İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon
  • Anasayfa
  • Hakkında
  • İletişim
  • Pencere
  • Karikatür Yazıları
  • Click to open the search input field Click to open the search input field Ara
  • Menu Menu
bulent

LOMBOZ 21 Ağustos CUMA

21 Ağustos 2020/0 Yorumlar/in Karikatür Yazıları/tarafından bulent

 

Bu Karikatürcünün Sözünü Dinleyin!

Artık dünya değişti.

Komşunuzun çocukları sizi sevmezse, komşunuzun sizi sevme, sizinle iyi geçinme şansı kalmıyor.

Komşunuzla iyi geçinmek ve mutlu olmak için öncelikle onların çocukları ile aranızın iyi olması şart.

Halbuki eskiden öyle değildi.

Çünkü sizin evde, duvarların ardında, komşunuz hakkında yaptığınız dedikodulardan, ettiğiniz küfürlerden komşunuzun çocuklarının haberi olmuyordu.

Komşunuz bunu hissetse de, komşuluk hukuku hatırına vaziyeti idare edebiliyor, görmezden gelebiliyordu.

…

İnternet’le her şey değişti.

Komşunun çocukları sizin evi canlı izlemeye başladı..

Hem de sizin çocuklarınızın paylaşımlarıyla..

Ha keza sizin çocuklarınız da komşunun evinin içerisinde olup bitenlerden haberdarlar.

…

Çocuklarla, anladığınız gibi ülkelerin kamuoyunu, vatandaşlarını kastediyorum.

Her gün bir yenisi üretilip kullanıma açılan iletişim uygulamaları ve sosyal medya üzerinden ortaya çıkan hızlı ve yaygın bilgilenme olanağı, özellikle batılı ülkelerde 2000’li yıllara kadar yönetimler üzerindeki etkisi nispeten zayıf olan ‘kamuoyunu’ aktif ve etkili güç haline getirdi.

O batılı ülkeler ki, ekonomik olanakları sayesinde dünyanın geri kalan ülkelerinin çoğunu yönlendirme gücüne sahip.

…

Artık, siz dünyanın bir ucunda, bir ülkenin kamuoyunu irite edecek, onları kaybedecek bir cümleyi sarf ettiğinizde, bunun olumsuz yanıtını onların yönetimlerinden almak durumundasınız.

Çünkü onların yönetimleri buna kayıtsız kalırsa bunun cezasını sandıkta azalan oy olarak görürler.
…

Biraz daha açalım.

Recep Tayyip Erdoğan, bir “islamcı siyasetçi” olarak batı kamuoyuna sunulduğunda büyük sempati topladı.

İslamcı siyasetçi denildiğinde hafızasında, bir elinde kalaşnikof, bir elinde kılıç, beline kadar sakalı ile El kaide militanlarının fotoğrafı olan batı kamuoyu; karısının elinden tutarak yürüyen, kravatlı, traşlı temiz yüzlü, boylu poslu  Erdoğan’ı görünce “işte bu!” dedi.. “İslamcı siyaset böyle figürler tarafından temsil edilmeli!.”

…

Aradan yıllar geçti..

Komşunun çocukları aynı figürün farklı fotoğraflarını görmeye başladı.

Hollanda’ya “Bunlar Nazi kalıntısı! faşist!” dediğinizde Hollanda kamuoyu bunu aynı gün canlı izledi.

Washington’da, Cumhurbaşkanı korumaları göstericileri tekmelerken Amerikan kamuoyu bunu aynı gün canlı izledi.

İktidar destekçisi gazetenizin Almanya Başbakanı’na Hitler bıyığı takıp Hitler selamı verdirerek üzerine sürmanşet “HEIL MERKEL” yazdırdığında, Alman kamuoyu bunu aynı gün canlı okudu.

