İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon
  • Anasayfa
  • Hakkında
  • İletişim
  • Pencere
  • Karikatür Yazıları
  • Click to open the search input field Click to open the search input field Ara
  • Menu Menu
bulent

Mühim Hatıralarım 22 Mart Pazar

24 Mart 2020/0 Yorumlar/in Karikatür Yazıları/tarafından bulent

 

MUHİM HATIRALARIM

MUHİM HATIRALARIM

Alkış derken Gezi’ye gelmeyelim!

Tembih ettim. Külliye’ye kargocu bile sokmuyorum. Kimseye güvenim yok.

Zira bu korona denilen illet o kadar ufak ki, Orhangazi Tıp’tan fahri doktoram olması hasebiyle bir miktar biliyorum. Şişe dibi camlı gözlüğün olsa, bu musibetleri göremezsin. Belli bir yaşın üzerindekilere affı da yok. Sen denizi geç, gel derede boğul!

Ellerimi kolonya ile ovalamaktan bitap düştüm. Allahtan kolonya sıkıntımız yok!

-Kimsenin evinden dışarı çıkmaması bir nevi iyi.. En azından “Gezi olayı” gibi bir risk yok. Millet sağlık çalışanlarını alkışlayalım demiş.
Kendi kendime;
“Bunda bişey yok! Çıkın balkona, pencereye, alkışlıyor musunuz, o acayip tesis dansından mı yapıyorsunuz! Ne yaparsanız yapın!” dedim ama sonra da huylandım. “Bunlar alkış malkış derken gaza gelip sokaklara inerlerse!” diye düşündüm. Gezi’den önce de böyle balkonlardan tava, tencere çalmamışlar mıydı?.. Haydaa! buyur bakalım!..
Aldı beni bir vesvese!
Öte yandan, Külliye’ye bile gitmiyorum. Toplantı yapmıyorum. Kendimi Kısıklı’ya kapadım. Sosyal mesafeye bir metre, siyasal mesafeye sen de yüz metre katmışım. Konutun bahçesine bile kimseyi almıyorum neredeyse..

Aradım Mehmet ile İbrahim’i; ”tele konferans yapın, mühim bir hadise var!” dedim. Mevzuyu anlattım.

İbrahim, “Biz arkadaşlarla istişare edelim. Bir hal çaresi buluruz!” dedi.

Bir saat kadar sonra beni aradı.. “Bulduk!” dedi.. Meraktayım tabi!.
“Ne buldunuz?” diye sordum!

“Efendim, bu akşam balkona çıkıp yengeyle birlikte siz de alkış yapın, biz televizyonları çağıralım. Akşam haberlerinde çıksın. Sorun kendiliğinden çözülür! Gitgide süner!” dedi.

Çıktık alkışladık dediği gibi..Bakalım ne olacak?!

Yalnız, bu çocuk problem mi çözüyor, bana mı çakmaya çalışıyor? Bir netleştirebilsem, ne yapacağımı biliyorum onun o İngilizce konuşan çenesine..

Fakat laf aramızda öyle bir hakim ki kefere lisanına, yabancı misyon toplantılarında, o kara yağız İspirli tipini görmesen Aha, İngiliz lordu konuşuyor, şimdi de parmağını şıklatacak sanırsın!..

—

Bir özeleştiri!

Tebdili kıyafet edip vatandaşın korona ile ilgili durumunu tespit edeyim dedim. İyi fikir değilmiş. Virüse karşı ‘kıyafet tebdilinin’ bir anlamı yokmuş tabiyatıylan. Külliyen vazgeçtim.

Külliyen deyince aklıma geldi. Külliye’de bütün odaları dezenfekte edin, öyle döneyim dedim. Üç gün oldu.
Daha yarısı bile bitmemiş.
Bir özeleştiride bulunmak icabederse bu durumu da öngöremedik tabi..
Yoksa bu kadar çok odalı bir yer yaptırmanın manası yoktu.
Yine kandırıldık desem olmayacak. Zira fikir benim!..
Bu defa, kendi kendini kandıran sensin diyecekler!..
Bir o kalmıştı zaten.

—

Uçak biletinde KDV’yi neden düşürdük?

İnsanlar da duyarlı olacak. Sadece bizim yöneticiler olarak duyarlı olmamız bir şey ifade etmiyor.

Korona destek paketi açıkladık. Amaç vatandaşa hizmet. Bunun ötesi var mı?

Misal bu sıkıntılı dönemde uçak biletindeki KDV’yi yüzde bire çektik. Sebep ne? Sebep şu!

Şöyle söyleyeyim.. Eee.. Şey!.. Sebep şu ki!..

Bir dakika!.. Tünele gi..  Yok telefon çaldı!..

…

Evet sevgili günlük! Nerede kalmıştık? Ha!.. Destek paketini tarihe not düşüyordum..

Paketin ikinci önemli unsuru ev satın almak için çekilen kredi oranını yüzde seksenden yüzde doksana çıkardık.
Korona nedeniyle dışarı çıkıp satılık ev arayacak değilsiniz tabiyatıylan.
Diyelim ki eş dost haber verdi.. Veya internetten, misal 100 bin TL’ye bir ev buldunuz..
Krediye de uygun!
Bankaya gidiyorsunuz, banka size eskiden 80 bin TL kredi verirken şimdi 90 bin TL kredi verecek. Cebinizden üste yirmi yerine on bin çıkacak!..
Güzel değil mi? Güzel!.
On bin TL daha fazla kredi almış oluyorsunuz..

Bazı gafiller diyor ki; “Bunun korona ile ne ilgisi var? Bunun batan müteahhitleri kurtarmak için yapıyorsunuz!”

Peki ben de soruyorum! Müteahhit korona olmaz diye bir ayet mi var? Ayrıca koronadan korunmanın en önemli unsuru nedir? Evden çıkmamak! Peki ben şimdi tekrar soruyorum! Senin bir evin yok ise evden çıkmama uyarısına nasıl riayet edeceksin? Allah bunlara akıl fikir versin!..

Pakette emeklilerin bayram ikramiyelerini bir ay öne çektik. Az şey mi? Şimdi de diyorlar ki:
“Erken verince para da erken bitecek. Biz bayramda torunlara ne dağıtacağız?”
“E kardeşim! Koy bir kenara, harcama! Bayram gelince ver torununa mı vereceksin, komşunun çocuğuna mı dağıtacaksın.. “ diyorum!..
“O zaman da bir ay erken vermenin ne manası kaldı?” diyor.
Devlet ricalinde, her şeye de mantık çerçevesinde bakmak doğru değil demek ki!
Bazen “adaam sen de!” demeyi de bilmek lazım!

—

Meclis etkisiz değildir

Yüce Meclisin, bu kaotik atmosferde açık olmaması iyi.
“Meclisin etkisi kalmadı!” diyorlar ya! Buyrun ben izah edeyim!.. Mecliste bir tek koronalı olsa inan olsun, daha ikinci gün 650 kişi bunu birbirine bulaştırır.
Nihayet son oturumda gördük! Resmen birbirini ısırıyorlar. Biz hafif bir okşayın dedik!.. Isırmak ne?
Tutanaklara ısırmalar, tırmalamalar geçiyor. Hadi sıra kapaklarını vurdun! Isırmak niye?

Gerçi şahsıma hakaret ederek “bilmem ne” diyen adamı bizzat ısırsınlar. Ona da bir şey dememem lazım ama görüntü iyi değil. Biz devlette itibardan tasarruf olmaz diyoruz. Adam ısırıyor!.
Bu korona denilen illet ısırıktan da geçiyor. Hem ısırana, hem de velev ki ısırdığı şahısta var ise ısırılana geçiyor.
O da bir nevi temas.
Bu bizim bilim kuruluna telefon etmek suretiyle sordum. Hakikat böyle!
Şimdi diyelim ki bu 650 kişi, ısırarak tepişerek birbirine bulaştırdı.
Sekreteri, basını, görevlisi sen buna üç bin de!..
Akşam evde hanımları çocukları derken çarpan etkisini de hesap et!
Sen etkiyi gör o zaman!..
E, hani Meclis etkisizdi?!

