1_6800_06042007_1
Dolar Düşüyor ama kiminle..
Bu başlık altında; ‘Bağımsız Gazetecilik’ tarafından kurulduğu 2002 yılından, Demirören’e satıldığı 2010 ortalarına kadar Vatan Gazetesi’nde çizdiğim siyasi karikatürleri içeren bir arşiv bulunuyor.. Vatan Gazetesi el değiştirdiğinde “ilk kapının önüne konulan!” gazeteci ben oldum.. Karikatürlerin çoğunun altında, çizdiğim gün yazdığım birer ikişer paragraflık kısa notlar bulunuyor.. Beni kovarken, “Valla ekonomik olarak çok zor durumdayız. Yoksa siyasi bir nedeni yok! ” demişlerdi. Sonra Mine Kırıkkanat’ı kovdular. Necati Doğru gitti. Sonra Can Ataklı, Mustafa Mutlu.. Böyle boş kalınca düşündüm. Biz bu bir kaç kişi ne para alıyormuşuz ki gazete bizi masraftan düşünce batmaktan kurtuldu. Hala yaşamaya devam ediyor!.. Yazıklar olsun bize! Kaç kişinin ekmeğiyle oynuyormuşuz az kala..
Dolar Düşüyor ama kiminle..
–
Medyum olmaya gerek yok. Suyu yagmur degil kar yapar. Bu kış kar görmedik. Baraj seviyeleri kritik. Çok saglam yagmur yagmazsa ve özellikle de kullanımla ilgili acil önlemler alınmazsa bu yaz Istanbul, uzun zamandır unuttugu çesme başı muhabbetlerine geri dönecek. Zaten tansiyonu yüksek “yeditepe”de sıra yüzünden kavgalar çıkacak, yol cinayetlerine sira cinayetleri eklenecek. Aman ha!..
Sayın Erdogan, Çankaya’ya çıkma konusunda, AKP milletvekillerinin görüşünü almaya başlamış.. 6 ay sonra bir genel seçim var ise, Bu seçimde kimlerin milletvekili olacağını liderler belirliyorsa, hangi milletvekili liderinin gözünün içine bakarak onun duymak istedikleri dışında cümleler kurabilir ki?.. Hem birilerine sorma ihtiyacı var ise, asıllarına sormak, vekillerine sormaktan daha temiz olmaz mı?.. Hayır ben soruyorum yani..
Enteresan değil mi?.. “Bize yol, su, elektrik olarak dönecek” diye ödediğimiz vergilerle paralı yol yapıyorlar. Sonra bu paralı yolları iyi bi paraya satıp, parasıyla yine paralı yol yapıp yine özelleştireceklermiş.
ip geriliyor..
–
Erdogan Karadeniz’de yine fiskobirlik’e çattı..
Erdogan “verdim ellerine bir çelik çomak, oynuyorlar” dedi..
Çok partili hayata geçtikten sonraki döneme doğru şöyle hafif bir geriye doğru dönerek bakın.. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin çoğunun hem hükümet yönetiminde hem de toplumsal düzlemde ciddi krizler yarattığını ya da krize yakın semptomlar” oluşturduğunu göreceksiniz.. Çok değil, birkaç adım geri gidelim. Yüzlü turlar, darbe ve Evren’in gelişi, ardından “Özal, Akbulut Mesut” üçlemesinin maceraları, derken Demirel, Tansu bacı diyapozon’u. şimdi de durum ortada. Sahi bir sorun yok mu?