Gezi olaylarında eylemcilerin üzerine yağmur gibi yağdırılan gaz bombalarını, kafaları gözleri patlatılan çocukları batı kamuoyu canlı izledi. İngiltere İçişleri Bakanı, kendi kamuoyunu teskin etmek için panik halinde “Türkiye’ye biber gazı satışını durdurduk! Aman ha, zinhar biz vermiyoruz!” açıklamasını yapmak zorunda kaldı.

Batı’ya doğru ‘salıverilme tehditleri’ eşliğinde, sınır boylarında bir şantaj unsuru görüntüsü veren sığınmacı perişanlığını bütün dünya kamuoyu canlı izledi.

Son olarak Diyanet İşleri Başkanı’nın, eline kılıcı alıp, Ayasofya hutbesinde verdiği manalı pozu başta Rusya ortodoksları olmak üzere, dünyanın bütün ortodoks kamuoyu canlı izledi.

Bu ve benzeri canlı izlenmelerle Erdoğan ve yönetimi, başlangıçta yanına aldığı batı kamuoyunu maalesef tümden kaybetti.

…

“Biden, neden böyle konuştu?” sorusu yanlış!

“Seçime giden Biden’i ya da yeni bidenleri böyle konuşmak zoruda kim bıraktı?” sorusu doğru soru.

Göreceksiniz. Amerika’da seçim günü yaklaştıkça Trump da aynı minvalde celallenecek!

Sonuç olarak artık sadece Batı değil, Orta Doğu kamuoyu da Erdoğan ve yönetimini istemiyor!

Bu ülkelerin yönetenleri, kendi kamuoylarına rağmen, isteseler de Erdoğan ve yönetimi ile işbirliği yapamazlar..

Çünkü çocukların sevgisini kaybettiniz!

…

Bu bir durum tespiti!

Bunu Türkiye düşmanlığı olarak görmek anlamsız.

Artık bu tepkiye neden olan hesapsız, pusulasız çıkışların muhasebesini yapmanın da bir yararı yok.

…

Türkiye için yapılması gereken tek şey var.

Tam da müjde günü bu yapılır mı diyeceksiniz ama tek çözüm Erdoğan ve ekibinin istifa edip gitmesi!

Reaksiyona aynı kimyasalları sokarak farklı bir sonuç çıkaramazsınız.

Einstein diyor ki “Hiç bir sorun, o sorunu oluşturan bilinç düzeyiyle çözülemez!”

Bu ülkenin insan kaynağı çok daha iyisini yapacak durumda ve atıl bekliyor!..

Ülke’nin önünü daha fazla tıkamayın!

—

 

 

Rekabetçi kur ne ki?

 

Hastasıyım..
Hep böyle güler yüzlü, hep böyle pozitif, hep böyle bulutların üzerinde nasıl olunur?
Berat Albayrak’ı diyorum!
Adam açım diyor, Berat Bey mütebessim. Çokomel filan diyor. Eti puf diyor.. sağ kolunun dirseğini doksan derece kırıp “Devrim!” diyor..
Biraz açı farkıyla onu da tutturuyor. Devrimcilerin bile bir kısmı “sol kolu” devrim kolu olarak bilirler. 

Gerçekte, sol değil, sağ dirsek 30-40 derece kırılır. Devrimciler  “Sağ yumrugi ile gögi dögerler!”

Fıkrasını yazının sonunda anlatacağım.

…

Berat Albayrak “Dövizin iniş çıkışından rahatsız olmayın.  Sonuçta rekabetçi kur’a geçtik. Olur böyle şeyler” diyor. “

prof. Hayri Kozanoğlu ise buna karşı çıkıyor. 

Döviz Kurunu hasta tansiyonuna benzetiyor.  

Berat Albayrak’ın bu yaklaşımını ise “tansiyon bu iner de çıkar da. Var mı başka şikayetin?” diyen bir doktorun vurdumduymazlığı olarak betimliyor.

..