—

Telefondan sirayet etmediği malum

Bir de, ben bu yabancı zevat ile artık telefonla görüşüyorum ya! Dillerini anlamam etmem.
Tercüman aracılığı ile görüşüyorum elbette.
Telefondan sirayet etmediğini biliyoruz.
Fakat bu sefer benim bu tercümanlar ağzımın içinde.
Buna bir çare bulmak lazım!
Bekiri bilirsiniz!
Hani bu tavuk eti zehirli mi değil mi diye bir düzenek kurmuştu ya makamda. Bir düzenek de bu korona için kur bakalım demek için aradım!

Evdeyiz, meşgale lazım. Latife olsun diye takılacağım.
Neyse, aradım bunu.. Ne deseler beğenirsin?
Hastaneye test yaptırmaya gitmiş. “Niye, hayırdır?” diye sordum.
Düzenek kurmaya kalkmış gerçekten de!
Düzeneğe virüs bulaştırmak için birkaç kaçak ümreciyi getirtip öksürtmüş.
Ama kendisi kapmış virüsü..
Durduk yerde icat çıkarmamak lazım.

Erzurumdan gelen üç ton dut pekmezini evin çevresindeki vatandaşa dağıttırdım.
Uçakta “Ben her sabah bir kaşık yerim! Virüs’e iyi gelir!” dedim diye kamyonla göndermiş mübarek adamlar.
Virüse iyi gelir dediysek, belki virüse de iyi gelir!.. Yani virüs de dut pekmezini seviyor olabilir!
Öte yandan, biliyoruz ki Erzurum serhat şehri.  Yani İran’a yakın. Zaten “serhat” ne demek? Sınır demek. İran kavrulmuş gidiyor..
Ben bu pekmezi nasıl yiyeyim tek başıma.. Tek kaşık almadım..
Dağıttım gitti kapış kapış. Birer paket çay da attım yanında yine..

“Serhat” dedim de Aklıma geldi.. Bu bizim Tansu Hanım, vaktiyle başbakan filanken, miting için gittiği her şehirde, kürsüye çıkıp “Eey Serhat Şehri Konya!, Eey serhat şehri Adıyaman!” diye başlardı konuşmaya..
Çok gülerdik.
Serhat’ı ne sanıyorsa artık!..
Neyse, Yine de fazla gömmek istemem. Zira bu kesintisiz iktidarı biraz da ‘o serinin’ bu engin zeka ve yeteneğine borçluyum.

Korona affı konusu

Korona destek paketinin bir parçası olarak bu ceza evlerindeki bazı tutuklu ve hükümlüleri salacağız ama duydum ki bazıları çıkmak istemiyorlarmış!..
“Dışarıda hastalık var, işsizlik var, adaletsizlik var, adam kayırmacılık var, şimdilik burası daha güvenli!” diyorlarmış.
Öyle ya cezaevinde ekmek elden su gölden. Her gün somon füme yemiyorlarsa da açlıktan ölen yok!.. (Bir bu grup yorumcular hariç tabi.. Onlar da zaman zaman grev yapıp kendileri yemiyor!)

Neyse! Demişler ki “Bizi dışarı salmayın! Dışarıdan buraya koronalı adam getirmeyin yeter!..“

Yani suç işleyeni, koronası varsa içeri tıkmayalım mı?
Öyle şey mi olur? Yarın bu malum gazetecilerin hepsi para yalayıp korona pozitif testi alır. Benim tepeme çıkarlar!
Ben şimdi buna ne reaksiyon vereyim bilemedim!
Bizim danışman taifesine atayım topu.. Bakalım ne çıkacak!..

Bu gönderiyi paylaş
  • Share on Facebook
  • Share on X
  • Share on Pinterest
  • Share on LinkedIn
  • Share on Tumblr
  • Share on Vk
  • Share on Reddit
  • Mail üzerinden paylaş
https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2020/03/Koorna_fakir_Zengin.jpg 650 1122 bulent https://ibulentcelik.com/wp-content/uploads/2015/04/unnamed3.jpg bulent2020-03-24 01:42:282020-03-29 16:21:36Mühim Hatıralarım 22 Mart Pazar
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Search Search

    Sayfalar

    • Anasayfa
    • Hakkında
    • İletişim
    • Pencere
    • Karikatür Yazıları

    Kategoriler

    • Bant
    • Canlı Yayın
    • Cumhuriyet GEZİ
    • Dünden Bugüne
    • Genel
    • İlüstrasyon
    • İzmir 9 Eylül
    • Karikatür Yazıları
    • Portfolyo
    • Vatan
    • Video

    Arşiv

    • Ekim 2026
    • Eylül 2026
    • Ağustos 2026
    • Temmuz 2026
    • Haziran 2026
    • Mart 2026
    • Şubat 2026
    • Aralık 2025
    • Eylül 2025
    • Ağustos 2025
    • Haziran 2025
    • Mayıs 2025
    • Nisan 2025
    • Mart 2025
    • Şubat 2025
    • Ocak 2025
    • Aralık 2024
    • Kasım 2024
    • Ekim 2024
    • Ağustos 2024
    • Haziran 2024
    • Mayıs 2024
    • Nisan 2024
    • Mart 2024
    • Şubat 2024
    • Ocak 2024
    • Aralık 2023
    • Kasım 2023
    • Ekim 2023
    • Eylül 2023
    • Ağustos 2023
    • Temmuz 2023
    • Haziran 2023
    • Mayıs 2023
    • Nisan 2023
    • Mart 2023
    • Şubat 2023
    • Ocak 2023
    • Aralık 2022
    • Kasım 2022
    • Ağustos 2022
    • Temmuz 2022
    • Haziran 2022
    • Mayıs 2022
    • Nisan 2022
    • Mart 2022
    • Şubat 2022
    • Ocak 2022
    • Aralık 2021
    • Kasım 2021
    • Ekim 2021
    • Eylül 2021
    • Ağustos 2021
    • Temmuz 2021
    • Haziran 2021
    • Mayıs 2021
    • Nisan 2021
    • Mart 2021
    • Şubat 2021
    • Ocak 2021
    • Aralık 2020
    • Kasım 2020
    • Ekim 2020
    • Eylül 2020
    • Ağustos 2020
    • Temmuz 2020
    • Haziran 2020
    • Mayıs 2020
    • Nisan 2020
    • Mart 2020
    • Şubat 2020
    • Ocak 2020
    • Aralık 2019
    • Kasım 2019
    • Ekim 2019
    • Eylül 2019
    • Ağustos 2019
    • Temmuz 2019
    • Haziran 2019
    • Mayıs 2019
    • Nisan 2019
    • Mart 2019
    • Şubat 2019
    • Ocak 2019
    • Aralık 2018
    • Kasım 2018
    • Ekim 2018
    • Eylül 2018
    • Ağustos 2018
    • Temmuz 2018
    • Haziran 2018
    • Mayıs 2018
    • Nisan 2018
    • Mart 2018
    • Şubat 2018
    • Ocak 2018
    • Aralık 2017
    • Kasım 2017
    • Ekim 2017
    • Ağustos 2017
    • Mart 2017
    • Şubat 2017
    • Ocak 2017
    • Aralık 2016
    • Kasım 2016
    • Ekim 2016
    • Temmuz 2016
    • Haziran 2016
    • Mayıs 2016
    • Nisan 2016
    • Ocak 2016
    • Aralık 2015
    • Kasım 2015
    • Ekim 2015
    • Eylül 2015
    • Temmuz 2015
    • Haziran 2015
    • Mayıs 2015
    • Nisan 2015
    • Ekim 2014
    • Ekim 2013
    • Aralık 2012
    • Ağustos 2005
    • Nisan 2005
    © Telif Hakkı - İ. Bülent Çelik - Turkish Cartoon - powered by Enfold WordPress Theme
    • Link to X
    • Link to Facebook
    Link to: LOMBOZ 20 MART 2020 CUMA Link to: LOMBOZ 20 MART 2020 CUMA LOMBOZ 20 MART 2020 CUMA Link to: Lomboz 27 Mart 2020 Cuma Link to: Lomboz 27 Mart 2020 Cuma Lomboz 27 Mart 2020 Cuma
    Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön