Mühim Hatıralarım 1

19.01.2020 GazetePencere.com

 

19.01.2020 GazetePencere.com
Sevgili günlük.. Biraz canım sıkkın.. Artık haftada bir yazmaya karar verdim. Elim kaleme gitmiyor..
İşim zor. Uzun süredir yedi, yedi buçuk saat uykuyla yetiniyorum. Geçmiş hadiseler kadar gelecek muhtemel mes’eleler de beynimi kurcalıyor tabi..

***

Misalen, insek iyidi ama Şam’a inemedik.. Emevi camiinde iki rekat namaz kılamadık! Şimdi bu Putin!.. Sen git Emevi camiine. Şahsımıza gıcık verir gibi fotoğraf çekin, Bir nevi selfi yap. Cepten gönder!
Namaz kılmadıysa da (Çünkü müslüman değil): “bak! siz inemediniz ama biz indik! demeye getiriyor.  Sonuç itibariyle, özet olarak çok çabaladık, Suriye’den bir hayır görmedik. Trump ve Esed adeta çubukla bir sınır çizdi. Durduk!

E hadi Libya’ya gidelim şu halde dedik!. Çocuklar hızla bişeyler bişeyler ayarladı. Tam vira bismillah dedik! Orada da Rusya hadise çıkardı.. Olay Durduk yerde arıcılık marıcılık işleri gibi ticari hadiselere döndü.  “Biz ne anlarız arı işinden!” dedim ama olay başkaymış. Uzatmayayım, sonuçta darbeci Hafter de masadan kaçtı gerçi. Lakin biz de şöyle ağız tadıyla bir Libya’ya gidemedik..
Çok iyi olacaktı. Olmadı!
O olmadı, bu olmadı.. Sonuçta biz nasıl döndüreceğiz bu tekerleği? Bizi düşünen yok tabi!
***
Anketçi diye sabah sabah bizim özel kuryeyi dövdüm! O da, meğerse sürekli “Görüşelim de görüşelim!” diye tutturan malum şahıstan mektup getirmiş. Adam görüşmekten umudu kesince mektup yolluyor! Daha dur bakalım! Daha bizim pencereye taşa sarılı mesaj da atacaksın sen! Neyse, kurye boş yere dayak yedi. Söylesene evladım “elimdeki varaka anket değil!” diye!..
Gerçi o mektubu okuduktan sonra yine sinirlendim. Yakınlarımda olsa yine en azından bir tokat aşk ederdim.

***

Bir başka konu bu bizim ortak; “Sonuna kadar beraberiz!” diyor.. Sonra susuyor..  Böyle laflar edince anla ki nihayetinde bir bomba patlatacak!. Sürekli “Aman ha!” diyorum fakat fıtratı itibariyle biliyorum ki, uzun süre sezsiz kaldı mı tehlikeli! Tamam şahsıma, davamıza bağlılığından bir şüphem yok!..
Velev ki.. Neyse!..

***

Bir de ekonomik sıkıntı var diyorlar ama bilmiyorlar ki büyüğü bana var! Büyük başın derdi de büyük olur!” demişler. Sadece emekliye, işsize mişsize ekonomik sıkıntı yok. Örtülü şeyin şeysini arttırdık ama yetmiyor, yetmiyor! (Günlüğe bile açık seçik yazmıyorum. Bu konuda istişare etmek yasak. Anayasaya aykırı. Bazı kanunlara da uymak lazım!)
Yani allah inandırsın, otobüsün kapısından attığım çay paketlerini bile seyrelttim. Misal, bir grup vatandaş görüyorum. Sayı altı yedi kişinin altındaysa atmıyorum.. Bunların gramajlarını da yüz-yüzelli grama kadar indirmek lazım. Hayır bizimki de bilek! O açıdan!

***

Ben bir vakit “En az üç çocuk!” dedim ya, sanki sadece Suriyeliler’e demişim! Siz tutun altışar yedişer çocuk yapın!.. Mesajı sadece onlar algıladı sanki.. Türkçe de öğrenmişler belli ki.. Biraz bizimkilerde de olayı hızlandırayım, denklik olsun diye “otuz yaşına gelmiş hala evlenmemiş” gibisinden bir laf ettim. Meğerse bizim teşkilatta da çok varmış bunlardan.. Hadise ummadığım kadar büyüyordu ki, ‘Kanal’ mes’elesini tekrar ortaya sürüp yangını söndürdüm.

***

Bu Kılıçtaroğlu, bir kibir tutturmuş. Güya biz kibre batmışız!. Bak bak!  Yahu ben bazı şeyler kibir gibi görünmesin diye yeri geliyor kendimden bile ikinci tekil şahıs olarak bahsediyorum. Mesela şehir hastaneleri konusundaki beyanatımda;
“Şehir hastaneleri projesi, kendimin sekiz yıl boyunca gördüğü bir hayaliydi!” şeklinde bir cümle kullandım ki, çok manidar!
Devamında “Halkımıza hizmet için zarar ediyorsak edelim be!” dedim.. İbrahim de dedi ki, “patron, iyi de zararı yine onlardan alıyoruz. Cinaslı kafiye oldu ama mana düştü!” dedi.
Ters baktım.. İrkildi.. Arkalara gitti!.

 

 

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir