1_9328_28112008_1
Bu nasıl bir güçtür ki,
Bu başlık altında; ‘Bağımsız Gazetecilik’ tarafından kurulduğu 2002 yılından, Demirören’e satıldığı 2010 ortalarına kadar Vatan Gazetesi’nde çizdiğim siyasi karikatürleri içeren bir arşiv bulunuyor.. Vatan Gazetesi el değiştirdiğinde “ilk kapının önüne konulan!” gazeteci ben oldum.. Karikatürlerin çoğunun altında, çizdiğim gün yazdığım birer ikişer paragraflık kısa notlar bulunuyor.. Beni kovarken, “Valla ekonomik olarak çok zor durumdayız. Yoksa siyasi bir nedeni yok! ” demişlerdi. Sonra Mine Kırıkkanat’ı kovdular. Necati Doğru gitti. Sonra Can Ataklı, Mustafa Mutlu.. Böyle boş kalınca düşündüm. Biz bu bir kaç kişi ne para alıyormuşuz ki gazete bizi masraftan düşünce batmaktan kurtuldu. Hala yaşamaya devam ediyor!.. Yazıklar olsun bize! Kaç kişinin ekmeğiyle oynuyormuşuz az kala..
Bu nasıl bir güçtür ki,
İçerideki liberallerden sonra dış destekçileri de Erdoğan’ı terketmeye başladı. The Economist, Erdoğan’ın gidişini nazikçe "endişe verici" olarak tanımlarken IPI Başkanı açıkça "Diktatörce" diye tanımladı. Dün Avrupalılaşmanın en yeni motoru olarak tanımlanırken bu gün son kullanma tarihi geçmiş bir ürün gibi davranmaları, gözlerinin yeni açıldığını mı gösteriyor, işlerinin bittiğini mi?
Krizde, en önce dünyaya not veren şirketler battı! Sadece günü yorumlamakla yetinen yerli-yabancı bütün uzmanlar susmuş durumda. Çünkü kimse kendini krizin seyri ile ilgili konuşabilecek yeterlilikte bulmuyor. Ama bizim Başbakan "Teğet" inceliğinde ölçümlerden sonra, "Kriz zirveye ulaştı, simdi de inişe geçti" tespitini alenen tavzih ve tefsir edebiliyor. Bu kriz de, ekonomi uzmanlarına kapak olsun!
Listelere, önceki seçime göre 6 milyon seçmen ilave oldu. Seçmen sayısı bir artıyor bir azalıyor.. O da kur gibi dagalanmaya birakıldı zaar!.. Herşeye rağmen demokrasiyi tek tutturduğumuz yer yine de sandık başı. Bu fırsatı kullanmayanın yarın beğenmediği yönetici için "bunları da başımıza kim getirdi?" demeye hakkı yok. "Sen getirmemek için ne yaptın?" diye sorarlar adama..
Kriz anketi tartışılıyor. Yaşadığımız kriz L tipi kriz mi yok sa V tipi mi?.. Bilince ne farkedecekse!..
2002 seçimerinde 41 milyon olan kayıtlı seçmen sayısı 2004 seçimlerinde 43 milyona çıktı. 2007 seçimlerinde 42 milyona düştü ve iki yıl içinde 48 milyona yükseldi.. seçmen sayısı, ortalama nüfus artış hızından nasıl bu kadar bağımsız hareket eder belli değil. Bu hesap köy bakkalından bile döner!
Eveet.. Balta döndü sap döndü.. olay yine gelip ümüe dayand!. Ne diyor paray veren, "Paray veririm ama, garibana yaplan saglk harcamalarn ks, memurun ve devlet iflçisinin maafl artfln durdur, cari harcaman düflür, % 8 olan baz KDV leri arttr yani dolayl zam yap.." Hani ümük sktrtmayacaktk?!..
14 yaşında bir çocuğa taciz suçlamasıyla yargılanan ve “olay, çocukta depresyon yaratmadı” gibi bir adli tabip raporuyla tahliye edilen Vakit Gazetesi yazarı Üzmez, beraat etmiş değil ki!.. Bir uyarı bulunup tahliye edilmiş… Kendisi bile “şeytana ve nefsime kırgınım” diye şer-i ifşa eylerken, onu şevk ve iştiyakla savunanlara ne demeli?!.
Nedir bu IMF afraları tafraları şimdi? Daha Mayıs ayında biten son stand By’ın mürekkebi kurumadı. 60’lardan bu yana 20 nikah tazeleyen bizim hükümetlerimiz değil mi bu imf ile.. Öz üretime dönmeden, sat-kaç ekonomisi ile imf’den kurtuluş varmış gibi!..
VATAN- 01.11.2008 – Botaş, doğalgaza bu yılın bilmemkaçıncı zammını yaparak dogalgazın fiyatını bu yıl toplamdı %82,5 arttırmış oldu. Krize rağmen %82,5 oranında ne arttı ki doğalgaz bu kadar zamlandı? Bu sorunun tek cevabı “kötü” yapılmış alım sözleşmeleri olmalı!.. Alım sözleşmesi neden yükü halkın sırtına bindirilecek kadar kötü yapılır? Bunun cevabını da yakında sayın Kemal Kılıçdaroğlu bulacaktır merak etmeyin..
