İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon
  • Anasayfa
  • Hakkında
  • İletişim
  • Pencere
  • Karikatür Yazıları
  • Click to open the search input field Click to open the search input field Ara
  • Menu Menu
bulent

Lomboz 15 Mayıs 2020

19 Mayıs 2020/0 Yorumlar/in Karikatür Yazıları/tarafından bulent

Şentop’un salgından haberi yok!
Diyelim ki yaşınız yirmi, kırk beş ya da ya da Mustafa Şentop gibi elli bir veya Tayyip Erdoğan gibi sokağa çıkma sınırının hemen üstü, altmış altı..

-Sizin, hayatınızda ekmek almaktan, paraya ellemekten, evinizin kapısına dokunmaktan bu kadar korktuğunuz oldu mu?

-Sizin, hayatınızda komşunuzun evine, bir mahalleden diğerine, bir şehirden ötekine gitmekten men edildiğiniz, içtiğiniz sudan, nefes aldığınız havadan huylandığınız oldu mu?

-Sizin, hayatınızda market poşetini eve getirmekten, bibere, domatese dokunmaktan bu kadar tedirgin olduğunuz oldu mu?

-Siz ülkenizde, bu kadar parasız bir Merkez Bankası, bu kadar işşiz genç, bu kadar kapanmış işletme, girilemeyen alışveriş merkezi, gidilemeyen otoban, geçilemeyen köprü gördünüz mü?

-Sizin, hayatınızda muayene olmak için doktora, ilaç almak için eczaneye, traş olmak için berbere gitmeniz yasaklandı mı?

-Sizin, hayatınızda, annenize, çocuğunuza sarılmaktan, sevgilinizin elini tutmaktan bu kadar korktuğunuz oldu mu? Yüzlerce paragraf alt alta dizilebilir. Uzatmayayım..

-Siz hayatınızda, darbe dönemleri dahil bu kadar olağanüstü bir olayı, üstelik de bütün dünya ile bir arada yaşadınız mı?

•••

Meclis Başkanı Mustafa Şentop, tatildeki Meclisin toplanması için muhalefetin yaptığı çağrıya
“Acil bir durum yok! Olsa toplanırız!” yanıtı vermiş.
“AVM’ler bile açık Meclis neden kapalı” sorusunu yerinde bulmadığını hatta duyunca hayrete düştüğünü söylemiş!.
“AVM ile meclis bir mi? Komik!” diye yanıtlamış..

Siz hayatınızda, üstelik sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada bundan daha olağanüstü bir dönem yaşandığını duydunuz mu Mustafa Bey?

Şentop’u 23 Nisan’da Anıtkabir ziyaretinde, maskeli zevatın önünde maskesiz yürürken çekilmiş fotoğrafıyla hatırlıyoruz.
Gerçekten de salgından bihaber olmasın!
Yarın “Haberim yoktu, O ara biraz dalgındım!” derse kimse şaşırmasın!
Yaşamadık mı bunları?


Umut bu kadar kırılır mı?
Hani korona yüzünden evlere tıkıldık da, bu süreçte hayat felsefemizi avuçlarımıza alıp yeniden biçimlendirmeye çalıştık ya!
Hani korona; zenginini, fakirini, sanatçısını, profesörünü, hatta devlet başkanlarını bile yakalayıp indirince, bundan böyle sistemlerle birlikte insanlar da değişecek, dünya başka bir yer olacak diye güzel bir hayale kapıldık ya!

•••

Şu, Kayseri Mezarlığı’nın önünde; 324 gün süren açlık grevini sonlandırdıktan iki gün sonra yaşamını yitiren “İbrahim Gökçek’in cesedini mezarından çıkartıp yakacağız!” diye direten güruhu görünce bu umudum yeniden korona öncesi düzeye düştü.

Bas gitar çalarak devleti yıkmaya azmettiğine karar verilen buna mukabil grubunun konserleri yasaklanmasın diye ölümü göze alan bir insanın cesedine bile bu tahammülsüzlük nasıl oluşabilir?

•••

Üç kişi, beş kişi olsa, üç beş meczup der geçerdik.
Maalesef Devlet Bahçeli’nin bile reddederek örgütünden attığı, ilinin gençlik teşkilatını toptan kapattığı bir kamyon “adam”!

Üstelik örgütten atıldıktan sonra tekrar mezarlığın önünde toplanarak polislere: “Mezarı sonsuza kadar beklemeyeceksiniz ya!. Siz gidince çıkartıp yakacağız!” diye ısrar eden yirmili yaşlarında, ruhları yitip gitmiş, zihinleri ırkçılığın, mezhepçiliğin karanlık dehlizlerinde dağlanmış genç insanlar!

Giriştikleri ilkel niyetli saldırı kadar, benim ve benim gibi iyimserlerin bu safiyane ‘korona sonrası’ umutlarını yok ettikleri için de “umuda tetikçilikten” yargı karşısına çıkartılmalılar!

Neden “tetikçilik”?
Çünkü bu zihin bataklığını yaratan o ergenlik sınırındaki insanlar değil! Bu reklektif, yansıtmacı iklimi yaratan sosyal, siyasal ve ekonomik sürecin bütün vebali ayağı çizmesiz bırakılıp bu bataklığın içine kaymasına göz yumulmuş “bu zavallılara” yüklenemez.

Erdoğan: “Ülkemizi dünya nezdinde karalayan, küçük düşüren, koronadan daha beter virüslerden söz ediyordu ya!
Buyursun!.. İz sürmeye buradan başlasın!..
—–

KARİKATÜRİST KİMDİR?

Özellikle Siyasilerin Okuması Dileğiyle!

“Neden hep eleştiriyorsun?
İktidar hiç mi iyi birşey yapmıyor?” diye soruyor bir okur..

Zaman zaman mizah yapanlara sorulur.
İlk bakışta haklı bir soru gibi görülür ama ben, çizgi yaşamını gazete-dergi karikatüristi olarak sürdüren bir mizah emekçisi olarak kendi alanıma düşen bölümünden anlatayım.

…

‘Gazete-dergi karikatüristi’ aslında bir tür toplum polisidir.

Toplumun kendisine verdiği bir görevi bedeli mukabili yerine getirir.
İşi budur. Görevi ‘Erk’ tanımına giren ‘egemen güçleri’ eleştirmektir.
Üsluplar, yöntemler, kişiler, ülkeler, yayınlar değişir ama görev değişmez.

Eleştirilecek olan güç, yeri gelir iktidar olur, yeri gelir patronlar olur, yeri gelir askerler olur, hakim olur, hakem olur, devlet olur.. Olur oğlu olur.. Dayak atma yetkisine sahip kim varsa eleştirilecek güç odur.

Toplum, bu “özel polisine” der ki; “Bizim yerimize bu muhalefet işini sen yap.
Sen hep muhalif ol! Binada her şey mükemmel gibi görünse de duvarda yağmurdan dökülen boyayı, çatıdaki kırık kiremiti sen çiz.
Çiz ki o da düzeltilsin.. Eksik aksak kalmasın..
Birinin işi bunları hatırlatmak olsun..
Bu da sen ol!..”

Toplum karikatürcüyü uyarır!.. “Ha! sen sakın ola “yağcılık, yandaşlık” yapma!..
O görevi verdiğimiz bol miktarda adam var. ‘Yardımcı’, ‘danışman’, ‘sağ kol’, ‘has adam’ gibi kadrolar açıyoruz bu işler için.
Sen o tarafını merak etme!” der..

•••

Ender de olsa, görev tanımını anlamamış, gücü ve gücün yaptığı işleri öven bir pozisyon almış, mizah emekçisi kisvesine bürünmüş kimselere de rastlanmaz değil..
Ama ona “soytarı” denir. Soytarılık da kurumsal bir iştir.
Kralı hoşnut etmek, kralın memleket sıkıntılarıyla bozulan moralini düzeltmek soytarının işidir.
Ama bilmelidir ki, kral ölünce soytarısı onunla birlikte gömülür!

•••

Mizahçının görev tanımı sadece bir ülkeye özgü değildir.
Almanya’da, Hindistan’da, Brezilya’da, Meksika’da, Amerika’da, Çin’de de olsa değişmez.
Bazı yerlerde biraz daha kolay bazı yerlerde biraz daha zor olur, bazı yerlerde ise bir süre neredeyse imkansız hale gelir o kadar.. Toplumun “Bunu biri yapmalı!” dediği bazen eğlenceli ama hakkıyla yerine getirildiğinde çoğu zaman da tehlikeli hale gelen bir iştir bu iş..
Karikatürist denilen “enayiler” bu işe talip olur.
Sonra başlarına gelmedik kalmaz! Ama kendi düşen de ağlamaz..

•••

Oğuz Aral, karikatüristi; “kendisine ekmek veren eli ısıran adam!” olarak tarif ederdi.

