeyim!”

 

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir