1_9824_18062009_1
Ulusal Güven Bunalımı günleri..
Bu başlık altında; ‘Bağımsız Gazetecilik’ tarafından kurulduğu 2002 yılından, Demirören’e satıldığı 2010 ortalarına kadar Vatan Gazetesi’nde çizdiğim siyasi karikatürleri içeren bir arşiv bulunuyor.. Vatan Gazetesi el değiştirdiğinde “ilk kapının önüne konulan!” gazeteci ben oldum.. Karikatürlerin çoğunun altında, çizdiğim gün yazdığım birer ikişer paragraflık kısa notlar bulunuyor.. Beni kovarken, “Valla ekonomik olarak çok zor durumdayız. Yoksa siyasi bir nedeni yok! ” demişlerdi. Sonra Mine Kırıkkanat’ı kovdular. Necati Doğru gitti. Sonra Can Ataklı, Mustafa Mutlu.. Böyle boş kalınca düşündüm. Biz bu bir kaç kişi ne para alıyormuşuz ki gazete bizi masraftan düşünce batmaktan kurtuldu. Hala yaşamaya devam ediyor!.. Yazıklar olsun bize! Kaç kişinin ekmeğiyle oynuyormuşuz az kala..
Ulusal Güven Bunalımı günleri..
Bu durum, küresel, "spiritual yönelimin" bir yansıması mıdır, yoksa son on yıldır yaşadığımız toplumsal serkeşliğin patolojik sonuçlarından birimidir bilinmez, gençler ÖSS sınavına destek arayışı niyetiyle türbelere koşuyor.. Bu ne yaman çelişki annem?!. Bilim ve spirütüalizm paradoksunda bir karşı tercihte bulunacaksın ama digerinden medet umacaksın!.. Helal be!..
VATAN-18.06.2009- Paranoid belge türbülansı sürüyor..
Pay kapma oyunu..
İstifa yerine tahkimatı arttırıyor..
Kayıkc.. Pardon Mayıncı kavgası berdevam..
"Babalar günü, karnelerle birlikte geldi.. Sen çocuğa hediye al, çocuk sana hediye alsın.. Yiyecek ekmeği zor bulan gariban vatandaşın haline kim yansın.." diye yazmışım geçen yıl.. Aynı yazıyı tekrar servis ediyorum!.
Dip göründü mü?
Deniz Feneri e.V. Davasında, Alman savcıların 1 numaralı sanık diye işaret ettikleri RTÜK Başkanı Zahid Akman’a dokunulmazken, Derneğin avukatının isteği üzerine suçlamaları gündeme getiren Deniz Baykal’ın malvarlığının araştırılması istendi. Alman savcıların da mal varlıklarını sorsalar ya!..
Deniz Feneri e.V. olayındaki yolsuzluk rakamı, şu ana kadar yapılanların en büyügü. Tam 900 milyon Euro.. Üstelik bu da bilinen rakam. "Bülent abi" ayağının tozuyla bu işi: bile bile altına çiş eden çocukları ayar eden naif azarlama tonuna benzer şekilde ile "Birkaç edepsizin işi" diye niteledi. Hakikatten de bu yolsuzlugu yapanlara insanın "eşek" diyesi geliyor..