Hiç unutmuyorum. Ana muhalefet partisinin karikatürcülere verdiği bir davete katılmıştım. (12 Eylül 2010’da yapılan Anayasa Referandumu öncesi)
Bir kaç kelam etme sırası bana geldiğinde, konuşmamı şöyle bağlamıştım.
“Biz karikatürcüler, şimdi sizinle neden burada, aynı masada yemek yiyoruz?
Çünkü aynı taraftayız! Siz de muhalifsiniz. biz de..
Ama her şey istediğiniz gibi olur da yarın siz iktidar olursanız, biliniz ki biz yine sizin muhaliflerinizle birada yemek yiyor olacağız. Bunun için sakın bize kızmaya kalkmayın!”
——-

Akıllı telefonla şaka yapılmaz!

Vatandaşı, sokakta maskesiz yakalayınca ‘üç bin yüz seksen TL’ ceza kesmiyor olsalardı emniyet müdür yardımcısı ve Komiser’in, kiraladıkları çiftlik evinde, içerisinde yabancı kadınların da olduğu kalabalık bir heyetle alem yapmaları bu kadar tepki çekmezdi.
Kaldı ki, bizim milletimiz, ricale, ‘alem’i neredeyse hak görür!

•••

İnstagram görüntülerinden anlıyoruz ki, Baş komserim, tehlikeyi sezmiş.
Erik Dalı oynarken telefonuna davrananları görünce:
“Canlı yayın yapmayın ha!” diye de uyarmış.
Ama belli ki satıh, şişenin dip sularına yaklaştığı için kadere mani olunamamış.
Ekip, adeta kendi kendilerini sosyal medya aracılığı ile bildiğin gammazlamış!

•••

Rahmetli Aydın Boysan içmenin adabını belirlerken “Rakı, şalgamla ve salakla.. içilmez!” derdi.
Sağ olsaydı listeye kesinlikle “akıllı telefonu olan salakla!..” diye bir tashihi hiç sektirmeden eklerdi..


 

 

Bu gönderiyi paylaş
  • Share on Facebook
  • Share on X
  • Share on Pinterest
  • Share on LinkedIn
  • Share on Tumblr
  • Share on Vk
  • Share on Reddit
  • Mail üzerinden paylaş
https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2020/05/s400fuze-1.jpg 650 1122 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2020-05-19 00:53:412020-05-19 00:56:42Lomboz 15 Mayıs 2020
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Search Search

    Sayfalar

    • Anasayfa
    • Hakkında
    • İletişim
    • Pencere
    • Karikatür Yazıları

    Kategoriler

    • Bant
    • Canlı Yayın
    • Cumhuriyet GEZİ
    • Dünden Bugüne
    • Genel
    • İlüstrasyon
    • İzmir 9 Eylül
    • Karikatür Yazıları
    • Portfolyo
    • Vatan
    • Video

    Arşiv

    • Ekim 2026
    • Eylül 2026
    • Ağustos 2026
    • Temmuz 2026
    • Haziran 2026
    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Aralık 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Ağustos 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019
    • Şubat 2019
    • Ocak 2019
    • Aralık 2018
    • Kasım 2018
    • Ekim 2018
    • Eylül 2018
    • Ağustos 2018
    • Temmuz 2018
    • Haziran 2018
    • Mayıs 2018
    • Nisan 2018
    • Mart 2018
    • Şubat 2018
    • Ocak 2018
    • Aralık 2017
    • Kasım 2017
    • Ekim 2017
    • Ağustos 2017
    • Mart 2017
    • Şubat 2017
    • Ocak 2017
    • Aralık 2016
    • Kasım 2016
    • Ekim 2016
    • Temmuz 2016
    • Haziran 2016
    • Mayıs 2016
    • Nisan 2016
    • Ocak 2016
    • Aralık 2015
    • Kasım 2015
    • Ekim 2015
    • Eylül 2015
    • Temmuz 2015
    • Haziran 2015
    • Mayıs 2015
    • Nisan 2015
    • Ekim 2014
    • Ekim 2013
    • Aralık 2012
    • Ağustos 2005
    • Nisan 2005
    © Telif Hakkı - İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon - powered by Enfold WordPress Theme
    • Link to X
    • Link to Facebook
    Link to: Söyleşi Link to: Söyleşi Söyleşi Link to: Lomboz 17 Mayıs 2020 Link to: Lomboz 17 Mayıs 2020 Lomboz 17 Mayıs 2020
    Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön