1_447_02122006_1
Dolaylı vergi cenneti..
Dolaylı vergi cenneti..
Klasik sahne sanatlarında, karnından konuşarak kukla gösterisi (show demek daha uygun aslında) yapanlara vantrolog deniyor..
İç savaşta bile “taraf” var.. Irak’taki durum iç savaştan da öte. Çünkü taraf yok. Kim kimi yakalarsa öldürüyor! Bir ülke için bundan daha yokedici ancak ‘dokuz şiddetinde’ bir deprem olabilirdi. şii ve Sunniler arasındaymış gibi görülen bu cehennem ateşinde üstelik de “sunni plakasıyla” az daha biz de yanıyor olacaktık. Bu kabusa ortak olmaya “tek” farkla red oyu veren Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki muhterem çoğunluğun, parti ayrımı gözetmeksizin alınlarından öpmek istiyorum…
Sanki “emekli” ikinci işi keyfinden yapıyor. 25 yıl çalıştıktan sonra kim gezip eğlenmeyi dinlenmeyi elinin tersiyle bir yana itekleyerek yeniden çalışmaya soyunur. Tabiki “buna ihtiyacı olan.” Daha da açıkçası aldığı emekli maaşı değil “bir çorba bir hırka” karnını doyurmaya bile yetmeyen.. Trilyonlar yanlış hesaplarla bir kalemde savrulurken, sanki açlığın cezasını ödercesine en kolay yakalananın ensesine biniliyor.. En zayıf halka EMEKLİ!.. İnsafınız yok mu?..
Sosyetede “dozer modası”
Dünyaca ünlü müzisyen “Bütün kadnlar satn alnabilir!” diye bir laf eder. Bir davette; Kraliçe, Müzisyen’e “Ayrm yapmamflsnz buna ben de dahil miyim?”diye sorar.. Müzisyen yantlar: “Elbette!”. Kraliçe hiddetlenir. “Benim, hanlarm hamamlarm, topraklarm, herfleyim var. Kaç paradr ki beni satn alabilsin?” diye kükrer.. Müzisyen sakin yantlar.. “Bakn! Prensipte anlafltk bile. Sra pazarlkta!”.. Bu fkray neden mi anlattm!.. Bilmem!..
Top kymetliyse, maç da “topuna” oynanyorsa, marifet gol atmakta deil, maç topa sahipken bitirebilmekte..
“Oldu mu ya şekerim!”
Semih Balcıoğlu, bizden bir önceki kuşağın son birkaç temsilcisinden biri. Karikatürü hem çizen hem yöneten uluslararası bir usta. Tür mü değişti, tarzlar mı değişti nedir, gidenlerin peşinden gelen de yok gibi sanki.. Bana mı öyle geliyor yoksa.. Gittikçe öte taraf daha eğlenceli olmaya başladı. Bu taraf ise eskiden de çekilmezdi zaten.. Yaşam için yaşamak dışında herkesin bir bilemedin iki nedeni var.. yoksa…
O kadar alıştık ki reklamlarla birlikte doyurmaya çocukları / O kadar alıştık ki kumdaki izleri silmesine dalgaların / Ve o kadar kanıksadı ki ölmek fikrini / Sanki yaşamak karşısında çaresiziz / Ölürsek bir sabah 3:15’de / En büyük suçlu biziz!
31.10.2006- VATAN GAZETESİ
Çok uzun sürmez.. Bir de bakmışsınız meğersem bunların Avrupa Birliği diye bir dertleri yokmuş.. Gidecekleri “tramvaylı” yolda kendilerine engel olma ihtimali olduğunu gördükleri riskleri ortadan kaldırmakmış bütün amaçları.. “Sen de amma huylusun!” diye düşüneceklere de Nabi Tırışık gibi peşin peşin cevap vereyim.. Siz de amma safsınız!
