LOMBOZ 5 KASIM 2021 CUMA
/0 Yorumlar/in Genel, Karikatür Yazıları /tarafından bulent
Yüzde seksen muhalif
Hani Afyonkarahisar Belediye Başkanı, ‘Yıllık, 140 bin biniş garantili’, yap-işlet-devret modeliyle teleferik yaptırıyormuş da, “Muhalifler binmesin” diye ferman buyurmuş ya!..
…
Emrin olur beyefendi!
Sen çakma efeler gibi bol keseden üfürdün diye muhalifler teleferiğe binmez artık!
Saçim Havası
/0 Yorumlar/in Genel /tarafından bulentDünya, Hitler gibi bir deli tarafından, koskoca bir ulusun beyninin esir alınabildiğini deneyimleyince, yoğurdu üflemeye başladı.
Çünkü 2. Dünya Savaşı 70 milyon can almıştı.
En derin yeri 61 metre olan Sapanca gölünden 7 tane hayal edin ve tamamen insan kanı ile dolu olsun!
İşte Hitler’in insanlığa armağanı buydu!
…
Bu acı deneyimi yaşayan Avrupa’da 2. dünya savaşından sonra kurulmuş, hepsi karşılıklı anlaşma anlamına gelen pakt, konvansiyon, essamble, sözleşme gibi kurumlar tam da yeni Hitler’ler oluşmasın diye oluşturuldu.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve bunun yargı kanalı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de yine bu korkularla kuruldu.
…
Kurucu fikir babası Teitgen: “Hiç kimse yıllar sonrasının geleceğine bakıp kendi medeniyetinin totaliterizm ve diktatörlüğe dönüşmeyeceğini ve ülkesinin böyle risklerden azade olduğunu iddia edemez. Bu nedenledir ki bizler önce davranıp, zamanı geldiğinde alarm çanlarını çalacak bir bilinci ve vicdanı yaratmalıyız. Bu özel vicdan da ancak özel bir Avrupa yüksek mahkemesi yoluyla oluşturulabilir.” diyordu…
…
İşte, bizim de Avrupa Konvansiyonu üyesi olarak 49 üyesinden biri olduğumuz ve aldığı kararların kanunlarımızla çelişmesi halinde bile daha önde ve geçerli olduğunu ANAYASAMIZA İŞLEYEREK kabul ettiğimiz AIHM bu!
…
Gelelim bu güne!
…
Bu 49 üye ülkeden 10’u, Büyükelçileri aracılığı ile Erdoğan’a ne diyor?
“Arkadaş, AIHM’e ülkenden bazı başvurular var. İçinde senden gelen hakimlerin de olduğu mahkemelerimiz bu başvuruları inceledi, bazı kararlar aldı. Ama ısrarla bu kararlara uymuyorsun. Lütfen uy! Kuralı bozma! Seni görmezden gelirsek uymayan başkaları da ortaya çıkar! Bu işin altından kalkamayız!”
…
Erdoğan ne diyor: “Vaay, iç işlerime nasıl karışırsın?
…
Sonra Aynı devletler ikinci bir mesaj yayınlıyor: Arkadaş, söylediklerimizin arkasındayız! Bu içişlerine karışmak anlamına gelmiyor. AIHM kararlarına uyman gerekiyor!” diye tekrar uyarının altını çiziyor!
…
Erdoğan ne diyor?
“Bakın nasıl geri adım attırdık! Yedi düvelin sırtını nasıl yere vurduk!”
…
İnsaf!
Ayıptır, yazıktır, günahtır!
Dört yıldır içeride tutulan, iddianamesinde dişe dokunur tek bir madde olmadığını bütün aklı başında hukukçuların ortaya koyduğu, özgürlüğü gasp edilmiş, boşlukla mücadeleden yılmış, artık kendisini savunmamaya karar vermiş bir vatandaş var!
…
Onu savunanlar Türkiye düşmanı kafir!..
İçeride tutanlar, yerli, milli müslüman!
Öyle mi?
