Çılgın Projede Panik Atak

2011 Seçimleri öncesi açıklanan çılgın proje, açıklanmasından buyana sekiz yılı dokuza devirdi..
Sekiz yıl boyunca genel iktidarda da yerel iktidarda da AKP vardı.
Yerel iktidar değişip üstüne, AKP ‘içten dağılma’ sürecine girince proje yeniden ateşlendi.Neden ve kim sıkıştırdı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi CHP’li Nadir Ataman sordu.. “Ekonomik koşullar daha uygunken neden hayata geçirmediniz çılgın projenizi? Yüz binlerce metrekare yer alan Arap ve Ortadoğulu yatırımcılar serzenişte bulunduğu için mi süreç hızlandı”
Katar Emiri’nin, cevval annesi Şeyha Moza’nın bu bölgede yüz binlerce metrekare yer almış olduğunun belgelenmesi bu görüşü destekliyor!..
Tapu kayıtlarının, önünde sonunda ortaya çıkma gibi bir arızası vardır.
Bu pilav daha çok su kaldırır..

Cezaevlerinde kapasitesinin üç katı mahkum..

Türkiye’nin 110 bin kişi kapasiteli cezaevlerinde şu anda mevcut tutuklu ve hükümlü sayısı 280 bin kişi..
Neredeyse full kapasitenin 3 katı.. Yani bir yatağa neredeyse üç mahkum düşüyor.
Elbette, hükümlülerin açık cezaevlerine yönlendirilmelerinin süre, psikoloji gibi parametreleri var.
Bu durumda birinci sıradaki parametrenin bu mahşeri koğuşların kalabalığını azaltma baskısı olmadığını kim iddia edebilir?
Ciddi devlet “E suçlular zaten, varsın bu kadarına da katlansınlar!” deyip geçemez!
Evrensel hukuk diyor ki: “Kimseye aynı suçtan iki kez ceza verilemez!”
Devlet isen çözeceksin..
“Paranoid şizofreni” bile saptama yeteneğini yitirmiş bir yapı, cezaevlerinin yükünü hafifletmenin ceremesini bu ülkenin gencecik masum çocuklarını kurban ederek ödeyemez.

 

 

Fetönün sağlam ayakları

KPSS sorularını çalmış, ÖSS, ÖSYM cevap anahtarlarını yürütmüş. ALES , Polis okulu, askeri okul sınav sorularını yandaşlarına dağıtmış. Ehliyet, yabancı dil, özel eğitim, rehabilitasyon kurslarının bile sorularını iç etmiş. Danıştayı, sayıştayı,  yargıtayı ele geçirmiş. Askeriyeye yüzde seksen, polise yüzde doksan sızmış, Genel Kurmay Başkanı’nın, Başbakan’ın, Cumhurbaşkanı’nın harim-i ismetine kadar duhul etmiş. Magazinden hava kuvvetlerine, futboldan milli eğitime imam tayin etmiş. Ankara’da ‘Bale İmamı’ Konya’da ‘Etli Ekmek imamı’ makamı ihdas ederek her bulduğu boş araziye imam atamış, neredeyse rum ortodoks ruhban okuluna bile “imam” tayin etmiş; Karayollarından Köy işleri’ne, Yök’ünden Tek’ine, devletin bütün kurumlarının kalbini ele geçirmiş; amma velakin gel gör ki ‘Yüksek Seçim Kurulu’na yani namı diğer YSK’ya hiç dokunmamış.

Sinop Valisi’nin mandalina bahçesine kadar girmiş ama YSK gibi, devletin iktidar sahibini belirleyen, memleketin mührünü teslim eden kuruma hiç bulaşmamış.. Direksiyonu elinde tutan iktidar partisine hiç sirayet etmemiş..
Biz de safız ya anam! Bunu yemişiz!..
Şimdi AKP’nin cevap veremeyeceği soru şu: Her yere sızan Fetö, YSK’ya da sızdı mı?
Çünkü bu sorunun cevabı “evet!” olur ise ikinci soru “Fetö 2002’den,  2014’e kadar YSK’da ne yaptı? Yani hangi partiyi forse etti! CeHaPe’yi mi iktidara taşıdı?

İşte ‘YSK’da Fetö var’ diyememenin nedeni bu!
Zerre miskal “var!” derseniz, 2002’den bu yana yapılan tüm seçimler, sonuçları itibarıyla şaibeli hale gelecek!..  O yüzde elliler filan balon olacak! ‘Arkamızda halkın gücü’ diye höykünülen en kuvvetli payanda çökecek.. “Ölüleri bile mezardan kaldırıp oy kullandırın!” diyen sümüklü vaizin ölülerden kim için oy istemiş olabileceği, saf ve masum zihinleri meşgul edecek..
Acaba ölülerden komünist parti için oy istemiş olabilir mi?

Fetö borsası

Sudan’dan bile et ithal ediyoruz..

HDP’li Belediyelere yeni tutuklamalar

Zeminde çatlama

Santral Filtresi Takılır!

Nato zirvesi sonuç!