Ankara’dan Piton Kaçtı
Bekçinin ifadesine göre, Piton gergin ve sinirliymiş.. “Yemek kapısını açtım, kapıya yaklaşınca korkup kaçtım!” demiş bekçi.. VATAN.06.2006
Bu başlık altında; ‘Bağımsız Gazetecilik’ tarafından kurulduğu 2002 yılından, Demirören’e satıldığı 2010 ortalarına kadar Vatan Gazetesi’nde çizdiğim siyasi karikatürleri içeren bir arşiv bulunuyor.. Vatan Gazetesi el değiştirdiğinde “ilk kapının önüne konulan!” gazeteci ben oldum.. Karikatürlerin çoğunun altında, çizdiğim gün yazdığım birer ikişer paragraflık kısa notlar bulunuyor.. Beni kovarken, “Valla ekonomik olarak çok zor durumdayız. Yoksa siyasi bir nedeni yok! ” demişlerdi. Sonra Mine Kırıkkanat’ı kovdular. Necati Doğru gitti. Sonra Can Ataklı, Mustafa Mutlu.. Böyle boş kalınca düşündüm. Biz bu bir kaç kişi ne para alıyormuşuz ki gazete bizi masraftan düşünce batmaktan kurtuldu. Hala yaşamaya devam ediyor!.. Yazıklar olsun bize! Kaç kişinin ekmeğiyle oynuyormuşuz az kala..
Bekçinin ifadesine göre, Piton gergin ve sinirliymiş.. “Yemek kapısını açtım, kapıya yaklaşınca korkup kaçtım!” demiş bekçi.. VATAN.06.2006
Sevgili ombdusmanımız, baş müzakerecimiz, bir kayboldu pir kayboldu.. Sesini duyana aşkolsun!
Biri bitmeden başka biri başlıyor. Kuş gribinin travması daha geçmeden kene çıkıverdi sahneye… Acaba diyorum aşırı iletişim hastalığının semptomları mı bunlar. Sanki bişeyleri gereğinden fazla biliyoruz artık…
Tuz koktu’ diyen miletvekilini silkeleyiverdiler. Konuşulmayacaklar listesine tuz da eklenmiş oldu böylece…
,
Hiç tatil yapmadığını övünerek söyleyen bir turizm bakanımız var. Bence iyi bişey bu.. Olaya dışarıdan bakabiliyor… Kimsenin göremediği bazı detayları görebiliyor… Artık uyumuyor da üstelik.. E bundan iyisi şamda kayısı… Ben kendisini uyurken de severdim… Sakiin, deriiin, şu tempo çılgınlarının azdırdığı kaotik atmosferde bir sessizliiik.. Mavi sularda dingin bir denizanası motifi.. E turizm de bu değil mi birader!
Enflasyon lobisi diye bişey vardı.. Enflasyondan kazananlar, enflasyonla var olanlar.. şimdi ne oldular bilmem.. Ama itiraf etmek gerekirse karikatürcüler de istemeden enflasyon lobisi içerisinde yer aldılar.. Niye diyeceksiniz? Ya, bu sevimli canavarı az mı çizdik, bundan az mı ekmek yedik biz!. Bak şimdi çizemiyoruz!.. Kırk yılda bir, bir kıpırtı olacak da çizeceksin.. E yazık değil mi bize de.. Ölelim mi?!..
Akla ziyan bir durum bu!.. Disiplin değil çözümü.. Okullara kalite taşımak lazım.. Eğitime para ayırmak lazım! Televizyon programlarında toplanan bağışlarla örgün eğitimin mali altyapısını toparlayamazsınız… 18 yaşında bir fidan.. ölen de fidan, öldüren de…
Erkeklerin maç sevdası ne kadar da ulvi bir sevda aslında.. Ahu ablanın sevdasıyla kıyaslandığında.. Ama yine de maçlara çok ara verip aileyi birbiriyle muhatap etmemek lazım.. Konu konuyu açıyor. Konu gelip paraya dayanıyor önünde sonunda.. Al sana çekirdek ailenin ek yeri.. yermisin yemez misin?!
Ziya Gökalp’in Camiler kışlamız, kubbeler miğferimiz, minareler süngümüz.. diye devam eden dizelerine “türbanlar paraşütümüz..” diye bir mısra eklediler fiilen.. Yanlış oldu tabi.. En çok da önceden bir sorunları olmayan türbanlı kızlarımız zarar gördü bu mısradan… Uçmak güzel bişey de bu işin bir de yere konması var.. Türkiye yıllar sonra yakaladığı bir “tek başına iktidar” şansını böyle hesapsızca heba edecek kadar lüksü olan bir ülke değil ki..
