Suriyeli Göçmenlere Vatandaşlık
Suriyeli göçmenlere vatandaşlık verileceği açıklandı.
Suriyeli göçmenlere vatandaşlık verileceği açıklandı.
Uyutulan Türkiye..
Yorum yok!..
Bir ülkede, yargı bağımsız olmaz ise herkes bağımlı olur..
Yargı bağımsız olmaz ise yöneten padişah olur.
Yöneten, kendisi istemese bile padişah olur!. Çünkü o tren oraya gider!
Sonra hikaye bu ya, bir gün padişah’ın yolu sizin mahalleye düşer.
…
Muhalif adayların çeşitli illerde yaptığı toplantılardaki manzaraya bakılacak olursa MHP’de taban, yorulan yönetimin artık değişmesini istiyor. Yine muhalif adayların topladığı imza sayısına bakılırsa delegeler de tabanla benzer düşüncede. Ama yönetim, siyasal tarihimizdeki birkaç örnek dışındaki tüm yönetimler gibi koltuğa yapışmış durumda. “Gitmem de gitmem!” diyor.
Onları seçip o koltuklara oturtanların; “Yeter artık! Biraz da başkaları otursun!” şeklindeki şimdilik saygılı ve ölçülü- taleplerine; “Bizi istemiyor olmanız gitmemiz için yetmez!.. Mahkemeye gidin!” diye cevap veriyorlar. Güya, ‘bazı kökü dışarıda unsurlar’ın iddialarına göre, erken davranan yönetim tarafından açılan davaların görüleceği özenle seçilmiş mahkemelerde, Tayyip’in hakimleri, bu güne kadar her kritik virajda iktidara destek vermiş olan yönetimi kollayacak ve kongreyi erteleme kararı alacak, bu arada da yönetim de boş durmayarak, kalan zamanda güç birliği yapmış olan muhalif adayların kimilerine olta atarak onları parçayacakmış!. Bak bak!
Bu “iftiraların” birinci ve ikinci adımı gerçekleşmiş olsa da “Yok yaa!.. Hadi canım sen de!” diye itiraz edenlerin sesi daha gür çıktığı için halen herkes böyle bir şeyler olmamış gibi davranıyor..
..Öff.. yazıyla anlatmak ne zormuş!.. İşte bana göre durumun özeti yukarıdaki karikatürde!..
Sadece Başbakanlıktan değil, nerdedeyse nikah şahitliğinden de azledileyazdığı söyleniyor.. (edit: Çok şükür sekiz şahitten biri oldu)
Bu ayın 22’sinde istifa ederek görevi devredecek.
Muharrem İnce’nin tespiti ile “23 milyon oy ile gelen biri olarak, 21 milyon ile gelen biri tarafından görevden alınıyor!.”
Hala bir itiraz şansı var!. Ancak, Reis’in ‘akıldane’si olarak “Komşularla sıfır sorun!” sloganıyla 2009’dan bu yana memleketin başını dış dünyada bunca ciddi belaya sokan, tarihin en ciddi pan-islamist hayalperestlerinden birinin gitmesi yine de kalmasından evladır.
Hiç kuşkunuz olmasın; pek yakında, ‘Milli Mal’ımızı kandıranlar listesinin en yeni satırını oluşturacak isim bu ‘Derin Stratejist Hoca’nın ismi olacak.
Yapılmak istenen şey anayasa muhteviyatındaki bazı maddelerin revize edilmesi, eklenmesi çıkartılması değil. Böyle olsaydı bu 12 Eylül Anayasası üzerinde en az yüz elli kez yapıldı. Yapılmak istenen, müteahhit mantığı ile inşaa edebileceklerini sandıkları yeni bir sistemin kullanma klavuzunu yazdırmak. Ama bu iş öyle Toki’ye bina ihale etmeye benzemiyor. O Anayasa’nın temel maddelerini yazan mürekkep, kurtuluş savaşında bu ülke için canını veren yüzbinlerin kanıydı. Öyle ihaleyle olsaydı..
Saddam Tek adamdı. Kaddafi gibi kendine özgü bir orta doğu diktatörüydü. Lakin kökten dinci değildi. İran ile yıllarca savaşabilen güçlü bir ordusu vardı. ABD, iki partide Saddam’ı parçalayıp ordusunu tozlarına ayırarak Ortadoğu uzayına savurdu. O tozlar Ortadoğu uzayında bol miktarda dolaşıp duran dinci taşeron göktaşlarına yapışarak Isid’i doğurdu. Işid Irak’ta körfez savaşında iki milyon insanın öldürülmesinin nefretiyle taban buldu. Bizzat o nefreti yaratanlar tarafından büyütüldü, palazlandırıldı. Kısa sürede dünya kamuoyu nezdinde nefret objesi haline getirildi. Ardından “Işid ile mücadele” başlığı altında Ortadoğu’da isteyen istediği pozisyonu aldı. Işid, herkesin Işid’i olarak, kendisine gösterilen yerlere yataklar serdi. Sahipler gelip o yataklara uzandı.
Işid’i Batı yarattı. İşi bitince yine Batı ortadan kaldıracak. Bu arada bir sürü günahsız insan da terkedip gidecek şu her yanı yemiş dolu dünyayı..
Kimin umurunda..
Zirveler bulutlu olur. yoğun sis etrafı doğru görmenize engel olur. Aşırı oksijen bünyeye güç verir. Aşırı güç ise zehirler. Bu durumda zaman zaman aşağılara inmek en iyisidir. Aşağılar iyidir.. Gerçekler daha doğru görülür..
Bülent Çelik ile röportaj Bulent Çelik ile karikatür üzerine bir söyleşi.
