Bu başlık altında; ‘Bağımsız Gazetecilik’ tarafından kurulduğu 2002 yılından, Demirören’e satıldığı 2010 ortalarına kadar Vatan Gazetesi’nde çizdiğim siyasi karikatürleri içeren bir arşiv bulunuyor.. Vatan Gazetesi el değiştirdiğinde “ilk kapının önüne konulan!” gazeteci ben oldum.. Karikatürlerin çoğunun altında, çizdiğim gün yazdığım birer ikişer paragraflık kısa notlar bulunuyor.. Beni kovarken, “Valla ekonomik olarak çok zor durumdayız. Yoksa siyasi bir nedeni yok! ” demişlerdi. Sonra Mine Kırıkkanat’ı kovdular. Necati Doğru gitti. Sonra Can Ataklı, Mustafa Mutlu.. Böyle boş kalınca düşündüm. Biz bu bir kaç kişi ne para alıyormuşuz ki gazete bizi masraftan düşünce batmaktan kurtuldu. Hala yaşamaya devam ediyor!.. Yazıklar olsun bize! Kaç kişinin ekmeğiyle oynuyormuşuz az kala..

1_935_24032007_1

Çok partili hayata geçtikten sonraki döneme doğru şöyle hafif bir geriye doğru dönerek bakın.. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin çoğunun hem hükümet yönetiminde hem de toplumsal düzlemde ciddi krizler yarattığını ya da krize yakın semptomlar” oluşturduğunu göreceksiniz.. Çok değil, birkaç adım geri gidelim. Yüzlü turlar, darbe ve Evren’in gelişi, ardından “Özal, Akbulut Mesut” üçlemesinin maceraları, derken Demirel, Tansu bacı diyapozon’u. şimdi de durum ortada. Sahi bir sorun yok mu?

1_3268_25032007_1

Cumhuriyet tarihinde “Veto müessesesini” en çok kullanmak zorunda kalan Cumhurbaşkanılarından biri olarak tarihe geçecek olan Cumhurbaşkanı Necdet Sezer, köşk’ten taşınmaya başladı. Bu dönemde “Veto” neden bu kadar çok kullanıldı. Sadece daha fazla yasa çalışması yapıldığı için mi?.. Sadece bu argüman bile durumun hangi noktada olduğunu yeterince ifade eden bir gösterge değil mi?..

1_4772_27032007_1

Galiba Avrupa Birliği bizim için bir “standartlar dersanesi” olmaktan öteye geçmeyecek..

1_8111_28032007_1

“Paraşütle inilen yere aynı paraşütle çıkılmaz” Esenboga ata sözü..

1_4727_30032007_1

Bıyıklı kadınlar

1_4928_08032007_1

Görmeyince değil “Görmezden gelmeyi” becerince daha kolay çözebileceğiz sorunları.. Biz görmeyince sorunları çözüyor olsaydık hayat çok kolay olurdu. Hatta, “Kapatırsın okulları, maarifi yönetmek de kolay olur!”.. Ha! bir de gittikçe daha turistik bir ülke oluyoruz yahu!.. Dünya aleminin, “Bu adamlar nasıl birileri beh!” diye meraklarını yeterince gıdıklarsak turist akınına bile uğrarız.. (ne! ağır mı oldu? Hiç sanmam!)

1_804_09032007_1

Bize düşman lazım değil ki.. Bu konuda da kendi kendimize yeteriz evelallah!..

1_9472_12032007_1

Kapkaç’a, otomobil hırsızlığı’na masum eylemler gibi bakmaya başladık. Trafik tıkandıkça yol verme cinayetleri arttı. Suçlu kim? Sondan başa doğru yüklem’e neden sorularını sorarak gidelim.. 3 soruda suçlular ortaya çıkıyor. ilk iki soruyu ben soruyorum, siz devam edin.. “Neden yol verme cinayetleri işleniyor?” Cevap: Çünkü yollar yetersiz?.. “Neden yollar yetersiz?” “Çünkü yönetenler yetersiz!”…

1_5766_18022007_1

Piyer Loti tepesinin adını “Eyüp Sultan Tepesi” yapmaya kalkan Eyüp Belediye Başkanına, “Kentteki isimlerle oynamaya, Fatih Sultan Mehmet’ten daha fazlı mı hakkınız var?” diye sormak lazım.. Fatih bilmez miydi örneğin ‘Ayasofya’nın adını “GençFatih Camisi” yapmayı? Bre fetheyleyen dahi bunu yapmaz iken…

1_9850_14032007_1

Cumhurbaşkanlığı seçimi tarihi (17 Mayıs 2007) yaklaştıkça mücadele de kızışmaktadır. Kimin neyi istediği, neyi istemediği son derece karışır. Vaktiyle şiirine çalışılan Tayyip bu yanlış taktik sonucu Başbakanlığa getirilmiştir. Deniz bey bu sefer aynı hataya düşmek istemez..