Yani demek istiyor ki Berat Albayrak Ekonomi Bakanı değil de tıp doktoru olsaydı tansiyonu hızla yükselen hastaya ” endişelenme,  olur böyle şeyler deyip onu evine gönderecekti. Allah muhafaza, ya anaflaktik şok ve kalp durması ya beyin kanaması.. Hasta sizlere ömür!

…

Yönetenlerin, duruma göre izahat geliştirmek yerine, soruna göre çözüm geliştirmeleri gerekir.

…

Gelelim fıkraya. Aslında fıkra değil, aynı ile vaki.
İbrahim Abi, bir malum oturumda anlattı.
68 Kuşağı devrimcileri, yaşlarını başlarını almış, Mustafa isimli bir arkadaşlarının köydeki evinin bahçesinde masayı kurmuşlar. Eski günleri yad ediyorlar..
Bir de dedesi var Mustafa’nın. Evin verandasında sedirde bağdaş kurmuş oturuyor. Onları izliyor.
Lakin Dede Alzheimer ortalarında. Hafıza gidip geliyor.
Masaya doğru bağırarak sesleniyor:

“La Mustafağ!”

Mustafa aynı yüksek tondan cevap veriyor:

“He dede!”
“Hanı siz yumrugiz ile gögi dövirdiniz ya?!”

“He dede!”
“O işten bişey çıktı mi?”
—-

—–

Bu gönderiyi paylaş
  • Share on Facebook
  • Share on X
  • Share on Pinterest
  • Share on LinkedIn
  • Share on Tumblr
  • Share on Vk
  • Share on Reddit
  • Mail üzerinden paylaş
https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2020/08/Joe_biden.jpg 650 1122 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2020-08-21 22:22:372020-08-21 22:22:37LOMBOZ 21 Ağustos CUMA
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Search Search

    Sayfalar

    • Anasayfa
    • Hakkında
    • İletişim
    • Pencere
    • Karikatür Yazıları

    Kategoriler

    • Bant
    • Canlı Yayın
    • Cumhuriyet GEZİ
    • Dünden Bugüne
    • Genel
    • İlüstrasyon
    • İzmir 9 Eylül
    • Karikatür Yazıları
    • Portfolyo
    • Vatan
    • Video

    Arşiv

    • Kasım 2026
    • Ekim 2026
    • Eylül 2026
    • Ağustos 2026
    • Temmuz 2026
    • Haziran 2026
    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Aralık 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Ağustos 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019
    • Şubat 2019
    • Ocak 2019
    • Aralık 2018
    • Kasım 2018
    • Ekim 2018
    • Eylül 2018
    • Ağustos 2018
    • Temmuz 2018
    • Haziran 2018
    • Mayıs 2018
    • Nisan 2018
    • Mart 2018
    • Şubat 2018
    • Ocak 2018
    • Aralık 2017
    • Kasım 2017
    • Ekim 2017
    • Ağustos 2017
    • Mart 2017
    • Şubat 2017
    • Ocak 2017
    • Aralık 2016
    • Kasım 2016
    • Ekim 2016
    • Temmuz 2016
    • Haziran 2016
    • Mayıs 2016
    • Nisan 2016
    • Ocak 2016
    • Aralık 2015
    • Kasım 2015
    • Ekim 2015
    • Eylül 2015
    • Temmuz 2015
    • Haziran 2015
    • Mayıs 2015
    • Nisan 2015
    • Ekim 2014
    • Ekim 2013
    • Aralık 2012
    • Ağustos 2005
    • Nisan 2005
    © Telif Hakkı - İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon - powered by Enfold WordPress Theme
    • Link to X
    • Link to Facebook
    Link to: Okullar Açılamıyor! Link to: Okullar Açılamıyor! Okullar Açılamıyor! Link to: LOMBOZ 23 AĞUSTOS 2020 Link to: LOMBOZ 23 AĞUSTOS 2020 LOMBOZ 23 AĞUSTOS 2020
    Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön