1_4504_26082009_1
Kurbağayı yavaş yavaş ısıtarak haşlama taktiği gibi, ağır ağır soğutarak unutturuluyor yeri gögü oynatan "Deniz Feneri"..
Bu başlık altında; ‘Bağımsız Gazetecilik’ tarafından kurulduğu 2002 yılından, Demirören’e satıldığı 2010 ortalarına kadar Vatan Gazetesi’nde çizdiğim siyasi karikatürleri içeren bir arşiv bulunuyor.. Vatan Gazetesi el değiştirdiğinde “ilk kapının önüne konulan!” gazeteci ben oldum.. Karikatürlerin çoğunun altında, çizdiğim gün yazdığım birer ikişer paragraflık kısa notlar bulunuyor.. Beni kovarken, “Valla ekonomik olarak çok zor durumdayız. Yoksa siyasi bir nedeni yok! ” demişlerdi. Sonra Mine Kırıkkanat’ı kovdular. Necati Doğru gitti. Sonra Can Ataklı, Mustafa Mutlu.. Böyle boş kalınca düşündüm. Biz bu bir kaç kişi ne para alıyormuşuz ki gazete bizi masraftan düşünce batmaktan kurtuldu. Hala yaşamaya devam ediyor!.. Yazıklar olsun bize! Kaç kişinin ekmeğiyle oynuyormuşuz az kala..
Kurbağayı yavaş yavaş ısıtarak haşlama taktiği gibi, ağır ağır soğutarak unutturuluyor yeri gögü oynatan "Deniz Feneri"..
Birdenbire bazı "kırmızı çizgiler" hatırlanıverdi.. Niyeyse?..
Açılalım ama dikkatli açılalım.. Ayrımı ortadan kaldırmaya soyunurken daha derin ayrımlar yaratmayalım. Bir spor olayında bile "öldürmecesine" kamplaşabilen bir toplum kesiminin "etnik" bir kamplaşma körüklenirse neler yapabileceğini unutmayalım. PKK’nın beceremediğini kendi kendimize yapar hale gelmeyelim.. Türkiye’de demokrasi herkes için ve acil olarak lazım unutmayalım..
Erdoğan’dan Bahçeliye dava..
Yargıda reform..
Fok Badem tekrar kafese tıkılır..
Sihirbaz yine şapkadan tavşan çıkardı.. Gayri tavşanlar da sıkıldı, seyirciler de..
Balık sezonu açıldı.. Hava mükemmel, deniz mümbit.. Ortam avlanmaya uygun.. ama gel gör ki, sandali küçük seçmişler, kova aşırı büyük.. sandalda kürek çekmeye bile yer kalmamış.. üstüne üstlük olta, igne de yok! O zaman… Haydi rastgele!..
2002’den buyana geldigimiz yer basladigimiz yerden daha ileride degil ne yazik ki.. Üniversiteli gençlerin el ele gezmesini "yozlaşma" diye tanımlayan zihin mertebesi kusurlu ve garip degil. Bu bakış bu ülkenin bir gerçeği.. Garip olan bu bakışın iktidara gelerek normalizasyon ayarlarını bu mertebeye göre degistirmesini gitgide daha fazla kaniksiyor olmamiz.. Evet, garip olan bu..
Muhtar, 3G’ye geçmiş. Çoban sürüden ayrılan koyunları boyunlarına taktığı çin malı verici ile buluyor. Köylü neredeyse güneş enerjili, uzaktan kumandalı dijital köy tabelasını kendi yapar hale gelmiş. Bizim hazretler hala köy isimlerinde eşinip duruyorlar. Eskisi mi olacak yenisi mi? Hay başınıza tabela kadar taş düşmeye!..