…
“Sen de kimsin! Kararlarına uymak zorunda değiliz!” diyor
Erdoğan’ın vaktiyle hapse girdiğinde başvurduğu bu AIHM..
Erdoğan’ın vaktiyle Adli sicil kaydının temizlenmesi için başvurduğu bu AIHM..
Erdoğan’ın vaktiyle millet vekili seçilebilmek için başvurduğu bu AIHM..
…
Şimdi, başvuranın vatan haini, yargıçlarının da işbirlikçi olduğu aynı AIHM!
…
Oysa Anayasamızın 90. Maddesi: “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” diyor.
Nokta!
..
Bu haftanın karikatürleri
/0 Yorumlar/in Genel /tarafından bulentHaftanın karikatürleri
/0 Yorumlar/in Genel /tarafından bulentLOMBOZ 1 Ekim 2021 Cuma
/0 Yorumlar/in Genel, Karikatür Yazıları /tarafından bulent
Ve İsrâfil Sûr‘una üfler..
Cumhuriyet tarihinin beşte birlik önemli bir bölümünde hükümet ettikten hatta Cumhuriyet ilan edildikten bu yana en uzun tek başına iktidar süresini kullanmanın hasılası olarak vatandaşı, Cumhuriyet Tarihi’nin en yüksek işsizlik rakamı, en yüksek açlık sınırı rakamı, en yüksek yoksulluk sınırı rakamı ile tanıştırma marifetini göstermiş bulunan ve yaptığı en güzel eserin oturduğu ‘Saray’ olduğunu hergün itiraf eden bu iktidarın gidişinin artık neredeyse kesinleşmesi, yandaş gazeteci kesiminde huzursuz bacak sendromuna yol açtı.
…
En babalarından biri: “Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmayalım, gerekiyorsa bulgur kurtluysa da yiyelim!” mealinde bir cümle sarf etti.
Bu cümle, bu cenahtaki arkadaşları teskin edeceğine, paniğin daha da artmasına neden oldu!
…
Çünkü zaten başından beri kurtlu olduğunu bildikleri ve bugüne kadar kurtlu kurtlu afiyetle yedikleri bulgurun, kurtlu olduğunu, bir kurtuluş uyarısı olarak faş etmek durumunda kalmaları, gitme vaktinin geldiğine inanmak istemeyenlerin kulaklarında, adeta “İsrâfil Sûr‘una birinci üflemesini işitmiş” gibi bir dağılma efekti yarattı.
…
Ağalar!
Bulgurunuzu kurtlu, böcekli, nasıl yersiniz kendiniz bilirsiniz ama restoran kapanıyor! Yediklerinizin hesabını ödemek için fazla da vaktiniz kalmadı, bilesiniz!
—
Saray’ın gıda enflasyonu neden yüksek?
Gıdadaki yıllık enflasyon TÜİK’e göre yüzde 24 civarında.
Sayıştay raporlarına göre bu yıl CumhurbaşkanIığı Sarayı’nın gıda bütçesi geçen yıla göre yüzde 67 oranında arttırılmış.
…
Sarayın nüfusu geçen yıldan bu yıla artmadı.
Eğer Saray sakinlerinin birdenbire iştahları da atmadıysa ve geçen yıl olduğu gibi bu yıl da zencefilli somonlu suşi, kornişona sarılı dana rozbif, liçi meyvesi eşliğinde efuli ve chia tohumu eşliğinde ejder meyveli smoothie gibi bildik gıdalarla mütevazi bir şekilde beslenmeye devam ediyorlarsa, bu maliyet artışının izahı için iki seçenek var:
Ya sarayın mutfağında, ya da TÜİK’in mutfağında, biri bizi fena yiyor!
—
Güvenilir liman
Soyadı Yavaş, ama o kadar hızlı çözüm buluyor ki ‘muhalif belediyelerin prim yapacak bütün hizmetlerini’ engellemek için aleste bekleyen iktidar, Mansur Yavaş’ı yakalayıp mani olma fırsatı bulamıyor.
Uyandıklarında Mansur Yavaş işi bitirmiş oluyor!
…
İçişleri; yurt bulamadıkları için parklarda yatma eylemi yapan öğrencileri yaka paça götürmekle ve tıpkı Boğazici öğrencilerine yaptığı gibi alfabenin bütün harflerini kullanarak onları çeşitli örgütlere üye teröristler olarak göstermekle meşgulken, Mansur Yavaş öğrencilere bu sıkıntınız için bize başvurun çağrısı yapıyor, beş-altı bin öğrenciye barınacak yer buluyor, müthis bir organizasyonla, nezaket ve içtenlikli bir tavırla onları mutlu ediyor ve geleceğe umutla bakmalarını sağlıyor.
Allahtan hikayede bloke konulacak bir banka hesabı, bir iban numarası filan yok!
…
Hocaların hocası Emre Kongar diyor ki: “İnsanın ulaşabileceği en büyük başarı, en büyük kazanç ‘güvenilir kişi’ olmaktır!”
…
Bu çocuklar yarın okullarını bitirip hayata atıldıklarında kariyerlerinin en başında kendilerine karşılıksız yapılan bu güzelliği unutmayacaklar ve Yavaş’ı güvenilir bir sığınak, güvenilir bir kişi olarak hatırlayacaklar.
Bundan daha büyük bir seçim başarısı olabilir mi?
—
Aşı karşıtı
Karikatürcülerin, mizah yazarlarının istisnasız hepsi; komik ya da aykırı muhabbetlerin veya tiplerin olduğu ortamlarda, arkadaşlarının, “Hadi hadi iyisin sana buradan güzel malzeme çıkar!” benzeri cümlelerine muhatap olmuşlardır.
Açık söyleyeyim, bu cümlenin kurulduğu durumlardan pek malzeme çıktığına ben rastlamadım. Rastlayanı da tanımam!
Ama aşağıda karikatür olarak çizdiğim muhabbetin birebir aynısına pazar yerinde şahit oldum. Adamlar ciddi idi üstelik..
Ben, hem güldüm hem de düşündüm!
Metod ayni
Türkiye’de her metrekareyi Fetö’cüler sarmışken; askeri, polisi, adliyeyi, hastaneyi, postaneyi cemaatçiler ele geçirmişken; sivil özel her kurumun abisi, imamı varken, iki yer fetö’nün hiç ilgisini çekmemiş.
Konya’ da etli ekmek imamı bile ihdas edilmişken Fetö sadece iki kurumla hiç ilgilenmemiş!
Çünkü oralardan hiç Fetö’cü tutuklanmadı!
Nerelerden?
Büyük Millet Meclisinden ve Yüksek Seçim Kurulundan!..
…
Neden buralardan hiç Fetö’cü çıkmamış?
Çünkü Meclis’te, İktidar partisinde Fetöcü milletvekilleri vardı derlerse, onların ‘kaldırdığı el’ farkı ile geçen kanunlar kadük hale gelecek!
Hele YSK’da Fetö vardı derlerse, ortaklık boyunca yapılmış bütün seçimler kadük hale gelecek!
Öyle ya “mezardaki ölülerinize oy verdirin!” diye tamim yayınlayan sümüklü vaiz, “ölüler bu oyları istedikleri partilere versin!” diye bunu istiyor değil ya!
Ortağına versinler diye istiyor!
…
Şimdi Fetö yok!
Ama yöntemini AKP’ye miras olarak bırakmış.
yaşamakta olduğumuz ağır buhranın suçlusunu yaratırken aynı pet taraması yapılıyor.
-Yüksek dövizin suçlusu dış baronlar,
-Pahalılığın suçlusu marketler,
-Yüksek faizin suçlusu bankalar,
-Eriyen döviz rezervinin suçlusu haftada bir görevden alınan Merkez Bankası
Başkanları,
-Ülkenin bütün kasabalarını işgal eden kaçak mülteci sorunun suçlusu Avrupa,
-Öğrencilerin barınma sorunu yaşamasının suçlusu yine öğrenciler…
…
Metod hiç değişmiyor.
“Dicle’nin kenarında, kurdun kaptığı koyunun bile sorumlusu benim!” cümlesini sanki Erdoğan değil de bu dış baronlar, market sahipleri, banka patronları, merkez bankası başkanları kurmuş!
…
“En yetkili benim!” diyorsan sorumluluğu da alacak, “yapamadım olmadı!” deyip özür dileyecek ve istifa edeceksin!
Albert Einstein’in o sözünü yeniden hatırlatalım:
“Hiç bir sorun, o sorunu yaratan bilinç düzeyi ile çözülemez!”
Karikatür seçkisi
/0 Yorumlar/in Genel /tarafından bulentKarikatür seçkisi
/0 Yorumlar/in Genel /tarafından bulentHaftanın karikatürleri
/0 Yorumlar/in Genel, Karikatür Yazıları /tarafından bulentLomboz 11 Temmuz 2021 Pazar
/0 Yorumlar/in Genel, Karikatür Yazıları /tarafından bulentLomboz 11 Temmuz PAZAR
Biz şirinler yenildik!
Televizyonun siyah-beyaz’dan renkli yayına geçtiği 1980’lerin ilk yıllarında ilk renkli çizgi filmler de ekranlarda yer almaya başladı.
Kategoriler
Arşiv
- Şubat 2026
- Aralık 2025
- Eylül 2025
- Ağustos 2025
- Haziran 2025
- Mayıs 2025
- Nisan 2025
- Mart 2025
- Şubat 2025
- Ocak 2025
- Aralık 2024
- Kasım 2024
- Ekim 2024
- Ağustos 2024
- Haziran 2024
- Mayıs 2024
- Nisan 2024
- Mart 2024
- Şubat 2024
- Ocak 2024
- Aralık 2023
- Kasım 2023
- Ekim 2023
- Eylül 2023
- Ağustos 2023
- Temmuz 2023
- Haziran 2023
- Mayıs 2023
- Nisan 2023
- Mart 2023
- Şubat 2023
- Ocak 2023
- Aralık 2022
- Kasım 2022
- Ağustos 2022
- Temmuz 2022
- Haziran 2022
- Mayıs 2022
- Nisan 2022
- Mart 2022
- Şubat 2022
- Ocak 2022
- Aralık 2021
- Kasım 2021
- Ekim 2021
- Eylül 2021
- Ağustos 2021
- Temmuz 2021
- Haziran 2021
- Mayıs 2021
- Nisan 2021
- Mart 2021
- Şubat 2021
- Ocak 2021
- Aralık 2020
- Kasım 2020
- Ekim 2020
- Eylül 2020
- Ağustos 2020
- Temmuz 2020
- Haziran 2020
- Mayıs 2020
- Nisan 2020
- Mart 2020
- Şubat 2020
- Ocak 2020
- Aralık 2019
- Kasım 2019
- Ekim 2019
- Eylül 2019
- Ağustos 2019
- Temmuz 2019
- Haziran 2019
- Mayıs 2019
- Nisan 2019
- Mart 2019
- Şubat 2019
- Ocak 2019
- Aralık 2018
- Kasım 2018
- Ekim 2018
- Eylül 2018
- Ağustos 2018
- Temmuz 2018
- Haziran 2018
- Mayıs 2018
- Nisan 2018
- Mart 2018
- Şubat 2018
- Ocak 2018
- Aralık 2017
- Kasım 2017
- Ekim 2017
- Ağustos 2017
- Mart 2017
- Şubat 2017
- Ocak 2017
- Aralık 2016
- Kasım 2016
- Ekim 2016
- Temmuz 2016
- Haziran 2016
- Mayıs 2016
- Nisan 2016
- Ocak 2016
- Aralık 2015
- Kasım 2015
- Ekim 2015
- Eylül 2015
- Temmuz 2015
- Haziran 2015
- Mayıs 2015
- Nisan 2015
- Ekim 2014
- Ekim 2013
- Aralık 2012
- Ağustos 2005
- Nisan 2005












