İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon
  • Anasayfa
  • Hakkında
  • İletişim
  • Pencere
  • Karikatür Yazıları
  • Click to open the search input field Click to open the search input field Ara
  • Menu Menu
bulent

LOMBOZ 6 Ocak 2023

14 Ocak 2023/0 Yorumlar/in Karikatür Yazıları/tarafından bulent

 

 

Patella refleksi..

İnsan vücudundaki sinirler saniyede ortalama 70 metre hızla elektriksel iletim yaparlar.

Ortalama 1,70 boyundaki bir insan, ayağını bir zemine bastığında, o zeminin duygusunu, 24 milisaniyede beyninde hisseder. 

 …

24 milisaniye, bir saniyenin binde 24’ü anlamına gelen müthiş bir hızdır.
Göz açıp kapama, bu hızın yanında kağnı hızı gibi kalır.
…
Sinirlerimizin iletim hızının daha iyi anlaşılabilmesi için saatte 250 kilometre hız yapan bir otomobili düşünün!.. 

Sinir iletimiz bu otomobili sollar…
…

Ancak; üç buçuk milyar yılda deneye yanıla bu mükemmel hale ulaşmış, canlıların en gelişmişi olduğu varsayılan bir ‘memeli’ye bu hız da yetmez!

…

Diyelim ki bastığınız zeminde ayağınıza bir diken battı!
Bu durumda, dikenin, ayağınıza en az hasar vereceği kadar bir sürede ayağınızı geri çekmeniz gerekir.
Ayağınızı geri çekmeniz için: 24 milisaniye iletinin beyne gidişi, verinin beyinde işlenmesi süresini yok saysak bile, 24 milisaniye de beyinden “ayağını geri çek” cevabının ayak kaslarına geri dönüşü, toplam, en az 46 milisaniyelik bir zaman geçmiş olur.
…

Organik bir varlık için ne kadar büyük bir hız olsa da, evrim bu müthiş hızı yeterli bulmaz.

Tepki süresini daha da kısaltmak için mekanizmaya bir buluş daha ekler: “refleks”.

…

Bu mükemmel buluş sayesinde, kritik bir algıyı beynimize göndermeden, beyinsel bir düşünce algoritmasına sokmadan, bu ara istasyonlar aracılığı ile hızla cevaplayıp tepki süresini olabildiğince kısaltıyor, belki bu minicik zaman farkı ile hayatımızı kurtarıyoruz.

…

Özetle söylemek gerekirse, aslında bir çok ani duruma, beynimizi kullanmadan, bu ara refleks istasyonları aracılığı ile; fiziksel reflekslerimizle karşılık veriyoruz.
…

Örneğin doktorların, dizimizdeki uygun bir alana çekiçle vurarak tepkisini ölçtüğü ‘patella refleksi’ bu özel istasyonların en fotojenik olanlarından biri. 

…

Şimdi gelelim vehbinin kerrakesine!

…

Refleks, sadece fiziksel bir yetenek olmakla sınırlı bir olgu değil.
Yani sadece alnımızın ortasına doğru gelen, son anda fark ettiğimiz bir taştan kurtulmamızı sağlayan bir mekanik özellik değil. 

…

Bilişsel ve sosyal reflekslerimiz de var.
Olağan koşullarda, hayatımızda birçok olaya, bu kez beynimizdeki refleks alanlarından, yani ‘duyusal reflekslerimizle’ reaksiyon gösteriyoruz.
Çünkü bu kolayımıza geliyor.
Evrimin, ezberimize yazdığı bu hazır yolları kullanmak, enerji tasarrufu yapmamızı sağlıyor.

…

Oysa rutin bir süreçte değiliz.
2 bin adet ‘maaşlı trolün’ ortalığa salındığının itiraf edildiği bir mücadele alanında her adımı düşünerek atmak zorundayız.

…
“Vay Kılıçdaroğlu neden Amerika’ya gitmiş, neden Baykal’ı ziyaret etmiş, Karamollaoğlu neden şöyle yapmış, Akşener neden böyle konuşmuş!..”

…

Bulunduğumuz ekstrem, katastrofik koşullar göz önüne alındığında bu reaksiyonlarımızın büyük çoğunluğunun sosyal refleks istasyonlarımızın yanıtladığı otomatik tepkiler olduğunu net olarak anlamak gerekiyor.

… 

20 yılda yaratılan ‘post truth’ dünya bu kadar ortadayken, hiç birimizin otomatik, refleks yaklaşımlarla çözümü zora sokma lüksü yok!.

…

Problemleri, şöyle bir geri çekilip anlamaya çalışarak bakalım.

Reflekslerimizi bastırarak, basit bakalım. 

Hayat basittir…

—

Benim altınlar kimde?

Emekliye verilen zamma bakar mısınız?

…

Zamlar açıklandığında bir emekli olarak kendimi, yeğeninin düğününde, pistte şuursuzca göbek atan bir dayı gibi hissettim..

…
“yapıştııır!” diye bağırıyorlar…

…

Yüzde yirmi beş..…

…

“yapıştııır!” diye bağırıyorlar…

…

Yüzde beş daha..…

 

“Yapıştıırr!”
…

Yüzde üç daha yolda!

…

Mutfak enflasyonum yüzde 180 artmış…
Maaşım yüzde 30…

…

Bir ülkede çalışanların yıllara göre satın alma güçlerindeki değişim, en doğru emekli maaşları üzerinden ölçülür.

Nasıl mı?

…

Bütün dünyada kuraldır.
Çalışan, terfi alır, prim alır, ikramiye alır, maaş standardı değişebilir.
Ama emeklinin böyle pozisyonları olmadığından, maaşı belli bir stardart çizgisinde sabittir.

…
Temel söylem: ‘Emeklilerin enflasyona ve hayat pahalılığına ezdirilmediği’ değil midir?.

O halde emeklinin satın alma gücünün belli bir çizgide stabil tutulması esastır.

Örneğin, bir emekli maaşı, her yıl Ocak ayında aynı sayıda ekmeği almalıdır. Hatta aynı miktarda altın almalıdır!

Ne az ne de çok!

…

 

Şimdi gelelim bizdeki duruma:

2010 yılında emekli olduğumda aldığım maaş, tam 13 çeyrek altın alıyordu.
Şimdi bütün artışlarla aradan geçen 12 yıl sonunda son zamla birlikte sadece 4,5 çeyrek altın alabiliyor olacak.
…

Yani 12 yılda benim gelirim aylık bazda 8,5 çeyrek altın kadar erimiş oldu.
Eğer maaşım emekli olduğum 2010 yılındaki düzeyde tutulabilmiş olsaydı ben bugün 24.180 TL emekli maaşı alıyor olacaktım.

…

Oysa yapılan zamla bile ancak bunun üçte birini alabiliyorum.
…

İktidarın hesaplarına göre sürekli zenginleşiyorsak benim altınları kim alıyor kardeşim?

 

Acaba bunlardan birisi şu “hepi topu iki buçuk kilo altınım var” diyen abla olabilir mi? 

—

 

Son Doğalgaz Bükücü

Yapmayın beyler!

Gündem değişince gaz ve petrol bulma işleri aksıyor!

Müjdeler arada kaynıyor…

…

Bırakın bu boş cinayet mevzularını, adaletsizlik, yargıda bozulmuşluk meselelerini.. 

Hazır Lozan’ın süresi de dolmuşken, gizli maddeleri kadük olmuşken!

…  

Yazıktır…

—

 

Orta direk bulundu

Bu iktidarın maden bulma konusundaki becerikliliğini ve ileri görüşlülüğünü takdir etmemek mümkün değil. 

…

Hani ortadan kaybolan bir ‘orta direk’  vardı ya; hem onu bulmuşlar hem de bulmakla kalmayıp ona yönelik bir Toki konut kampanyası düzenlemişler.  

…

Kampanyaya göre orta direk, aylık 9,500 ile 55.000 TL arası, 15 yıla varan taksitlerle ev alacak. 

…

Gerçi bulduklari orta direğin, orta direklik bir hali kalmadığı için adını ‘orta gelir grubu’ olarak değiştirmişler ya, o kadarcık olsun. 

…

Benim bildiğim tanıdığım, bu gruba giren ‘çoklu maaşlı’ bakan yardımcıları ve saray efradından başka kimse yok. 

 

Bildiklerim, ya Toki tarafına bakmayacak kadar zenginler ya da evcek maaşlarını toplasan bir sosyal konut taksidi etmeyen, ay sonunu nasıl getireceğini düşünmekten başka projeleri olmayan garibanlar. 

…

Gelelim iktidarın ileri görüşlülüğüne!..

Ortalama ücretin asgari ücret civarinda gezindiği bir ülkede, 55 bin lira taksit nasıl bir “sosyal proje” oluyor demeyin.
… 

Siz o 55 bini bu gidişle, çok değil 2 sene sonra görün.  

Aha da buraya yazdım.

 

—

 

Bu gönderiyi paylaş
  • Share on Facebook
  • Share on X
  • Share on Pinterest
  • Share on LinkedIn
  • Share on Tumblr
  • Share on Vk
  • Share on Reddit
  • Mail üzerinden paylaş
https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2023/01/gol_bee.jpg 650 1122 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2023-01-14 03:43:472023-01-14 03:43:47LOMBOZ 6 Ocak 2023
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Search Search

    Sayfalar

    • Anasayfa
    • Hakkında
    • İletişim
    • Pencere
    • Karikatür Yazıları

    Kategoriler

    • Bant
    • Canlı Yayın
    • Cumhuriyet GEZİ
    • Dünden Bugüne
    • Genel
    • İlüstrasyon
    • İzmir 9 Eylül
    • Karikatür Yazıları
    • Portfolyo
    • Vatan
    • Video

    Arşiv

    • Kasım 2026
    • Ekim 2026
    • Eylül 2026
    • Ağustos 2026
    • Temmuz 2026
    • Haziran 2026
    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Aralık 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Ağustos 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019
    • Şubat 2019
    • Ocak 2019
    • Aralık 2018
    • Kasım 2018
    • Ekim 2018
    • Eylül 2018
    • Ağustos 2018
    • Temmuz 2018
    • Haziran 2018
    • Mayıs 2018
    • Nisan 2018
    • Mart 2018
    • Şubat 2018
    • Ocak 2018
    • Aralık 2017
    • Kasım 2017
    • Ekim 2017
    • Ağustos 2017
    • Mart 2017
    • Şubat 2017
    • Ocak 2017
    • Aralık 2016
    • Kasım 2016
    • Ekim 2016
    • Temmuz 2016
    • Haziran 2016
    • Mayıs 2016
    • Nisan 2016
    • Ocak 2016
    • Aralık 2015
    • Kasım 2015
    • Ekim 2015
    • Eylül 2015
    • Temmuz 2015
    • Haziran 2015
    • Mayıs 2015
    • Nisan 2015
    • Ekim 2014
    • Ekim 2013
    • Aralık 2012
    • Ağustos 2005
    • Nisan 2005
    © Telif Hakkı - İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon - powered by Enfold WordPress Theme
    • Link to X
    • Link to Facebook
    Link to: Köpek nereden bilsin? Link to: Köpek nereden bilsin? Köpek nereden bilsin? Link to: LOMBOZ 13 Ocak 2023 Link to: LOMBOZ 13 Ocak 2023 LOMBOZ 13 Ocak 2023
    Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön