1_8646_07022007_1
Samsun Emniyet Müdürlüğünün Say ocağında, Ogün Samast ile hatıra fotoğrafı çektiren görevli polis ve jandarmaların görev yerleri değiştirildi..
Bu başlık altında; ‘Bağımsız Gazetecilik’ tarafından kurulduğu 2002 yılından, Demirören’e satıldığı 2010 ortalarına kadar Vatan Gazetesi’nde çizdiğim siyasi karikatürleri içeren bir arşiv bulunuyor.. Vatan Gazetesi el değiştirdiğinde “ilk kapının önüne konulan!” gazeteci ben oldum.. Karikatürlerin çoğunun altında, çizdiğim gün yazdığım birer ikişer paragraflık kısa notlar bulunuyor.. Beni kovarken, “Valla ekonomik olarak çok zor durumdayız. Yoksa siyasi bir nedeni yok! ” demişlerdi. Sonra Mine Kırıkkanat’ı kovdular. Necati Doğru gitti. Sonra Can Ataklı, Mustafa Mutlu.. Böyle boş kalınca düşündüm. Biz bu bir kaç kişi ne para alıyormuşuz ki gazete bizi masraftan düşünce batmaktan kurtuldu. Hala yaşamaya devam ediyor!.. Yazıklar olsun bize! Kaç kişinin ekmeğiyle oynuyormuşuz az kala..
Samsun Emniyet Müdürlüğünün Say ocağında, Ogün Samast ile hatıra fotoğrafı çektiren görevli polis ve jandarmaların görev yerleri değiştirildi..
Her iktidar, saltanatının bir aşamasında, bir “Derin devleti yüzeye çıkartma operasyonuna” girişir.. Ama olay sonuçta ya birkaç gariban memurun görev yerlerinin değiştirilmesi ya da “elde var sıfır” ile sonuçlanır. Ya bu derin devlet işi “siyasal hayalgücünün yarattığı bir öcü ya da kimsenin eli kimseden iyi değil… Her iki alternatif de birbirnden beter… VATAN 07.02.2007
Tek gerçek “Cinayet”.. Geri kalanı yalan… Siyasal cinayetler tarihimiz böyle bir vaka görmedi. Öldürüleceğini Hrant Dink dahil herkes biliyor ama cinayete kimse engel olamıyor.. Kader dahil!..
Dizilerin birkaçı dışında hepsi ne pedagojik ne psikolojik ne de sosyolojik bir kaygı taşıyor.. Varsa yoksa “reyting” .. Tek kaçış,”beğenmeyen seyretmesin, istemeyen kapatsın, işte orada belgesel kanalları da var!”.. O zaman bazı marketlere uyuşturucu satmayı da serbest bırakalım, sevmeyen almasın beğenmeyen yandaki markete gitsin!.. BEYLER!.. Zehirlemenin demokrasisi olmaz!.. Kendimize gelelim!..
Meerse bizim anladmz göstergeler ve rakamlar farklymfl..
Tüketici olarak; bir ürünü satın alırken KDV’yi, o ürünü işaretlemek için ödüyoruz.
Yani, maliyeye yardım etmek için, paramızla ödünç olarak koyduğumuz bu işaret sayesinde, o ürünün vergisi esnaf tarafından devlete ödenmek zorunda kalınıyor.
Sonra bizim o ödünç işaretimizi geri almamız lazım diy’mi?
Harcamamız oranındaki fişi Devlete verip işaretlerimizi geri alıyoruz.
Biraz uğraşıyoruz ama olsun.. Devletimiz vergisini topluyor. Biz de hasbel kader vatandaşlık görevimizdir deyip ezayı sineye çekiyoruz..
Bu uyanıklar, Hayır! siz işareti koymaya devam edin ama biz artık onları size geri vermeyeceğiz diyorlar. Onları iç edeceğiz diyorlar!
E, bu durumda Vatandaş da fısat buldukça “Bir alışveriş, bir fiş’ten vazgeçiyor..”
Yani “O zaman buyur, işareti de sen koy baba!” diyor..
Fiş kesme oranının, dolayısıyla vergi gelirinin azalmasının nedeni bu..
İşareti koydurup geriye vermemek akıllı bir yol olsaydı,
Merhum Özal, o cin zekasıyla onu da keşfederdi..
Hayır, bunlar o işareti icad edenden daha mı cevval? – VATAN 13.07.2007
Bir gizli örgütlenme, gerçekten bu denli afişe olup, buna rağmen bu kadar uzun süre etkilenmeden, fire vermeden, bir tarafını açığa vurmadan gizli kalmayı, sır olmayı sürdürebilir mi?.. Yoksa yine kendi kendimizi mi işletiyoruz?..
Acaristan sorununda, yine en mazlımlar cezalandırılıyor. Belediye’nin iskan verdiği, Devletin Tapu verdiği, Bankanın kredi verdiği, Müteahhitin paralarını aldığı konut sahiplerinin konutları yıkılacak. İnanılır gibi değil.. Ama gerçek!
Kırk yıllık Kani, olur mu yani.. Gelenekselcilik’le beleşçilik karışınca görüntü komikleşiyor tabi.. Hayır, yeni bir “uzay teleskobu” üretip babanın adını verdin de karşı mı çıktık sayın başkan!. Sokak adlarından şehir sembollerine oralardan dere tepe isimlerine kadar geldik. Yok artık..
“Polisle çatışmalar, kokainler, silahlar, şunlar bunlar.. Sezercik’in “O yediğin güzel mi?” diye soran ağlamaklı, masum sesi, benim yaşımdakilerin kulaklarında duruyordur hala.. O Sezercik’i korkutucu bir adam haline bu ülkede ne getirebilir?! Arkadaşlar! Bir yerlerde bir yanlışlık var. Bu yaşadıklarımız film değil, gerçek..
