Bu başlık altında; ‘Bağımsız Gazetecilik’ tarafından kurulduğu 2002 yılından, Demirören’e satıldığı 2010 ortalarına kadar Vatan Gazetesi’nde çizdiğim siyasi karikatürleri içeren bir arşiv bulunuyor.. Vatan Gazetesi el değiştirdiğinde “ilk kapının önüne konulan!” gazeteci ben oldum.. Karikatürlerin çoğunun altında, çizdiğim gün yazdığım birer ikişer paragraflık kısa notlar bulunuyor.. Beni kovarken, “Valla ekonomik olarak çok zor durumdayız. Yoksa siyasi bir nedeni yok! ” demişlerdi. Sonra Mine Kırıkkanat’ı kovdular. Necati Doğru gitti. Sonra Can Ataklı, Mustafa Mutlu.. Böyle boş kalınca düşündüm. Biz bu bir kaç kişi ne para alıyormuşuz ki gazete bizi masraftan düşünce batmaktan kurtuldu. Hala yaşamaya devam ediyor!.. Yazıklar olsun bize! Kaç kişinin ekmeğiyle oynuyormuşuz az kala..

Zülfü Livaneli Karikatürü

Süpermen nedir: Bir insan ki, her birini ayrı bir kişinin tek başına bile bir ahir ömürde doğru düzgün kotaramadığı, romancılık, araştırmacılık, müzisyenlik, siyasetçilik, köşeyazarlığı, yönetmenlik, gibi birbirinden meşakkatli bir düzine işi tek bünyede toplar, hem de bütün bunları yaparken evrensel bir boyut içerisinde yer alır, sadece kendi köyünden değil, dünya köyünden ses getirir, ona süpermen denir.. Onur Temel Çakır, rüyasında görmüş bu espriyi.. Dünyaya mutluluk dağıtan insan olarak.. Vatan. 02.03.2007

1_11_03032007_1

Netekim, paşa’nın gün gelip de “düşünce suçlusu” olarak, soruşturma muhatabı olacağı kimin aklına gelirdi..

1_2464_05032007_1

“..Ve geldik Kars’a!” Gariban vatandaş, “kartı bol bulunca” alışveriş sepetini dolu dolu sürmenin geçici keyfini yaşadı. üç yıl, dört yıl sonra kazanacağı paraları kazanmadan harcadı. Limitler doldu, yollar tükendi.. Sadece acil harcamalara ve kart borcuna fer yeter hale geldi. Yaprak kımıldamıyor. Sistem kendi kuyruğundan yemeye başladı.. iki yıldır kar rekoru açıklayan bankalar bu işin sonunu biraz düşünmeli artık..

1_6594_06032007_1

Her “durum”, kendisine en fazla ihtiyaç olduğunda en yüksek “değerine” ulaşır. Mizah, en yüksek değerine demokrasi eksikken erişir. şans oyunları ve kumar’ın en fazla toplumsallaşmasının nedeni de kuşkusuz ekonomik düşkünlükle ilgili. Seçimlerin bir “bahis konusu” olması eksik kalmıştı. O da oldu. Artık vekillerimize fırdolayı parti gezme dışında bir kazanç kapısı daha açıldı. Hayırlısı olsun..

1_4928_08032007_1

Görmeyince değil “Görmezden gelmeyi” becerince daha kolay çözebileceğiz sorunları.. Biz görmeyince sorunları çözüyor olsaydık hayat çok kolay olurdu. Hatta, “Kapatırsın okulları, maarifi yönetmek de kolay olur!”.. Ha! bir de gittikçe daha turistik bir ülke oluyoruz yahu!.. Dünya aleminin, “Bu adamlar nasıl birileri beh!” diye meraklarını yeterince gıdıklarsak turist akınına bile uğrarız.. (ne! ağır mı oldu? Hiç sanmam!)

1_804_09032007_1

Bize düşman lazım değil ki.. Bu konuda da kendi kendimize yeteriz evelallah!..

1_9472_12032007_1

Kapkaç’a, otomobil hırsızlığı’na masum eylemler gibi bakmaya başladık. Trafik tıkandıkça yol verme cinayetleri arttı. Suçlu kim? Sondan başa doğru yüklem’e neden sorularını sorarak gidelim.. 3 soruda suçlular ortaya çıkıyor. ilk iki soruyu ben soruyorum, siz devam edin.. “Neden yol verme cinayetleri işleniyor?” Cevap: Çünkü yollar yetersiz?.. “Neden yollar yetersiz?” “Çünkü yönetenler yetersiz!”…

1_5766_18022007_1

Piyer Loti tepesinin adını “Eyüp Sultan Tepesi” yapmaya kalkan Eyüp Belediye Başkanına, “Kentteki isimlerle oynamaya, Fatih Sultan Mehmet’ten daha fazlı mı hakkınız var?” diye sormak lazım.. Fatih bilmez miydi örneğin ‘Ayasofya’nın adını “GençFatih Camisi” yapmayı? Bre fetheyleyen dahi bunu yapmaz iken…

1_9850_14032007_1

Cumhurbaşkanlığı seçimi tarihi (17 Mayıs 2007) yaklaştıkça mücadele de kızışmaktadır. Kimin neyi istediği, neyi istemediği son derece karışır. Vaktiyle şiirine çalışılan Tayyip bu yanlış taktik sonucu Başbakanlığa getirilmiştir. Deniz bey bu sefer aynı hataya düşmek istemez..

1_3585_19022007_1

Siyaset, ticaretin reklam dilini kullanabilir mi?.. Kullanmalı mı?.. Reklamın o ince fırçalı, oynak, illüzyonist tabiatı, siyaseti sunarken aldatmaz mı? “Erfendim, reklam sektörüne hakaret mi ediyorsun?.. Denetimi, yönetimi var?, üst kurulu, etiği, metiği var!” diyen olursa bir sorum daha var.. O halde eczacıların, doktorların, avukatların tabelalarına bile neden standart koyuyoruz..